Yazan: Doruk Somunkıran
Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)
Tantunya gezi rehberimizin birinci bölümünde, Tantunya’ya uçuşumuz sırasında yaşadığımız macerayı, ikinci bölümünde ise havaalanından otele gidene kadar başımızdan geçenleri anlatmıştık.
Daha sonra gezi rehberi çalışmalarımıza ara vermek zorunda kaldık. Hatırlayacağınız gibi, ekibimizin gastro-antropolog üyesi Hidayet Külbastı havaalanından otele giderken kayıplara karışmıştı. Kayıp duyurusu yapmak için gittiğimiz polis karakolunda, yetkililer verdiğimiz eşkale dayanarak Hidayet’in sağlam ve atletik yapısından dolayı organ mafyası için cazip bir av olduğunu ve onlar tarafından kaçırılmış olabileceğini söylediler.
Ekibin diğer iki üyesi, ben ve fotoğrafçımız Müeyyide Taşdeler, göreve onsuz devam edip edemeyeceğimizi tartışırken, otelin hemen dışında toplanan heyecanlı kalabalığı farkedip merakla dışarı fırladık. Müeyyide kamerasını kuşanırken ben bir Tantuni gence yaklaşıp neler olduğunu sordum.
“Balabala!” diye bağırdı genç, ve heyecanla devam etti: “Balabala, büyük festival. Çok büyük. Hemen başlıyor, siz benimle gelin!”
Hidayet için endişelenecek zaman değildi, görev bizi çağırıyordu. Müeyyide ile gencin peşinden koşmaya başladık. Kalabalığın ortasına doğru ilerlerken, tuhaf üniformalı bir adam önümüzü kesti: “Siz turist?”
“Biz gazeteci” dedim, “balabala’nın fotoğraflarını çekmek istiyoruz.”
“Siz turist?” diye tekrarlayan adam bizi baştan aşağı süzerek yanındaki kutudan iki poşet çıkardı ve bize doğru fırlattı: “Giyin bunları. Kostüm çok önemli. Turist kırmızı.”
Poşetlerin içinde birer kırmızı tişört vardı. Yerel geleneklere saygılı olmak adına üniformalı adamın dediğini yaptık, hoş saygılı olmasak da fazla seçeneğimiz yoktu. Tantunya’da herkes Türkçe anlayıp konuşabildiği halde istemedikleri hiçbirşeyi söylememek gibi bir tavırları vardı.
O ana kadar itişe kakışa ilerleyebildiğimiz kalabalık, kırmızı tişörtleri giymemizle birlikte birden iki yana açıldı ve ikimiz, aslında geniş bir meydan olduğunu farkettiğimiz bir alanda, yoğun bir kalabalığın ortasında açılmış yuvarlak bir deliğin tam ortasında kalakaldık.
İkimiz ve bir de boğa.
Kocaman, koskocaman, ve de çok kızgın bir boğa.
Kalabalık bir anda sessizleşmiş, bizi izlemeye başlamıştı. Boğa bize dönüp burnundan şiddetli bir nefes verdi.
“Paniğe kapılma!” dedim yavaşça Müeyyide’ye. “Sakince geri çekilip kalabalığın içine karışalım”
“Lanet olsun!” dedi Müeyyide, boğaya kamerasının SLR düzeneğinden bakıp objektifi ayarlarken, “güneş tam tepede ve hiç gölge yok!”
“Saçmalama, kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar” dedim, yine usulca, “boğa bize saldıracak çünkü bir tek biz kırmızı giyiyoruz. Baksana, bizden başka herkes beyaz giymiş.”
“Evet, o yüzden güneşin altında deli gibi parlıyorlar zaten” dedi Müeyyide.
Müeyyide’nin mesleğine olan kayıtsız şartsız bağlılığı, başımızı ilk kez derde sokmuyordu. 2005 yılında Katrina fırtınası yüzünden New Orleans sular altında kaldığında kendisini Mississippi nehrinin gazabından zor kurtarmıştım. Bir an önce kendisine gelmesini sağlamalıydım.
“Çabuk o kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar!” diye bağırdım. Boğanın bizi tepelemesini seyretmeye hazırlanan kalabalık bunu duyunca önce şaşırdı, sonra gösteriye eklenen katma değeri farkedip coşkuyla tekrarlamaya başladı:
“Tİ-ŞÖRT! Tİ-ŞÖRT!”
Tezahürat yükselerek devam ederken çileden çıkan boğa da harekete geçti. Paniğe kapılıp tamamen kendimi kaybetmeden önceki son mantıklı anlarımda Tantunya’nın uzun yıllar İspanya’nın sömürgesi olarak kaldığını hatırladım; bu boğa eğlencesi de o dönemden kalma bir miras olmalıydı. Que mierda… Bize verilen kırmızı tişörtleri giymekle kendimizi boğa için canlı hedef haline getirmiştik. Tantunya’ya ilişkin az sayıdaki turistik belgede balabala’dan ve bu çılgınca oyundan neden hiç bahsedilmediği de ortadaydı; bu tuzağa düşen hiçbir turist memleketine sağ salim dönüp başına gelenleri aktaramıyordu. Kriz anlarında zaman elastiktir, öyle uzar gider… Müeyyide… kamerası… kırmızı tişört pek de yakışmıştı oysa… çocukluğum… ilk tren maketim… ve…
Gerisini ancak hayal meyal hatırlayabiliyorum. Kırmızı tişörtümü ne zaman çıkardığımı hatırlamasam da, onu boğanın önünde flama gibi salladığımı, iyice delirmesini sağladıktan sonra rock star edasıyla kalabalığın üstüne atladığımı ve kalabalığın panik içinde dağılmaya başladığını hatırlıyorum. Kaçışan Tantunilerin ardından olanca sesimle Türkçe bilgilerini sınayan birtakım sözcükler yağdırırken, boğanın, kırmızı tişörtü boynuna kravat yaptığım adamı kovalamadığını farkettim. Boğa geri dönmüştü. İnatla tişörtünü çıkarmayıp, fotoğraf çekmeye devam eden Müeyyide’ye ulaşmak üzereydi.
****
“Heryer karanlık” dedi Müeyyide.
“Karanlık değil, kafan bandaj içinde. O yüzden birşey göremiyorsun” dedim.
“Ölmedim mi?”
“Hayır, hastanedesin.”
“Kaç gündür?”
“Dört.”
“Kameram?”
“Yenisini alırız.”
“Hidayet?”
“Yan odada. Uzun hikaye, sonra anlatırım.”
“Peki ne zaman…”
“Birkaç gün içinde ikinizi de çıkaracaklar. Olay büyük yankı yarattı. Tantun hükümeti resmi açıklama yaparak özür diledi. Tüm hastane ve otel masraflarımızı onlar karşılayacak. Siz iyileşir iyileşmez gezi rehberine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Devlet konuğuyuz artık!”
Devam edecek (başımıza bir iş gelmezse tabii)…
Etiketler: gezi rehberi
“Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)” için 4 yorum yazılmış
Siz de yorum yazın
RSS feed for comments on this post · TrackBack URI
Bu yazıya link veren sayfalar (trackbacks, pingbacks)
-
oyyla.com
Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)…
“Çabuk o kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar!” diye bağırdım. Boğanın bizi tepelemesini seyretmeye hazırlanan kalabalık bunu duyunca önce şaşırdı, sonra gösteriye eklenen katma değeri farkedip coşkuyla tekrarlamaya başladı:
Saat: 2:21 pm, tarih: 8/8/08
… -
webiket.net
Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)…
“Çabuk o kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar!” diye bağırdım. Boğanın bizi tepelemesini seyretmeye hazırlanan kalabalık bunu duyunca önce şaşırdı, sonra gösteriye eklenen katma değeri farkedip coşkuyla tekrarlamaya başladı:…
Saat: 2:30 pm, tarih: 8/8/08 -
100puan.com
Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)…
“Çabuk o kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar!” diye bağırdım. Boğanın bizi tepelemesini seyretmeye hazırlanan kalabalık bunu duyunca önce şaşırdı, sonra gösteriye eklenen katma değeri farkedip coşkuyla tekrarlamaya başladı:
Saat: 2:50 pm, tarih: 8/8/08
…




Gezi Rehberi: Tantunya (Bölüm 3)…
“Çabuk o kamerayı bırak ve tişörtünü çıkar!” diye bağırdım. Boğanın bizi tepelemesini seyretmeye hazırlanan kalabalık bunu duyunca önce şaşırdı, sonra gösteriye eklenen…..
Saat: 2:10 pm, tarih: 8/8/08