«Önceki Yazı  ||  Sonraki Yazı»

Yazan: Küçük Maradona

Sokal hadisesi

Vallahi küfür değil. Fesat olmayın.

Bugün özellikle akademik hayat içinde kıvranan öğrencilerin ve akademisyen adaylarının hayatlarına yeni bir bakış açısı getirebilecek bir yazı yazayım dedim.

Hocalarınızın anlattıklarını anlamıyor musunuz? Derslerden sonra kafanızda anlamını bilmediğiniz garip tamlamalar mı dönüyor? “Varoluşsal göstergebilim”, “post-erojen konjonktürel devinim” ve niceleri sevgilinizle aranıza mı girmeye başladı? Tezinizi okurken aklınıza Maya diline benzer bir dilde konuşan bir mecha-papağan mı geliyor? ÖSS’ den beri gittikçe düşmekte olduğunu düşündüğünüz beyin kapasitenizden ciddi anlamda şüphe mi duymaya başladınız? Panik yok.

Alan_Sokal

Alan Sokal

Alan Sokal, 1996′ da, ciddi bir yayın olarak görülen Social Text’ te “Transgressing the Boundaries: Towards a Transformative Hermeneutics of Quantum Gravity” makalesini yayınladı (esasında kendisinin sadece resmini verip, “bu bir katil mi, yoksa bir mucit mi?” diye sorup hiç bir şey anlatmayacaktım ama kendisi şirin fotosuyla bu konsepte uymadı, “hangi konsept ule?” diyen arkadaşları buraya alalım: http://www.malevole.com/mv/misc/killerquiz/ ).

Alan Sokal’ ın bu makalesi olay yarattı. Her gerçek bilimadamının geç anlaşılması gibi o da biraz geç anlaşıldı tabii; Sokal makale yayınlandıktan bir süre sonra hiç ses çıkmayınca, bu makalenin tamamen düzmece olduğunu söyledi ve böylece Sokal hadisesi doğdu. Sokal, “fashionable nonsense” diye tabir ettiği, o sıralar bilim dünyasının bir kısmında herkesin ağzına sakız olan ve içi boşaltılarak kullanılan bir sürü popüler ve editörlerce beğenileceğini bildiği kavramı art arda dizmekten başka bir şey yapmamıştı. Kimse o söyleyene kadar bunu anlamadığı gibi, kendisinin kontrol etmelerine dair çeşitli ısrarlarına rağmen editörler herhangi bir geri bildirimle dönmemiş, yazıyı yayınlanması için uygun bulduk demişlerdi (hatta bir kısmı Sokal’ın açıklamasından sonra dahi yazıyı yayınlamakta yanlış bir şey görmediklerini söyledi, hem Sokal’ın hem editörlerin açıklamaları için Sokal’ın web sitesine göz atabilirsiniz: http://www.physics.nyu.edu/faculty/sokal/#papers). Böylece olay, eğlenceli bir postmodernizm eleştirisi olarak tarihte yerini aldı ve çeşitli başka eylemlere yol açtı (2005 yılında bir grup MIT öğrencisinin yazdıkları bilgisayar programı (scigen) tarafından rastgele kelime ve tümceleri bir araya getirerek yazılmış bir makale, ciddi olma iddiasındaki bir konferansta acı gerçeklerden habersiz yayınlandı).

Diyeceğim o ki çocuklar, akademik dünya zor. Hocalarınız belki doğru noktalara değiniyor ve sizin gri hücreleriniz artık çalışmıyor olabilir. Bilemem. Fakat gün gelip de, girişinde tabelası ve yol işaretleri olmayan üniversitenizde, hocanız size “burada semiyotik değil göstergebilim dememiz daha doğru olacaktır” gibi önemli demeçler vermeye başladığında, arkada kalabalık içinde başparmağını diğer iki parmağının arasından çıkarmış gülümseyen bir adam görebilirsiniz. Kimbilir, belki de Sokal bize bir yerden gülümsüyordur.

Geri gülümsemeyi ihmal etmeyin.


Etiketler:

Bu yazıya puan verin: 
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 oy verilmiş, ortalama puan: 5 üzerinden 5)
Loading ... Loading ...

“Sokal hadisesi” için bir yorum yazılmış

Siz de yorum yazın

RSS feed for comments on this post · TrackBack URI

XHTML: Bu komutları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Bu yazıya link veren sayfalar (trackbacks, pingbacks)

  1. Abartma Tozu » Blog Archive » Hoşgeldin Küçük Maradona!

    [...] Dihidrojen monoksit aldatmacası - 17 votesAmazon kabilesi haberleri aldatmacaymış - 14 votesTanrı’nın gözü - 13 votes «Önceki Yazı  ||  » [...]

    Saat: 4:39 pm, tarih: 2/8/08