Dissonans müziğin baharatıdır. Çoğu baharat gibi, tek başına pek bir anlam ifade etmez; başka malzemelerle karıştırılıp bütüne lezzet vermek için kullanılır.
Aynı anda seslendirilen iki veya daha fazla notanın, birbirine uyumsuz gibi gelmesine dissonans denir. Piyanoda birbirine komşu olan iki tuşu aynı anda çaldığımızda elde ettiğimiz ses gibi. Yaylılarla seslendirilen bir dissonans örneği dinleyelim:
Örnek 1: Dissonans
.
Müzikte herşey bütünlük içerisinde anlam kazandığı için, bu dissonant tınıyı dinleyiciye sunuş tarzımız herşeyi değiştirebilir. Yukarıda duyduğumuz dissonant notaları kulağa hoş gelecek şekilde süsleyebiliriz. Dilersek korkutucu, dilersek heybetli, dilersek hüzünlü bir etki yaratmak için kullanabiliriz. Önemli olan, bu baharatı tarifimizde nasıl kullandığımızdır. İkinci örnek yine aynı dissonant notalarla başlıyor, sonra onlara farklı notalar ekleniyor:
Örnek 2: Akorun içinde dissonans
.
Şimdi bu örnekten dissonant notaları çıkarıp, yalnızca kulağa “doğru” gelen notaları dinleyelim:
Örnek 3: Dissonans olmayan akor
.
Dissonansın örnek 2′ye nasıl bir lezzet kattığını farkettiniz mi? Uyumsuz notaları çıkarıp attığımızda akorumuz kulağa daha yavan geldi.
Gerçi örnek 3′teki uyumlu seslerden oluşan akor daha çok hoşunuza gitmiş olabilir, o da sorun değil. Popüler müzikte dissonans çok az duyulur, dolayısıyla çoğu dinleyicinin kulağı bu seslere alışık değildir ve itici bulabilir.
Bestecilerin bol bol dissonans kullanıp yine de milyonlara ulaşabildiği tek ortam film müziğidir. Yukarıda dediğim gibi müzikte herşey bütünlük içerisinde anlam kazandığı için, örneğin bir savaş sahnesinin ardında seslendirilen dissonant notalar izleyici tarafından kolayca kabullenilecektir.
Asıl ilginç olan, sanatın ve insan zevklerinin evrim süreci içerisinde, genel beğeninin dissonansa doğru kaymasıdır. 17. yüzyıldan biri gelip bugünün popüler müziğini dinleyecek olsaydı, muhtemelen bizim örnek 1′i dinlediğimizde hissettiklerimizi hissedebilirdi. O çağda kulağa aykırı gelen ve kullanılamaz olarak kabul edilen ses aralıkları bugün yaygın olarak kullanılıyor.
İnsan, bundan 300 yıl sonra müziğin neye benzeyeceğini merak ediyor, değil mi?

Ümit Uy
14/11/2009 at 12:55 am
Kesinlikle! Dissonans film müzikleri, korku, gerginlik ve gizem temalı her türlü partisyonlar için eşsiz bir lezzet sunuyor. Dissonans her ne kadar uyumsuzluk ile ilgili olsa da, uygulamada bunun da bir işitsel matematiği var. Kısacası kargaşa yaratmak bile teknik bir iş ve yetenek istiyor. Teşekkürler Doruk arkadaş.
Ümit Uy
14/11/2009 at 1:04 am
Doğum tarihini az evvel gördüm ve düzeltme yapayım dedim. “Doruk arkadaş” değil, “Doruk ağabey”. Ayrıca “sen” değil, “siz”. Ancak onu mazur görmeni umuyorum. Kör nokta bilgileri için teşekkürler tekrar.