2
Soren Kierkegaard’dan insanlık dersi
24 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi

1962 yılından bir fotoğraf. Gunnar Mortensen'in rahmetli kayınpederi Arne Brahe ve bir zamanlar gözü gibi baktığı 1945 model Mercedesi.
(Haber Merkezi) – Geçtiğimiz günlerde Danimarka’nın başkenti Kopenhag yakınlarındaki Hilleroid kasabasında “Daha insanlık ölmemiş” dedirten ilginç bir olay yaşandı. Kayınpederi Arne Brahe’nin ölümüyle karısı Scarlett Mortensen’e miras kalan 1945 model Mercedes Benz marka otomobilin masraflarıyla başa çıkamayacağını anlayan Gunnar Mortensen adlı marangoz, elindeki hurdaya dönmüş, döşemeleri yırtılmış, plastik aksamı çatlamış, boyası kabarmış arabayı elden çıkarmaya karar verir. Yıllarca Almanya’da Mercedes fabrikasında çalıştıktan sonra on yıl önce kesin dönüş yapıp aynı sokakta bir kaç dükkan ileride küçük bir tamirhane açmış olan Soren Kierkegaard’a otomobili kaç krona elden çıkarabileceği sorar. Kolayca yok fiyatına satın alabileceği arabanın motorunu dikkatle inceleyen Soren usta çaresizlik içinde ne yapacağını bilemez haldeki adamı uyarır ve motorun parçalarının hiç değişmemiş olduğunu, Almanların bu tür şeylere önem verdiklerini, istediği taktirde Mercedes fabrikasına bir mail atıp haber verebileceğini söyler ve hatta paraya sıkışmış olan arkadaşına da üç beş kron vererek rahatlatmak ister. Masraftan bunalmış, cebinde eve ekmek götürecek parası bile kalmamış olan zavallı adam “Boşver abi, sen kaça satarız bu arabayı onu söyle” diye ısrar etse de Mercedes ustası Soren Kierkegaard’ın kararlılığı karşısında arkadaşını kıramaz, verdiği üç beş kronu da alarak “Eh sen bilirsin, bildiğin gibi yap o zaman” der ve evinin yolunu tutar.

Tek bir vidası değişmeden tam 1.000.000 km yol yapan motor, Alman mühendislerce hurdaya dönmüş arabadan büyük bir dikkatle alındı .
Bu olaydan yani Soren ustanın Almanya’ya daha o akşam attığı mailden tam 28 gün sonra Mercedes Benz fabrikasından kasabaya aniden iki mühendis gelir ve üç günlük bir ön incelemeden sonra motoru Almanya’ya götürüp bazı testlerden geçirmek istediklerini söylerler. Cebine 5000 euro konan Gunnar Mortensen kendisinden beklenildiği gibi hiç düşünmeden kabul eder mühendislerin teklifini. Olayın devamını dükkanında ziyaret ettiğimiz ve yaşananlar karşısında hayalkırıklığı yaşadığı gözlerden kaçmayan Soren usta şöyle anlattı:
Mühendis beylerin dönmesininin ardından tam üç ay geçmişti ki Fabrikadan bir mail geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de dahil tüm kasaba umudu kesmiştik. Neyse, mailde son model C sınıf dört kapılı 200 kompresör model bir Mercedes araba ile 250.000 euro teklif ediyorlardı o motor için. Şaşkınlıktan küçük dilimizi yutuyorduk az daha. Hatta para hesaba geçene, araba da kasabaya gönderilene kadar inanmadık yazılanlara. Meğer o motor orjinalmiş. Hiç bir parçası değişmeden tam bir milyon kilometre yol yapmış. Müzeye mi ne koyacaklarmış, aynı özelliklerde dünyada yalnızca iki motor mu varmış orasını pek anlamadım. Yıllar geçti tabii Almancam biraz zayıfladı ama bizim Gunnar’ın başına devlet kuşu konduğunu anladım hemen.

Gelişen olaylar karşısında üzüntüsünü gizleyemeyen Soren Kierkegaard sorularımıza büyük bir olgunlukla yanıtlar verdi.
Teklifi hiç düşünmeden kabul edip, hesabına geçen paranın küçük bir kısmıyla bütün borçlarını kapattıktan sonra Kopenhag il merkezine yerleşen, bu yüzden kasabada kendisine ulaşma şansını yakalayamadığız Gunnar Mortensen’in süpriz gelişen olaylar esnasında peşinden hiç ayrılmadığını ama parayı alır almaz 180 derece döndüğünü, artık semtine bile uğramaz olduğunu özellikle vurgulayan Soren usta “İsa bildiği gibi yapsın onu. Ben insanlık yaptım, müsterihim, canı sağolsun ama bu hayırsızlığı damarlarında asil viking kanı taşıyan birine hiç mi hiç yakıştıramadım doğrusu” diyerek tamamladı sözlerini.
Soren ustaya veda edip kasabadan ayrılmak üzere aracımıza doğru ilerlerken aniden kolumuza yapışıp “Mektupların parasını bile vermedi o deyyus Gunnar. Buradan Alamanya’ya kaç krondur kim bilir?” diye yakınırken “Mektup değil mail atmış amcacım” yanıtımıza boş boş bakıp, Mavi Diş Harald’ın mezarına gidip gitmediğimizi soran, sonradan torunu Hervee’nin orada çalıştığını öğrendiğimiz 88 yaşındaki Balatacı Jacop amcadan, belediye parkında neşeyle oynayan küçücük çocuklara kadar kasabadaki herkesin diline dolanan bu şaşırtıcı olay karşısında “Gerçekten daha insanlık ölmemiş” demekten başka çaremiz kalmıyor anlaşılan.
0
“Anlamsızlıklar Üniversitesi” rüyası gerçekleşiyor mu?
22 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Umberto Eco’nun yazdığı ünlü “Foucault Sarkacı” adlı romanı okuduğunda çok etkilenip sonrasında yeni ve farklı bir üniversite kurmayı kendine amaç edinen ve bu projesi için nihayet bu yıl başında kaynak yaratıp gerekli izinleri alabilen işadamı ve eski Sinop belediye başkanı adayı Emin Üstündağ, Tarım Bakanlığı tarafından Sinop il sınırları içinde kendisi için tahsis edilen arazide gerçekleştirdiği temel atma töreninde projesini medyayla paylaştı.
Üniversitenin amacını “Kitabın da dediği gibi, işe yaramaz ya da olanaksız konuların öğretildiği bir karşılaştırmalı okul” olarak özetleyen Üstündağ sözlerine şöyle devam etti:
Amacımız, anlamsız konuların sayısını sonsuza dek arttırabilecek araştırmacılar yetiştirmektir. Bu bağlamda okulumuzda olmasını planladığımız bölümler ve dersler başlangıç için şunlar olacaktır:
1- Hazırlık bölümü:
Amacı öğrencilere anlamsızlık duygusunu aşılamak.
2-Olanaksızlıklar bölümü:
Dersler: Çingene Kentbilimi, Aztek At Yarışları, Antartika’nın Tarımsal Tarihi, Çağdaş Sümer Edebiyatı, Asur-Babil Pulculuğu, Amerikanın Keşfi Öncesi Tekerlek Teknolojisi, Sessiz Film Fonetiği…
3-Kendi kendine karşıtlıklar bölümü:
Dersler: Devrim Geleneği, Halk Oligarşisi, Yenilikçi Gelenekler Tarihi, Totolojik Diyalektik, Sözdizimi Yanlışlıkları Dilbilgisi…
Konuyla ilgili sorulara büyük bir kararlılıkla yanıt veren Üstündağ, okulun öğrenci ve öğretim görevlisi profilinin nasıl olması gerektiği konusunda da şunları söyledi:
Dört tip insan kabul ediyoruz okulumuza başka bir şart aranmaksızın:
1- Alıklar: Konuşup yazamazlar, ağızlarından salyalar akar. Dondurmasını alnına yapıştırır.
2- Budalalar: Bardağın dışından konuşurlar. Bardağın içinden konuşmak isterler ama ne yapar eder dışından konuşurlar. Pot kırarlar sürekli. En iyileri diplomattır. Yaratıcı değil aktarıcıdırlar.
3- Aptallar: Davranışlarında tutarlı mantık yürütmede yanılırlar. Örneğin şöyle derler “bütün köpekler evcil hayvanlardır, köpekler havlar, kediler de evcil hayvanlardır demek ki kediler de havlar.
4- Deliler: Hile bilmeyen aptallardır. Aptallar savlarını kanıtlamaya çalışırlar. Çarpık da olsa bir mantıkları vardır. Oysa delilerin mantıkla işi yoktur. Onlar için her şey her şeyi kanıtlar. Delilerin saplantıları vardır ve bu saplantılarını kanıtlamak için her şeyden yararlanırlar.
Gördüğünüz gibi Foucault Sarkacının ruhunu olduğu gibi korumak istedik. Böylece okulumuzdan lisans programında yukarıda saydığımız dört öğeyi dengeli bir biçimde kullanan “normal insanlar”, lisans üstü programında ise bu dört öğeden birini baskın kılıp “dahiler” yaratmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan öğretim görevlileri için olmazsa olmaz iki şartımız var. Almış oldukları standart eğitimin dışında:
1- Tetrapoloktomiya (kılı kırk yarma sanatı) uzmanı olması
2- Pilokatabasi (kıl payı kurtulma sanatı) uzmanı olması
YÖK denkliği konusunda neler düşündüğünü sorduğumuz Emin Üstündağ bu soruya yanıt vermek istemediğini, konunun muhatabının YÖK Başkanı olduğunu, kendisinin gerekli izinleri alarak üstüne düşen görevi yerine getirdiğini bildirerek sözlerini tamamladı.
Bilindiği üzere YÖK yetkilileri uzun bir süredir sessizliklerini korumakta ve tüm ısrarlarımıza rağmen konuyla ilgili bir açıklama yapmaktan kaçınmaktadırlar.
0
Hacımazlı köyünde garip şeyler oluyor.
21 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Geçtiğimiz günlerde tarihin ilk “bulaşıcı amnezi” (bellek kaybı) vakası nedeniyle karantinaya alınan İzmit’in Kandıra ilçesine bağlı Hacımazlı köyünde bulunan haber ekibimiz, ilginç bir yaralama vakasıyla karşılaştı.
Olay, Üniversite eğitimini almak üzere Başkent’te bulunan Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisi Selim Tanrıkulu (21) adlı gencin annesinden aldığı mektupta “Baban şimdi okulda, çocuklara matematik dersi veriyor” benzeri garip ifadelere rastlaması ve bunun üzerine şüphelenip hemen köye dönmesiyle başladı. Olay yerine vardığında tüm köyün amnezi (bellek kaybı) nedeniyle hiçbir şeyi anımsamadığını, hatta annesinin kendisine “Kimsin? Kimlerdensin? Üzerinde ne olduğun da yazmıyor aksi gibi” diye seslendiğine tanık olup iyice şüphelendiğini ve köydeki tüm insan, hayvan ve eşyaların üzerine, ne olduklarına ve ne işe yaradıklarına dair kısa notlar yazıldığını görünce olayı çözdüğünü söyleyip muhabirimize şunları anlattı:
Olay günü insanların, hayvanların ve eşyaların üzerindeki notlardan yola çıkarak, eğitimim gereği defalarca okuduğum Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık (Cien Anos de Soledad 1967) romanındaki o meşhur bölüme benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladım. Ben o romanda sözü edilen bölümün bir kızılderili inanışı ve hayal ürünü olduğunu sanırdım. Oysa bu tür vakalarla ülkemizde de karşılaşılıyormuş, çok şaşırdım.
Tam da bu esnada köy kahvesine girmiş bulunan ve sonradan köy öğretmeni olduğu anlaşılan orta yaşlı bir kişinin üzerine atlayan ve üzerinde “bununla ekmek kesilir” yazılı bıçağı kalçasına saplayan Selim Tanrıkulu ilk şaşkınlık sonrası güçlükle zaptedildi ve olay yerine gelen ekiplerce ifadesi alınıp savcılığa sevkedilmek üzere apar topar Kandıra Merkez Karakolu’na götürüldü.

Yanlış yere yazılmış bir "çeşme" sözcüğü köyde ilginç görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
İşin aslını öğrenmek üzere harekete geçen haber ekibimiz, diğer meslektaşlarımızı beklendiği gibi kolayca atlatarak yine bir ilke imza attı. Göğsüne çengelli iğne ile tutturduğu “Defterin sahibi” yazılı bir kağıt parçası yardımıyla öğretmen lojmanını temizlemekle görevli Emine Saydam’ın karşısına dikilip elinden köy öğretmeni Ferruh Demir’e (39) ait günlüğü kolayca alan haber muhabirimiz, köydeki unutma hastalığı sonrası gelişmeleri öğrenmekle kalmayıp son yaşanan ve tüm kesimlerde merak uyandıran şüpheli yaralama olayının da gizemini çözmüş oldu.
Defterde yazılanlara göre olay şöyle gelişmiş: Köyde meydana gelen ilk unutma vakalarından sonra gençlik yıllarında Marquez’in kitabını okumuş ve etkisinden o güne kadar çıkamamış olan 14 yıllık sınıf öğretmeni Ferruh Demir, köyde birden bire ortaya çıkan hastalığın bulaşıcı bir amnezi olduğunu hemen anlayıp bir plan yapmaya koyulmuş. Hacımazlı köyüne görev yapmak için geldiği ilk günden beri (1999) göz koyduğu köy muhtarının genç karısı Gülbahar Tanrıkulu’nu (37) elde etmek için, kahvede toplanmış “Nedir bu başımıza gelenler? Köyde bir cenabet mi var?” diye yakınan köy ahalisine, başlarına gelen müsibetin bulaşıcı bir unutkanlık hastalığı olduğunu, tedavisinin mümkün olmadığını söyleyip “Bu işten sıyırmak için köyde ne var ne yoksa üzerlerine ne işe yaradıklarını anlatan kısa notlar yazacağız. Böylece herkes önce notları okuyup yazılanlara göre hareket edecek. Mesala bu elimde tuttuğum şeye; bu çay bardağıdır, bununla çay içilir, çay demlikte demlenir, içine şeker atılır yazacağız. Böylece herkes hastalık ilerlediğinde günlük yaşantılarına devam edebilecek” diye eklemiş.
Başlarda bu fikrin dahiyane olduğunu düşünen köy ahalisi, bir süre sonra hastalığın ileriki safhaları başladığında köyde okuma yazma bilen sayısının her hanede neredeyse bir kişi bile olmadığını anlayıp öğretmen lojmanına doğru hışımla giderken, ne söyleyeceklerini daha yarı yolda unutmuş kös kös köy kahvesine geri dönmüşler. Böylece artık önünde hiçbir engel kalmadığını görüp hain planını uygulamaya koyan köy öğretmeni, hastalığın iyice ilerlemesini fırsat bilip boynuna “Gülbahar’ın kocası” yazılı bir kağıt iliştirerek, kısa bir süre önce kendi elleriyle okuma yazma öğrettiği zavallı kadının karşısına dikilmiş ve kocasıyla bir zamanlar ne yaptığını çoktan unutmuş bulunan kadıncağıza yıllardır sakladığı kimi dergiler gösterip kısa bir hatırlatmadan sonra hain emellerine kolayca ulaşmış.
Nasıl olup da bulaşıcı amnezi hastalığına yakalanmadığı halen anlaşılamayan ve aldığı bıçak darbesiyle kısa bir süre baygınlık geçiren Ferruh öğretmen, tüm olanlara rağmen ricamızı kırmadı ve sedye üzerinde olduğu halde sağlık ocağı girişinde sorularımıza yarı baygın yanıtlar verdi: “Çok pişmanım. Selim Tanrıkulu’nun İspanyol dili ve Edebiyatı bölümünde okuduğunu unutmuşum. Zaten bende şans olsa Alman Dili ve Edebiyatı okuyor olurdu” diyen talihsiz adam, sağlık ocağı çıkışında emniyet kuvvetlerince tutuklanarak savcılığa götürüldü ve ilk sorgulamasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere mahkemeye sevk edildi.
1
Quagga bilmecesinde yeni gelişmeler
18 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Soyu 1870’lerin sonlarına doğru tükenen ve literatüre adı “quagga” (alttaki resim) olarak geçen yarı zebra yarı yabani eşek canlı türüne ait olduğu öne sürülen yavruyla ilgili yeni gelişmelere tanık olduk son günlerde.

1878 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti Kasaplar Birliği Başkanı E.C'nin evinde bulunan bir quagga fotoğrafı. Hayvanın akibeti ve E.C.'nin fotoğrafı nereden bulduğu konusunda bir çok çelişkili açıklama yapılmıştır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Florida Lake yakınlarında bulunan quagga fosillerinden alınan DNA örnekleri yardımıyla laboratuvar ortamında yeniden üretildiği iddia edilen “Hooper” adlı yavru (alttaki resim) ile ilgili yeni iddialar gündemde. Bu önemli gelişmeyi 05-02-2008 tarihinde dünyaya bir basın toplantısı ile ilan eden ve resimde görüldüğü gibi yavru quagga ile mutluluk pozları veren Auckland Hayvanat Bahçesi Direktörü Glen Holland’ın (attaki resim,birinci sıra sağ başta) aksine, Londra Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Sophie Townsend son yılların bu en önemli gelişmesiyle ilgili ciddi şüphelerinin olduğunu, yavrunun incelenmek üzere kendilerine teslim edilmesi halinde konunun yüksek olasılıkla açıklığa kavuşacağını ama bu taleplerine henüz bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla gelişmelere şimdilik mesafeli olduklarını belirtti.

Yavru quagga Hooper ve Auckland Hayvanat Bahçesi Yönetim Kurulu, basın toplantısından sonra verilen kokteyl sırasında gazetecilere poz verirken
Bilindiği üzere, Merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (World Association of Zoos and Aquariums - WAZA) başkanı Peter Dollinger geçtiğimiz hafta İstanbul’un 2010 yılında Avrupa’nın kültür başkenti olması dolayısıyla Gülhane Hayvanat Bahçesi’ni incelemek ve bazı temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelmiş ve kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulmuştuk. Sorularımıza içtenlikle yanıtlar veren ama tüm ısrarlarımıza rağmen quagga konusuna girmemeyi tercih eden Peter Dollinger “Sizce bu buluş soyu tükenmiş canlıları yeniden oluşturmak konusunda önemli bir adım mı olacaktır?” sorusu karşısında bayan Townsend ile benzer şüpheler taşıdığını ima eden kaçamak cümlelerle konuyu geçiştirmeye çabalamış ve “Zaman herşeyin ilacıdır.” demişti.
Son yılların en önemli bilimsel gelişmesi olarak adlandırılan “Hooper” vakasında, başını Londra Hayvanat Bahçesi’nin çektiği kimi şüpheci kurumların “zebra ve eşek çiftleşmesi ile de bu tür bir sonuca pekala ulaşılabilir?” iddiasına yanıt aradık Abartma Tozu ekibi olarak. Quagga cinsini elde etmek için kaç çift zebra ve eşeğin çiftleştirilmesi gerektiği konusunda görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Medical College of Wisconsin Üniversitesi Biostatistics bölümünden Profesor Raymond G. Hoffmann’a göre bu olasılık bu kadar kısa sürede elde edilemeyecek kadar büyük. Yıllar hatta yüzyıllar gerektiren bu sürecin bir kaç ay içinde alınmış olması imkansız. Bu yolla bu tür bir sonuç alındıysa dahi bunu istatistik değil ancak şans ya da Tanrı’nın varlığıyla açıklayabiliriz bay Hoffmann’a göre.
Anlaşılan o ki önümüzdeki bir kaç hafta bu konuyla ilgili önemli gelişmelere gebe.
1
Çin’de toplu zıplama eylemi
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.

1962 yılından bir fotoğraf. Gunnar Mortensen'in rahmetli kayınpederi Arne Brahe ve bir zamanlar gözü gibi baktığı 1945 model Mercedesi.
(Haber Merkezi) – Geçtiğimiz günlerde Danimarka’nın başkenti Kopenhag yakınlarındaki Hilleroid kasabasında “Daha insanlık ölmemiş” dedirten ilginç bir olay yaşandı. Kayınpederi Arne Brahe’nin ölümüyle karısı Scarlett Mortensen’e miras kalan 1945 model Mercedes Benz marka otomobilin masraflarıyla başa çıkamayacağını anlayan Gunnar Mortensen adlı marangoz, elindeki hurdaya dönmüş, döşemeleri yırtılmış, plastik aksamı çatlamış, boyası kabarmış arabayı elden çıkarmaya karar verir. Yıllarca Almanya’da Mercedes fabrikasında çalıştıktan sonra on yıl önce kesin dönüş yapıp aynı sokakta bir kaç dükkan ileride küçük bir tamirhane açmış olan Soren Kierkegaard’a otomobili kaç krona elden çıkarabileceği sorar. Kolayca yok fiyatına satın alabileceği arabanın motorunu dikkatle inceleyen Soren usta çaresizlik içinde ne yapacağını bilemez haldeki adamı uyarır ve motorun parçalarının hiç değişmemiş olduğunu, Almanların bu tür şeylere önem verdiklerini, istediği taktirde Mercedes fabrikasına bir mail atıp haber verebileceğini söyler ve hatta paraya sıkışmış olan arkadaşına da üç beş kron vererek rahatlatmak ister. Masraftan bunalmış, cebinde eve ekmek götürecek parası bile kalmamış olan zavallı adam “Boşver abi, sen kaça satarız bu arabayı onu söyle” diye ısrar etse de Mercedes ustası Soren Kierkegaard’ın kararlılığı karşısında arkadaşını kıramaz, verdiği üç beş kronu da alarak “Eh sen bilirsin, bildiğin gibi yap o zaman” der ve evinin yolunu tutar.

Tek bir vidası değişmeden tam 1.000.000 km yol yapan motor, Alman mühendislerce hurdaya dönmüş arabadan büyük bir dikkatle alındı .
Bu olaydan yani Soren ustanın Almanya’ya daha o akşam attığı mailden tam 28 gün sonra Mercedes Benz fabrikasından kasabaya aniden iki mühendis gelir ve üç günlük bir ön incelemeden sonra motoru Almanya’ya götürüp bazı testlerden geçirmek istediklerini söylerler. Cebine 5000 euro konan Gunnar Mortensen kendisinden beklenildiği gibi hiç düşünmeden kabul eder mühendislerin teklifini. Olayın devamını dükkanında ziyaret ettiğimiz ve yaşananlar karşısında hayalkırıklığı yaşadığı gözlerden kaçmayan Soren usta şöyle anlattı:
Mühendis beylerin dönmesininin ardından tam üç ay geçmişti ki Fabrikadan bir mail geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de dahil tüm kasaba umudu kesmiştik. Neyse, mailde son model C sınıf dört kapılı 200 kompresör model bir Mercedes araba ile 250.000 euro teklif ediyorlardı o motor için. Şaşkınlıktan küçük dilimizi yutuyorduk az daha. Hatta para hesaba geçene, araba da kasabaya gönderilene kadar inanmadık yazılanlara. Meğer o motor orjinalmiş. Hiç bir parçası değişmeden tam bir milyon kilometre yol yapmış. Müzeye mi ne koyacaklarmış, aynı özelliklerde dünyada yalnızca iki motor mu varmış orasını pek anlamadım. Yıllar geçti tabii Almancam biraz zayıfladı ama bizim Gunnar’ın başına devlet kuşu konduğunu anladım hemen.

Gelişen olaylar karşısında üzüntüsünü gizleyemeyen Soren Kierkegaard sorularımıza büyük bir olgunlukla yanıtlar verdi.
Teklifi hiç düşünmeden kabul edip, hesabına geçen paranın küçük bir kısmıyla bütün borçlarını kapattıktan sonra Kopenhag il merkezine yerleşen, bu yüzden kasabada kendisine ulaşma şansını yakalayamadığız Gunnar Mortensen’in süpriz gelişen olaylar esnasında peşinden hiç ayrılmadığını ama parayı alır almaz 180 derece döndüğünü, artık semtine bile uğramaz olduğunu özellikle vurgulayan Soren usta “İsa bildiği gibi yapsın onu. Ben insanlık yaptım, müsterihim, canı sağolsun ama bu hayırsızlığı damarlarında asil viking kanı taşıyan birine hiç mi hiç yakıştıramadım doğrusu” diyerek tamamladı sözlerini.
Soren ustaya veda edip kasabadan ayrılmak üzere aracımıza doğru ilerlerken aniden kolumuza yapışıp “Mektupların parasını bile vermedi o deyyus Gunnar. Buradan Alamanya’ya kaç krondur kim bilir?” diye yakınırken “Mektup değil mail atmış amcacım” yanıtımıza boş boş bakıp, Mavi Diş Harald’ın mezarına gidip gitmediğimizi soran, sonradan torunu Hervee’nin orada çalıştığını öğrendiğimiz 88 yaşındaki Balatacı Jacop amcadan, belediye parkında neşeyle oynayan küçücük çocuklara kadar kasabadaki herkesin diline dolanan bu şaşırtıcı olay karşısında “Gerçekten daha insanlık ölmemiş” demekten başka çaremiz kalmıyor anlaşılan.
0
“Anlamsızlıklar Üniversitesi” rüyası gerçekleşiyor mu?
22 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Umberto Eco’nun yazdığı ünlü “Foucault Sarkacı” adlı romanı okuduğunda çok etkilenip sonrasında yeni ve farklı bir üniversite kurmayı kendine amaç edinen ve bu projesi için nihayet bu yıl başında kaynak yaratıp gerekli izinleri alabilen işadamı ve eski Sinop belediye başkanı adayı Emin Üstündağ, Tarım Bakanlığı tarafından Sinop il sınırları içinde kendisi için tahsis edilen arazide gerçekleştirdiği temel atma töreninde projesini medyayla paylaştı.
Üniversitenin amacını “Kitabın da dediği gibi, işe yaramaz ya da olanaksız konuların öğretildiği bir karşılaştırmalı okul” olarak özetleyen Üstündağ sözlerine şöyle devam etti:
Amacımız, anlamsız konuların sayısını sonsuza dek arttırabilecek araştırmacılar yetiştirmektir. Bu bağlamda okulumuzda olmasını planladığımız bölümler ve dersler başlangıç için şunlar olacaktır:
1- Hazırlık bölümü:
Amacı öğrencilere anlamsızlık duygusunu aşılamak.
2-Olanaksızlıklar bölümü:
Dersler: Çingene Kentbilimi, Aztek At Yarışları, Antartika’nın Tarımsal Tarihi, Çağdaş Sümer Edebiyatı, Asur-Babil Pulculuğu, Amerikanın Keşfi Öncesi Tekerlek Teknolojisi, Sessiz Film Fonetiği…
3-Kendi kendine karşıtlıklar bölümü:
Dersler: Devrim Geleneği, Halk Oligarşisi, Yenilikçi Gelenekler Tarihi, Totolojik Diyalektik, Sözdizimi Yanlışlıkları Dilbilgisi…
Konuyla ilgili sorulara büyük bir kararlılıkla yanıt veren Üstündağ, okulun öğrenci ve öğretim görevlisi profilinin nasıl olması gerektiği konusunda da şunları söyledi:
Dört tip insan kabul ediyoruz okulumuza başka bir şart aranmaksızın:
1- Alıklar: Konuşup yazamazlar, ağızlarından salyalar akar. Dondurmasını alnına yapıştırır.
2- Budalalar: Bardağın dışından konuşurlar. Bardağın içinden konuşmak isterler ama ne yapar eder dışından konuşurlar. Pot kırarlar sürekli. En iyileri diplomattır. Yaratıcı değil aktarıcıdırlar.
3- Aptallar: Davranışlarında tutarlı mantık yürütmede yanılırlar. Örneğin şöyle derler “bütün köpekler evcil hayvanlardır, köpekler havlar, kediler de evcil hayvanlardır demek ki kediler de havlar.
4- Deliler: Hile bilmeyen aptallardır. Aptallar savlarını kanıtlamaya çalışırlar. Çarpık da olsa bir mantıkları vardır. Oysa delilerin mantıkla işi yoktur. Onlar için her şey her şeyi kanıtlar. Delilerin saplantıları vardır ve bu saplantılarını kanıtlamak için her şeyden yararlanırlar.
Gördüğünüz gibi Foucault Sarkacının ruhunu olduğu gibi korumak istedik. Böylece okulumuzdan lisans programında yukarıda saydığımız dört öğeyi dengeli bir biçimde kullanan “normal insanlar”, lisans üstü programında ise bu dört öğeden birini baskın kılıp “dahiler” yaratmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan öğretim görevlileri için olmazsa olmaz iki şartımız var. Almış oldukları standart eğitimin dışında:
1- Tetrapoloktomiya (kılı kırk yarma sanatı) uzmanı olması
2- Pilokatabasi (kıl payı kurtulma sanatı) uzmanı olması
YÖK denkliği konusunda neler düşündüğünü sorduğumuz Emin Üstündağ bu soruya yanıt vermek istemediğini, konunun muhatabının YÖK Başkanı olduğunu, kendisinin gerekli izinleri alarak üstüne düşen görevi yerine getirdiğini bildirerek sözlerini tamamladı.
Bilindiği üzere YÖK yetkilileri uzun bir süredir sessizliklerini korumakta ve tüm ısrarlarımıza rağmen konuyla ilgili bir açıklama yapmaktan kaçınmaktadırlar.
0
Hacımazlı köyünde garip şeyler oluyor.
21 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Geçtiğimiz günlerde tarihin ilk “bulaşıcı amnezi” (bellek kaybı) vakası nedeniyle karantinaya alınan İzmit’in Kandıra ilçesine bağlı Hacımazlı köyünde bulunan haber ekibimiz, ilginç bir yaralama vakasıyla karşılaştı.
Olay, Üniversite eğitimini almak üzere Başkent’te bulunan Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisi Selim Tanrıkulu (21) adlı gencin annesinden aldığı mektupta “Baban şimdi okulda, çocuklara matematik dersi veriyor” benzeri garip ifadelere rastlaması ve bunun üzerine şüphelenip hemen köye dönmesiyle başladı. Olay yerine vardığında tüm köyün amnezi (bellek kaybı) nedeniyle hiçbir şeyi anımsamadığını, hatta annesinin kendisine “Kimsin? Kimlerdensin? Üzerinde ne olduğun da yazmıyor aksi gibi” diye seslendiğine tanık olup iyice şüphelendiğini ve köydeki tüm insan, hayvan ve eşyaların üzerine, ne olduklarına ve ne işe yaradıklarına dair kısa notlar yazıldığını görünce olayı çözdüğünü söyleyip muhabirimize şunları anlattı:
Olay günü insanların, hayvanların ve eşyaların üzerindeki notlardan yola çıkarak, eğitimim gereği defalarca okuduğum Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık (Cien Anos de Soledad 1967) romanındaki o meşhur bölüme benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladım. Ben o romanda sözü edilen bölümün bir kızılderili inanışı ve hayal ürünü olduğunu sanırdım. Oysa bu tür vakalarla ülkemizde de karşılaşılıyormuş, çok şaşırdım.
Tam da bu esnada köy kahvesine girmiş bulunan ve sonradan köy öğretmeni olduğu anlaşılan orta yaşlı bir kişinin üzerine atlayan ve üzerinde “bununla ekmek kesilir” yazılı bıçağı kalçasına saplayan Selim Tanrıkulu ilk şaşkınlık sonrası güçlükle zaptedildi ve olay yerine gelen ekiplerce ifadesi alınıp savcılığa sevkedilmek üzere apar topar Kandıra Merkez Karakolu’na götürüldü.

Yanlış yere yazılmış bir "çeşme" sözcüğü köyde ilginç görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
İşin aslını öğrenmek üzere harekete geçen haber ekibimiz, diğer meslektaşlarımızı beklendiği gibi kolayca atlatarak yine bir ilke imza attı. Göğsüne çengelli iğne ile tutturduğu “Defterin sahibi” yazılı bir kağıt parçası yardımıyla öğretmen lojmanını temizlemekle görevli Emine Saydam’ın karşısına dikilip elinden köy öğretmeni Ferruh Demir’e (39) ait günlüğü kolayca alan haber muhabirimiz, köydeki unutma hastalığı sonrası gelişmeleri öğrenmekle kalmayıp son yaşanan ve tüm kesimlerde merak uyandıran şüpheli yaralama olayının da gizemini çözmüş oldu.
Defterde yazılanlara göre olay şöyle gelişmiş: Köyde meydana gelen ilk unutma vakalarından sonra gençlik yıllarında Marquez’in kitabını okumuş ve etkisinden o güne kadar çıkamamış olan 14 yıllık sınıf öğretmeni Ferruh Demir, köyde birden bire ortaya çıkan hastalığın bulaşıcı bir amnezi olduğunu hemen anlayıp bir plan yapmaya koyulmuş. Hacımazlı köyüne görev yapmak için geldiği ilk günden beri (1999) göz koyduğu köy muhtarının genç karısı Gülbahar Tanrıkulu’nu (37) elde etmek için, kahvede toplanmış “Nedir bu başımıza gelenler? Köyde bir cenabet mi var?” diye yakınan köy ahalisine, başlarına gelen müsibetin bulaşıcı bir unutkanlık hastalığı olduğunu, tedavisinin mümkün olmadığını söyleyip “Bu işten sıyırmak için köyde ne var ne yoksa üzerlerine ne işe yaradıklarını anlatan kısa notlar yazacağız. Böylece herkes önce notları okuyup yazılanlara göre hareket edecek. Mesala bu elimde tuttuğum şeye; bu çay bardağıdır, bununla çay içilir, çay demlikte demlenir, içine şeker atılır yazacağız. Böylece herkes hastalık ilerlediğinde günlük yaşantılarına devam edebilecek” diye eklemiş.
Başlarda bu fikrin dahiyane olduğunu düşünen köy ahalisi, bir süre sonra hastalığın ileriki safhaları başladığında köyde okuma yazma bilen sayısının her hanede neredeyse bir kişi bile olmadığını anlayıp öğretmen lojmanına doğru hışımla giderken, ne söyleyeceklerini daha yarı yolda unutmuş kös kös köy kahvesine geri dönmüşler. Böylece artık önünde hiçbir engel kalmadığını görüp hain planını uygulamaya koyan köy öğretmeni, hastalığın iyice ilerlemesini fırsat bilip boynuna “Gülbahar’ın kocası” yazılı bir kağıt iliştirerek, kısa bir süre önce kendi elleriyle okuma yazma öğrettiği zavallı kadının karşısına dikilmiş ve kocasıyla bir zamanlar ne yaptığını çoktan unutmuş bulunan kadıncağıza yıllardır sakladığı kimi dergiler gösterip kısa bir hatırlatmadan sonra hain emellerine kolayca ulaşmış.
Nasıl olup da bulaşıcı amnezi hastalığına yakalanmadığı halen anlaşılamayan ve aldığı bıçak darbesiyle kısa bir süre baygınlık geçiren Ferruh öğretmen, tüm olanlara rağmen ricamızı kırmadı ve sedye üzerinde olduğu halde sağlık ocağı girişinde sorularımıza yarı baygın yanıtlar verdi: “Çok pişmanım. Selim Tanrıkulu’nun İspanyol dili ve Edebiyatı bölümünde okuduğunu unutmuşum. Zaten bende şans olsa Alman Dili ve Edebiyatı okuyor olurdu” diyen talihsiz adam, sağlık ocağı çıkışında emniyet kuvvetlerince tutuklanarak savcılığa götürüldü ve ilk sorgulamasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere mahkemeye sevk edildi.
1
Quagga bilmecesinde yeni gelişmeler
18 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Soyu 1870’lerin sonlarına doğru tükenen ve literatüre adı “quagga” (alttaki resim) olarak geçen yarı zebra yarı yabani eşek canlı türüne ait olduğu öne sürülen yavruyla ilgili yeni gelişmelere tanık olduk son günlerde.

1878 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti Kasaplar Birliği Başkanı E.C'nin evinde bulunan bir quagga fotoğrafı. Hayvanın akibeti ve E.C.'nin fotoğrafı nereden bulduğu konusunda bir çok çelişkili açıklama yapılmıştır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Florida Lake yakınlarında bulunan quagga fosillerinden alınan DNA örnekleri yardımıyla laboratuvar ortamında yeniden üretildiği iddia edilen “Hooper” adlı yavru (alttaki resim) ile ilgili yeni iddialar gündemde. Bu önemli gelişmeyi 05-02-2008 tarihinde dünyaya bir basın toplantısı ile ilan eden ve resimde görüldüğü gibi yavru quagga ile mutluluk pozları veren Auckland Hayvanat Bahçesi Direktörü Glen Holland’ın (attaki resim,birinci sıra sağ başta) aksine, Londra Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Sophie Townsend son yılların bu en önemli gelişmesiyle ilgili ciddi şüphelerinin olduğunu, yavrunun incelenmek üzere kendilerine teslim edilmesi halinde konunun yüksek olasılıkla açıklığa kavuşacağını ama bu taleplerine henüz bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla gelişmelere şimdilik mesafeli olduklarını belirtti.

Yavru quagga Hooper ve Auckland Hayvanat Bahçesi Yönetim Kurulu, basın toplantısından sonra verilen kokteyl sırasında gazetecilere poz verirken
Bilindiği üzere, Merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (World Association of Zoos and Aquariums - WAZA) başkanı Peter Dollinger geçtiğimiz hafta İstanbul’un 2010 yılında Avrupa’nın kültür başkenti olması dolayısıyla Gülhane Hayvanat Bahçesi’ni incelemek ve bazı temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelmiş ve kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulmuştuk. Sorularımıza içtenlikle yanıtlar veren ama tüm ısrarlarımıza rağmen quagga konusuna girmemeyi tercih eden Peter Dollinger “Sizce bu buluş soyu tükenmiş canlıları yeniden oluşturmak konusunda önemli bir adım mı olacaktır?” sorusu karşısında bayan Townsend ile benzer şüpheler taşıdığını ima eden kaçamak cümlelerle konuyu geçiştirmeye çabalamış ve “Zaman herşeyin ilacıdır.” demişti.
Son yılların en önemli bilimsel gelişmesi olarak adlandırılan “Hooper” vakasında, başını Londra Hayvanat Bahçesi’nin çektiği kimi şüpheci kurumların “zebra ve eşek çiftleşmesi ile de bu tür bir sonuca pekala ulaşılabilir?” iddiasına yanıt aradık Abartma Tozu ekibi olarak. Quagga cinsini elde etmek için kaç çift zebra ve eşeğin çiftleştirilmesi gerektiği konusunda görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Medical College of Wisconsin Üniversitesi Biostatistics bölümünden Profesor Raymond G. Hoffmann’a göre bu olasılık bu kadar kısa sürede elde edilemeyecek kadar büyük. Yıllar hatta yüzyıllar gerektiren bu sürecin bir kaç ay içinde alınmış olması imkansız. Bu yolla bu tür bir sonuç alındıysa dahi bunu istatistik değil ancak şans ya da Tanrı’nın varlığıyla açıklayabiliriz bay Hoffmann’a göre.
Anlaşılan o ki önümüzdeki bir kaç hafta bu konuyla ilgili önemli gelişmelere gebe.
1
Çin’de toplu zıplama eylemi
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Umberto Eco’nun yazdığı ünlü “Foucault Sarkacı” adlı romanı okuduğunda çok etkilenip sonrasında yeni ve farklı bir üniversite kurmayı kendine amaç edinen ve bu projesi için nihayet bu yıl başında kaynak yaratıp gerekli izinleri alabilen işadamı ve eski Sinop belediye başkanı adayı Emin Üstündağ, Tarım Bakanlığı tarafından Sinop il sınırları içinde kendisi için tahsis edilen arazide gerçekleştirdiği temel atma töreninde projesini medyayla paylaştı.
Üniversitenin amacını “Kitabın da dediği gibi, işe yaramaz ya da olanaksız konuların öğretildiği bir karşılaştırmalı okul” olarak özetleyen Üstündağ sözlerine şöyle devam etti:
Amacımız, anlamsız konuların sayısını sonsuza dek arttırabilecek araştırmacılar yetiştirmektir. Bu bağlamda okulumuzda olmasını planladığımız bölümler ve dersler başlangıç için şunlar olacaktır:
1- Hazırlık bölümü:
Amacı öğrencilere anlamsızlık duygusunu aşılamak.
2-Olanaksızlıklar bölümü:
Dersler: Çingene Kentbilimi, Aztek At Yarışları, Antartika’nın Tarımsal Tarihi, Çağdaş Sümer Edebiyatı, Asur-Babil Pulculuğu, Amerikanın Keşfi Öncesi Tekerlek Teknolojisi, Sessiz Film Fonetiği…
3-Kendi kendine karşıtlıklar bölümü:
Dersler: Devrim Geleneği, Halk Oligarşisi, Yenilikçi Gelenekler Tarihi, Totolojik Diyalektik, Sözdizimi Yanlışlıkları Dilbilgisi…
Konuyla ilgili sorulara büyük bir kararlılıkla yanıt veren Üstündağ, okulun öğrenci ve öğretim görevlisi profilinin nasıl olması gerektiği konusunda da şunları söyledi:
Dört tip insan kabul ediyoruz okulumuza başka bir şart aranmaksızın:
1- Alıklar: Konuşup yazamazlar, ağızlarından salyalar akar. Dondurmasını alnına yapıştırır.
2- Budalalar: Bardağın dışından konuşurlar. Bardağın içinden konuşmak isterler ama ne yapar eder dışından konuşurlar. Pot kırarlar sürekli. En iyileri diplomattır. Yaratıcı değil aktarıcıdırlar.
3- Aptallar: Davranışlarında tutarlı mantık yürütmede yanılırlar. Örneğin şöyle derler “bütün köpekler evcil hayvanlardır, köpekler havlar, kediler de evcil hayvanlardır demek ki kediler de havlar.
4- Deliler: Hile bilmeyen aptallardır. Aptallar savlarını kanıtlamaya çalışırlar. Çarpık da olsa bir mantıkları vardır. Oysa delilerin mantıkla işi yoktur. Onlar için her şey her şeyi kanıtlar. Delilerin saplantıları vardır ve bu saplantılarını kanıtlamak için her şeyden yararlanırlar.Gördüğünüz gibi Foucault Sarkacının ruhunu olduğu gibi korumak istedik. Böylece okulumuzdan lisans programında yukarıda saydığımız dört öğeyi dengeli bir biçimde kullanan “normal insanlar”, lisans üstü programında ise bu dört öğeden birini baskın kılıp “dahiler” yaratmayı amaçlıyoruz. Diğer yandan öğretim görevlileri için olmazsa olmaz iki şartımız var. Almış oldukları standart eğitimin dışında:
1- Tetrapoloktomiya (kılı kırk yarma sanatı) uzmanı olması
2- Pilokatabasi (kıl payı kurtulma sanatı) uzmanı olması
YÖK denkliği konusunda neler düşündüğünü sorduğumuz Emin Üstündağ bu soruya yanıt vermek istemediğini, konunun muhatabının YÖK Başkanı olduğunu, kendisinin gerekli izinleri alarak üstüne düşen görevi yerine getirdiğini bildirerek sözlerini tamamladı.
Bilindiği üzere YÖK yetkilileri uzun bir süredir sessizliklerini korumakta ve tüm ısrarlarımıza rağmen konuyla ilgili bir açıklama yapmaktan kaçınmaktadırlar.
0
Hacımazlı köyünde garip şeyler oluyor.
21 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Geçtiğimiz günlerde tarihin ilk “bulaşıcı amnezi” (bellek kaybı) vakası nedeniyle karantinaya alınan İzmit’in Kandıra ilçesine bağlı Hacımazlı köyünde bulunan haber ekibimiz, ilginç bir yaralama vakasıyla karşılaştı.
Olay, Üniversite eğitimini almak üzere Başkent’te bulunan Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisi Selim Tanrıkulu (21) adlı gencin annesinden aldığı mektupta “Baban şimdi okulda, çocuklara matematik dersi veriyor” benzeri garip ifadelere rastlaması ve bunun üzerine şüphelenip hemen köye dönmesiyle başladı. Olay yerine vardığında tüm köyün amnezi (bellek kaybı) nedeniyle hiçbir şeyi anımsamadığını, hatta annesinin kendisine “Kimsin? Kimlerdensin? Üzerinde ne olduğun da yazmıyor aksi gibi” diye seslendiğine tanık olup iyice şüphelendiğini ve köydeki tüm insan, hayvan ve eşyaların üzerine, ne olduklarına ve ne işe yaradıklarına dair kısa notlar yazıldığını görünce olayı çözdüğünü söyleyip muhabirimize şunları anlattı:
Olay günü insanların, hayvanların ve eşyaların üzerindeki notlardan yola çıkarak, eğitimim gereği defalarca okuduğum Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık (Cien Anos de Soledad 1967) romanındaki o meşhur bölüme benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladım. Ben o romanda sözü edilen bölümün bir kızılderili inanışı ve hayal ürünü olduğunu sanırdım. Oysa bu tür vakalarla ülkemizde de karşılaşılıyormuş, çok şaşırdım.
Tam da bu esnada köy kahvesine girmiş bulunan ve sonradan köy öğretmeni olduğu anlaşılan orta yaşlı bir kişinin üzerine atlayan ve üzerinde “bununla ekmek kesilir” yazılı bıçağı kalçasına saplayan Selim Tanrıkulu ilk şaşkınlık sonrası güçlükle zaptedildi ve olay yerine gelen ekiplerce ifadesi alınıp savcılığa sevkedilmek üzere apar topar Kandıra Merkez Karakolu’na götürüldü.

Yanlış yere yazılmış bir "çeşme" sözcüğü köyde ilginç görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
İşin aslını öğrenmek üzere harekete geçen haber ekibimiz, diğer meslektaşlarımızı beklendiği gibi kolayca atlatarak yine bir ilke imza attı. Göğsüne çengelli iğne ile tutturduğu “Defterin sahibi” yazılı bir kağıt parçası yardımıyla öğretmen lojmanını temizlemekle görevli Emine Saydam’ın karşısına dikilip elinden köy öğretmeni Ferruh Demir’e (39) ait günlüğü kolayca alan haber muhabirimiz, köydeki unutma hastalığı sonrası gelişmeleri öğrenmekle kalmayıp son yaşanan ve tüm kesimlerde merak uyandıran şüpheli yaralama olayının da gizemini çözmüş oldu.
Defterde yazılanlara göre olay şöyle gelişmiş: Köyde meydana gelen ilk unutma vakalarından sonra gençlik yıllarında Marquez’in kitabını okumuş ve etkisinden o güne kadar çıkamamış olan 14 yıllık sınıf öğretmeni Ferruh Demir, köyde birden bire ortaya çıkan hastalığın bulaşıcı bir amnezi olduğunu hemen anlayıp bir plan yapmaya koyulmuş. Hacımazlı köyüne görev yapmak için geldiği ilk günden beri (1999) göz koyduğu köy muhtarının genç karısı Gülbahar Tanrıkulu’nu (37) elde etmek için, kahvede toplanmış “Nedir bu başımıza gelenler? Köyde bir cenabet mi var?” diye yakınan köy ahalisine, başlarına gelen müsibetin bulaşıcı bir unutkanlık hastalığı olduğunu, tedavisinin mümkün olmadığını söyleyip “Bu işten sıyırmak için köyde ne var ne yoksa üzerlerine ne işe yaradıklarını anlatan kısa notlar yazacağız. Böylece herkes önce notları okuyup yazılanlara göre hareket edecek. Mesala bu elimde tuttuğum şeye; bu çay bardağıdır, bununla çay içilir, çay demlikte demlenir, içine şeker atılır yazacağız. Böylece herkes hastalık ilerlediğinde günlük yaşantılarına devam edebilecek” diye eklemiş.
Başlarda bu fikrin dahiyane olduğunu düşünen köy ahalisi, bir süre sonra hastalığın ileriki safhaları başladığında köyde okuma yazma bilen sayısının her hanede neredeyse bir kişi bile olmadığını anlayıp öğretmen lojmanına doğru hışımla giderken, ne söyleyeceklerini daha yarı yolda unutmuş kös kös köy kahvesine geri dönmüşler. Böylece artık önünde hiçbir engel kalmadığını görüp hain planını uygulamaya koyan köy öğretmeni, hastalığın iyice ilerlemesini fırsat bilip boynuna “Gülbahar’ın kocası” yazılı bir kağıt iliştirerek, kısa bir süre önce kendi elleriyle okuma yazma öğrettiği zavallı kadının karşısına dikilmiş ve kocasıyla bir zamanlar ne yaptığını çoktan unutmuş bulunan kadıncağıza yıllardır sakladığı kimi dergiler gösterip kısa bir hatırlatmadan sonra hain emellerine kolayca ulaşmış.
Nasıl olup da bulaşıcı amnezi hastalığına yakalanmadığı halen anlaşılamayan ve aldığı bıçak darbesiyle kısa bir süre baygınlık geçiren Ferruh öğretmen, tüm olanlara rağmen ricamızı kırmadı ve sedye üzerinde olduğu halde sağlık ocağı girişinde sorularımıza yarı baygın yanıtlar verdi: “Çok pişmanım. Selim Tanrıkulu’nun İspanyol dili ve Edebiyatı bölümünde okuduğunu unutmuşum. Zaten bende şans olsa Alman Dili ve Edebiyatı okuyor olurdu” diyen talihsiz adam, sağlık ocağı çıkışında emniyet kuvvetlerince tutuklanarak savcılığa götürüldü ve ilk sorgulamasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere mahkemeye sevk edildi.
1
Quagga bilmecesinde yeni gelişmeler
18 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Soyu 1870’lerin sonlarına doğru tükenen ve literatüre adı “quagga” (alttaki resim) olarak geçen yarı zebra yarı yabani eşek canlı türüne ait olduğu öne sürülen yavruyla ilgili yeni gelişmelere tanık olduk son günlerde.

1878 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti Kasaplar Birliği Başkanı E.C'nin evinde bulunan bir quagga fotoğrafı. Hayvanın akibeti ve E.C.'nin fotoğrafı nereden bulduğu konusunda bir çok çelişkili açıklama yapılmıştır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Florida Lake yakınlarında bulunan quagga fosillerinden alınan DNA örnekleri yardımıyla laboratuvar ortamında yeniden üretildiği iddia edilen “Hooper” adlı yavru (alttaki resim) ile ilgili yeni iddialar gündemde. Bu önemli gelişmeyi 05-02-2008 tarihinde dünyaya bir basın toplantısı ile ilan eden ve resimde görüldüğü gibi yavru quagga ile mutluluk pozları veren Auckland Hayvanat Bahçesi Direktörü Glen Holland’ın (attaki resim,birinci sıra sağ başta) aksine, Londra Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Sophie Townsend son yılların bu en önemli gelişmesiyle ilgili ciddi şüphelerinin olduğunu, yavrunun incelenmek üzere kendilerine teslim edilmesi halinde konunun yüksek olasılıkla açıklığa kavuşacağını ama bu taleplerine henüz bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla gelişmelere şimdilik mesafeli olduklarını belirtti.

Yavru quagga Hooper ve Auckland Hayvanat Bahçesi Yönetim Kurulu, basın toplantısından sonra verilen kokteyl sırasında gazetecilere poz verirken
Bilindiği üzere, Merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (World Association of Zoos and Aquariums - WAZA) başkanı Peter Dollinger geçtiğimiz hafta İstanbul’un 2010 yılında Avrupa’nın kültür başkenti olması dolayısıyla Gülhane Hayvanat Bahçesi’ni incelemek ve bazı temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelmiş ve kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulmuştuk. Sorularımıza içtenlikle yanıtlar veren ama tüm ısrarlarımıza rağmen quagga konusuna girmemeyi tercih eden Peter Dollinger “Sizce bu buluş soyu tükenmiş canlıları yeniden oluşturmak konusunda önemli bir adım mı olacaktır?” sorusu karşısında bayan Townsend ile benzer şüpheler taşıdığını ima eden kaçamak cümlelerle konuyu geçiştirmeye çabalamış ve “Zaman herşeyin ilacıdır.” demişti.
Son yılların en önemli bilimsel gelişmesi olarak adlandırılan “Hooper” vakasında, başını Londra Hayvanat Bahçesi’nin çektiği kimi şüpheci kurumların “zebra ve eşek çiftleşmesi ile de bu tür bir sonuca pekala ulaşılabilir?” iddiasına yanıt aradık Abartma Tozu ekibi olarak. Quagga cinsini elde etmek için kaç çift zebra ve eşeğin çiftleştirilmesi gerektiği konusunda görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Medical College of Wisconsin Üniversitesi Biostatistics bölümünden Profesor Raymond G. Hoffmann’a göre bu olasılık bu kadar kısa sürede elde edilemeyecek kadar büyük. Yıllar hatta yüzyıllar gerektiren bu sürecin bir kaç ay içinde alınmış olması imkansız. Bu yolla bu tür bir sonuç alındıysa dahi bunu istatistik değil ancak şans ya da Tanrı’nın varlığıyla açıklayabiliriz bay Hoffmann’a göre.
Anlaşılan o ki önümüzdeki bir kaç hafta bu konuyla ilgili önemli gelişmelere gebe.
1
Çin’de toplu zıplama eylemi
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Geçtiğimiz günlerde tarihin ilk “bulaşıcı amnezi” (bellek kaybı) vakası nedeniyle karantinaya alınan İzmit’in Kandıra ilçesine bağlı Hacımazlı köyünde bulunan haber ekibimiz, ilginç bir yaralama vakasıyla karşılaştı.
Olay, Üniversite eğitimini almak üzere Başkent’te bulunan Ankara Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı 3. sınıf öğrencisi Selim Tanrıkulu (21) adlı gencin annesinden aldığı mektupta “Baban şimdi okulda, çocuklara matematik dersi veriyor” benzeri garip ifadelere rastlaması ve bunun üzerine şüphelenip hemen köye dönmesiyle başladı. Olay yerine vardığında tüm köyün amnezi (bellek kaybı) nedeniyle hiçbir şeyi anımsamadığını, hatta annesinin kendisine “Kimsin? Kimlerdensin? Üzerinde ne olduğun da yazmıyor aksi gibi” diye seslendiğine tanık olup iyice şüphelendiğini ve köydeki tüm insan, hayvan ve eşyaların üzerine, ne olduklarına ve ne işe yaradıklarına dair kısa notlar yazıldığını görünce olayı çözdüğünü söyleyip muhabirimize şunları anlattı:
Olay günü insanların, hayvanların ve eşyaların üzerindeki notlardan yola çıkarak, eğitimim gereği defalarca okuduğum Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık (Cien Anos de Soledad 1967) romanındaki o meşhur bölüme benzer bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladım. Ben o romanda sözü edilen bölümün bir kızılderili inanışı ve hayal ürünü olduğunu sanırdım. Oysa bu tür vakalarla ülkemizde de karşılaşılıyormuş, çok şaşırdım.
Tam da bu esnada köy kahvesine girmiş bulunan ve sonradan köy öğretmeni olduğu anlaşılan orta yaşlı bir kişinin üzerine atlayan ve üzerinde “bununla ekmek kesilir” yazılı bıçağı kalçasına saplayan Selim Tanrıkulu ilk şaşkınlık sonrası güçlükle zaptedildi ve olay yerine gelen ekiplerce ifadesi alınıp savcılığa sevkedilmek üzere apar topar Kandıra Merkez Karakolu’na götürüldü.

Yanlış yere yazılmış bir "çeşme" sözcüğü köyde ilginç görüntülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
İşin aslını öğrenmek üzere harekete geçen haber ekibimiz, diğer meslektaşlarımızı beklendiği gibi kolayca atlatarak yine bir ilke imza attı. Göğsüne çengelli iğne ile tutturduğu “Defterin sahibi” yazılı bir kağıt parçası yardımıyla öğretmen lojmanını temizlemekle görevli Emine Saydam’ın karşısına dikilip elinden köy öğretmeni Ferruh Demir’e (39) ait günlüğü kolayca alan haber muhabirimiz, köydeki unutma hastalığı sonrası gelişmeleri öğrenmekle kalmayıp son yaşanan ve tüm kesimlerde merak uyandıran şüpheli yaralama olayının da gizemini çözmüş oldu.
Defterde yazılanlara göre olay şöyle gelişmiş: Köyde meydana gelen ilk unutma vakalarından sonra gençlik yıllarında Marquez’in kitabını okumuş ve etkisinden o güne kadar çıkamamış olan 14 yıllık sınıf öğretmeni Ferruh Demir, köyde birden bire ortaya çıkan hastalığın bulaşıcı bir amnezi olduğunu hemen anlayıp bir plan yapmaya koyulmuş. Hacımazlı köyüne görev yapmak için geldiği ilk günden beri (1999) göz koyduğu köy muhtarının genç karısı Gülbahar Tanrıkulu’nu (37) elde etmek için, kahvede toplanmış “Nedir bu başımıza gelenler? Köyde bir cenabet mi var?” diye yakınan köy ahalisine, başlarına gelen müsibetin bulaşıcı bir unutkanlık hastalığı olduğunu, tedavisinin mümkün olmadığını söyleyip “Bu işten sıyırmak için köyde ne var ne yoksa üzerlerine ne işe yaradıklarını anlatan kısa notlar yazacağız. Böylece herkes önce notları okuyup yazılanlara göre hareket edecek. Mesala bu elimde tuttuğum şeye; bu çay bardağıdır, bununla çay içilir, çay demlikte demlenir, içine şeker atılır yazacağız. Böylece herkes hastalık ilerlediğinde günlük yaşantılarına devam edebilecek” diye eklemiş.
Başlarda bu fikrin dahiyane olduğunu düşünen köy ahalisi, bir süre sonra hastalığın ileriki safhaları başladığında köyde okuma yazma bilen sayısının her hanede neredeyse bir kişi bile olmadığını anlayıp öğretmen lojmanına doğru hışımla giderken, ne söyleyeceklerini daha yarı yolda unutmuş kös kös köy kahvesine geri dönmüşler. Böylece artık önünde hiçbir engel kalmadığını görüp hain planını uygulamaya koyan köy öğretmeni, hastalığın iyice ilerlemesini fırsat bilip boynuna “Gülbahar’ın kocası” yazılı bir kağıt iliştirerek, kısa bir süre önce kendi elleriyle okuma yazma öğrettiği zavallı kadının karşısına dikilmiş ve kocasıyla bir zamanlar ne yaptığını çoktan unutmuş bulunan kadıncağıza yıllardır sakladığı kimi dergiler gösterip kısa bir hatırlatmadan sonra hain emellerine kolayca ulaşmış.
1
Quagga bilmecesinde yeni gelişmeler
18 Temmuz 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Soyu 1870’lerin sonlarına doğru tükenen ve literatüre adı “quagga” (alttaki resim) olarak geçen yarı zebra yarı yabani eşek canlı türüne ait olduğu öne sürülen yavruyla ilgili yeni gelişmelere tanık olduk son günlerde.

1878 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti Kasaplar Birliği Başkanı E.C'nin evinde bulunan bir quagga fotoğrafı. Hayvanın akibeti ve E.C.'nin fotoğrafı nereden bulduğu konusunda bir çok çelişkili açıklama yapılmıştır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Florida Lake yakınlarında bulunan quagga fosillerinden alınan DNA örnekleri yardımıyla laboratuvar ortamında yeniden üretildiği iddia edilen “Hooper” adlı yavru (alttaki resim) ile ilgili yeni iddialar gündemde. Bu önemli gelişmeyi 05-02-2008 tarihinde dünyaya bir basın toplantısı ile ilan eden ve resimde görüldüğü gibi yavru quagga ile mutluluk pozları veren Auckland Hayvanat Bahçesi Direktörü Glen Holland’ın (attaki resim,birinci sıra sağ başta) aksine, Londra Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Sophie Townsend son yılların bu en önemli gelişmesiyle ilgili ciddi şüphelerinin olduğunu, yavrunun incelenmek üzere kendilerine teslim edilmesi halinde konunun yüksek olasılıkla açıklığa kavuşacağını ama bu taleplerine henüz bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla gelişmelere şimdilik mesafeli olduklarını belirtti.

Yavru quagga Hooper ve Auckland Hayvanat Bahçesi Yönetim Kurulu, basın toplantısından sonra verilen kokteyl sırasında gazetecilere poz verirken
Bilindiği üzere, Merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (World Association of Zoos and Aquariums - WAZA) başkanı Peter Dollinger geçtiğimiz hafta İstanbul’un 2010 yılında Avrupa’nın kültür başkenti olması dolayısıyla Gülhane Hayvanat Bahçesi’ni incelemek ve bazı temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelmiş ve kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulmuştuk. Sorularımıza içtenlikle yanıtlar veren ama tüm ısrarlarımıza rağmen quagga konusuna girmemeyi tercih eden Peter Dollinger “Sizce bu buluş soyu tükenmiş canlıları yeniden oluşturmak konusunda önemli bir adım mı olacaktır?” sorusu karşısında bayan Townsend ile benzer şüpheler taşıdığını ima eden kaçamak cümlelerle konuyu geçiştirmeye çabalamış ve “Zaman herşeyin ilacıdır.” demişti.
Son yılların en önemli bilimsel gelişmesi olarak adlandırılan “Hooper” vakasında, başını Londra Hayvanat Bahçesi’nin çektiği kimi şüpheci kurumların “zebra ve eşek çiftleşmesi ile de bu tür bir sonuca pekala ulaşılabilir?” iddiasına yanıt aradık Abartma Tozu ekibi olarak. Quagga cinsini elde etmek için kaç çift zebra ve eşeğin çiftleştirilmesi gerektiği konusunda görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Medical College of Wisconsin Üniversitesi Biostatistics bölümünden Profesor Raymond G. Hoffmann’a göre bu olasılık bu kadar kısa sürede elde edilemeyecek kadar büyük. Yıllar hatta yüzyıllar gerektiren bu sürecin bir kaç ay içinde alınmış olması imkansız. Bu yolla bu tür bir sonuç alındıysa dahi bunu istatistik değil ancak şans ya da Tanrı’nın varlığıyla açıklayabiliriz bay Hoffmann’a göre.
Anlaşılan o ki önümüzdeki bir kaç hafta bu konuyla ilgili önemli gelişmelere gebe.
1
Çin’de toplu zıplama eylemi
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Soyu 1870’lerin sonlarına doğru tükenen ve literatüre adı “quagga” (alttaki resim) olarak geçen yarı zebra yarı yabani eşek canlı türüne ait olduğu öne sürülen yavruyla ilgili yeni gelişmelere tanık olduk son günlerde.

1878 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti Kasaplar Birliği Başkanı E.C'nin evinde bulunan bir quagga fotoğrafı. Hayvanın akibeti ve E.C.'nin fotoğrafı nereden bulduğu konusunda bir çok çelişkili açıklama yapılmıştır.
Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Florida Lake yakınlarında bulunan quagga fosillerinden alınan DNA örnekleri yardımıyla laboratuvar ortamında yeniden üretildiği iddia edilen “Hooper” adlı yavru (alttaki resim) ile ilgili yeni iddialar gündemde. Bu önemli gelişmeyi 05-02-2008 tarihinde dünyaya bir basın toplantısı ile ilan eden ve resimde görüldüğü gibi yavru quagga ile mutluluk pozları veren Auckland Hayvanat Bahçesi Direktörü Glen Holland’ın (attaki resim,birinci sıra sağ başta) aksine, Londra Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Sophie Townsend son yılların bu en önemli gelişmesiyle ilgili ciddi şüphelerinin olduğunu, yavrunun incelenmek üzere kendilerine teslim edilmesi halinde konunun yüksek olasılıkla açıklığa kavuşacağını ama bu taleplerine henüz bir yanıt alamadıklarını, dolayısıyla gelişmelere şimdilik mesafeli olduklarını belirtti.

Yavru quagga Hooper ve Auckland Hayvanat Bahçesi Yönetim Kurulu, basın toplantısından sonra verilen kokteyl sırasında gazetecilere poz verirken
Bilindiği üzere, Merkezi İsviçre’nin Bern kentinde bulunan Dünya Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (World Association of Zoos and Aquariums - WAZA) başkanı Peter Dollinger geçtiğimiz hafta İstanbul’un 2010 yılında Avrupa’nın kültür başkenti olması dolayısıyla Gülhane Hayvanat Bahçesi’ni incelemek ve bazı temaslarda bulunmak üzere ülkemize gelmiş ve kendisiyle kısa bir söyleşi yapma imkanı bulmuştuk. Sorularımıza içtenlikle yanıtlar veren ama tüm ısrarlarımıza rağmen quagga konusuna girmemeyi tercih eden Peter Dollinger “Sizce bu buluş soyu tükenmiş canlıları yeniden oluşturmak konusunda önemli bir adım mı olacaktır?” sorusu karşısında bayan Townsend ile benzer şüpheler taşıdığını ima eden kaçamak cümlelerle konuyu geçiştirmeye çabalamış ve “Zaman herşeyin ilacıdır.” demişti.
Son yılların en önemli bilimsel gelişmesi olarak adlandırılan “Hooper” vakasında, başını Londra Hayvanat Bahçesi’nin çektiği kimi şüpheci kurumların “zebra ve eşek çiftleşmesi ile de bu tür bir sonuca pekala ulaşılabilir?” iddiasına yanıt aradık Abartma Tozu ekibi olarak. Quagga cinsini elde etmek için kaç çift zebra ve eşeğin çiftleştirilmesi gerektiği konusunda görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Medical College of Wisconsin Üniversitesi Biostatistics bölümünden Profesor Raymond G. Hoffmann’a göre bu olasılık bu kadar kısa sürede elde edilemeyecek kadar büyük. Yıllar hatta yüzyıllar gerektiren bu sürecin bir kaç ay içinde alınmış olması imkansız. Bu yolla bu tür bir sonuç alındıysa dahi bunu istatistik değil ancak şans ya da Tanrı’nın varlığıyla açıklayabiliriz bay Hoffmann’a göre.
Anlaşılan o ki önümüzdeki bir kaç hafta bu konuyla ilgili önemli gelişmelere gebe.
1
Çin’de toplu zıplama eylemi
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Eskiden beri insanların kafasını kurcalayan “Çinlilerin tümü aynı anda zıplasa ne olurdu?” sorusunun cevabını pek yakında uygulamalı olarak öğrenmek zorunda kalabiliriz. Çin hükümeti dün yaptığı bir açıklamada, Dünya Ticaret Örgütü tarafından Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı ürünlere uygulanan yaptırımların bir ay içinde kaldırılmaması halinde tüm Çin halkının zıplama seferberliğine çağırılacağını duyurdu.
Konuyla ilgili olarak Tahtakent Üniversitesi Fizik Bölüm Başkanı Hüsamettin Santigrat ile görüştük:
Abartma Tozu: Hüsamettin Bey, sizce Çin hükümetinin bu açıklaması blöf mü? Yoksa gerçekten dünya için bir tehlike sözkonusu mu?
Hüsamettin Santigrat: Bu konu eskiden beri gündemde olmuştur. Şimdi kısmetse cevabını öğreneceğiz. Bence, bu eylemin dünya üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Kuru bir tehditten ibaret değildir.
A.T.: Biraz açıklayabilir misiniz?
H.S.: Bunu açıklayabilmem için önce olayın evveliyatından bahsetmem gerekiyor. Bir binada duruyor olsanız ve yanınızda çok iri biri zıplasa, ufak bir sarsıntı hissedersiniz değil mi?
A.T.: …
H.S.: Değil mi?
A.T.: Pardon, ben sözün gelişi sordunuz sanmıştım… Tabii ki hissederiz.
H.S.: Evet… İşte olayın çıkış noktası budur. Dünyanın kabuğu binanın katından çok daha kalın olsa da, 2.5 milyar insanın aynı anda zıplaması tüm dünyada hissedilecek bir titreşim yaratabilir diye düşünülmüştür.
A.T.: Yaratabilir mi peki?
H.S.: Muhtemelen yaratır, ama bunun vereceği en büyük zarar yine Çin sınırları içinde kalacaktır. Çin halkı kendi kendine deprem yaratmış olacaktır bir yerde.
A.T.: Peki onlar bunun farkında değiller mi?
H.S.: Elbette farkındalar. O yüzden başka birşey deneyecekler. Rezonans etkisinden yararlanacaklar.
A.T.: O nedir?
H.S.: Biliyorsunuz, askeri birlikler köprülerin üzerinden asla uygun adım yürüyerek geçmezler. Çünkü normalde askerlerin ağırlıkları veya adımlarının darbe gücü köprüyü yıkmaya yeterli olmasa da, uygun adım yürüyüş sırasında arka arkaya ve periyodik olarak tekrarlanan darbeler birbirlerini güçlendirerek köprüyü rezonansa sokabilir ve yıkılmasına neden olabilir. Çinliler de benzer birşeyi dünya üzerinde deneyecekler.
A.T.: Askeri birlik için uygun adım yürümek kolay ama, 2.5 milyar insanı nasıl koordine edecekler ki?
H.S.: Radyodan yayınlanacak periyodik bir ses ile. Herkes o sese göre zıplayacak.
A.T.: Ama sonuçta yine büyük bir deprem ortaya çıkmaz mı? Bu da en çok Çin’in kendisine zarar vermez mi?
H.S.: İnce hesaplamalar yapmadan bunun tam etkisini kestirmek zor. Ama deprem olacağını sanmıyorum. Yeterince güç uygulayabilirlerse dünyanın yörüngesini değiştirebilirler. Dönmekte olan bir bilardo topuna ıstakayla hafifçe dokunmak gibi. Eğer Çin’de geceyken zıplarlarsa dünya güneşe biraz daha yaklaşır. Siz küresel ısınmayı o zaman görün.
A.T.: Dünyanın en büyük klima ve yelpaze üreticisi de Çin Halk Cumhuriyeti olduğuna göre…
H.S.: Olayı çözdünüz.
A.T.: Sayın Santigrat, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Benim hemen gitmem gerekiyor.
H.S.: Anladım. Tektaş’ta klimalar indirime girmiş haberiniz olsun. Ben dün aldım iki tane.
A.T.: Hadi ya? Kredi kartına kaç taksit yapıyorlar?
H.S.: Ne fark eder?
A.T.: Haklısınız. Yardımlarınız için çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
H.S.: Helal olsun.
0
HD 209458 B gezegenine işçi alınacak
21 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Ekonomik durgunluk nedeniyle iş bulmakta zorlananlar için yeni bir umut ışığı daha belirdi. Pegasus takımyıldızı’ndaki gezegenlerden biri olan HD 209458 B, çalışmak isteyen dünyalılara kucak açıyor.
“Gördüğünüz gibi, çalışmak isteyene evrenin hiçbir noktasında engel yok” diyen Galaksiler Arası Meslek Edindirme Kurumu Genel Başkanı Güneş Işıkyılı, sözlerini “şu an yapmakta oldukları dev alışveriş merkezlerinin inşaatında çalışacak vasıflı ve vasıfsız işçiler arıyorlar. Gönderdiğimiz işçilerin performansından memnun kalmaları halinde, önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin hizmete girmesiyle yönetici, satış temsilcisi ve kasiyer gereksinimlerini de dünyadan karşılayacaklardır” diye sürdürdü.
Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz işçi adayları, gezegenin dünyadan 150 ışık yılı kadar uzakta olmasının aileler için zorluk yaratabileceğini ifade ederken, gezegende lojman olanaklarının bulunduğunu, ancak HD 209458 B sakinlerinin pek o kadar sakin olmadıklarını ve geçtiğimiz aylarda turistik amaçla gezegenlerini ziyaret eden bir grup insanı yediklerini hatırlattılar. Güneş Işıkyılı bu endişelere cevaben “her işte bir miktar risk mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
0
Rakip otostopçu şimdilik başarısız
13 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Daha önceki bir haberimizde otostopla dünya turu yapmakta olduğunu duyurduğumuz H.K.’nin başarısından etkilenen kardeşi F.K. de benzer bir girişime niyetlendi. F.K.’nin şimdilik pek yol alamadığı, yola çıkmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen il hudutları dışına dahi çıkamadığı ve çoğunlukla yürüyerek ilerleyebildiği kaydedildi.
0
İnsan arama motoru (beta)
11 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Arama motorlarının günlük hayatın ayrılmaz parçalarından biri haline geldiği günümüzde, Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi teknolojide çığır açacak bir yeniliği dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. İnsan Arama Motoru, verdiğiniz anahtar sözcükleri kullanarak, bulmak istediğiniz kişinin nerede olduğunu anında görüntüleyebilecek. “Geliştirdiğimiz yazılımın arayüzü aynen Google Maps gibi” diyen Ar-Mo Yazılım Geliştirme Ekibi Başkanı Server Kocabayt, “tek farkı, arama sonuçlarında binaları ve yolları değil, insanları görüyorsunuz” diyerek konuya açıklık getirdi.
Kocabayt sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir yazılımın kişilik haklarına saldırı olacağı yönünde bazı eleştiriler alıyoruz. Cep telefonlarının ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemde de insanlar kolayca ulaşılabilir olmaktan rahatsızlık duymuşlardı. Fakat uzun vadede bu sistemin sağladığı kolaylıkların ağır basacağına ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz”.
1
Otostopla dünya turu
9 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - 2008 yılının ilk gününde, otostopla dünyayı gezmek üzere yola çıkan ve bir daha kendinden haber alınamayan H.K., sonunda dün Yeni Delhi’de ortaya çıkarak bir basın toplantısı düzenledi. H.K. 2007′yi 2008′e bağlayan gece, arkadaşlarıyla Jules Verne’in 80 Günde Dünya Turu romanını anımsatacak bir iddiaya girmiş ve yalnızca otostop çekerek dünyayı 280 günde dolaşabileceğini iddia etmişti.
“Öncelikle beni merak eden herkesin bilmesini isterim ki gayet iyi durumdayım” diyerek sözlerine başlayan H.K., bugüne kadar otostop çekerek 10.000 km’den fazla yol katettiğini ve ne pahasına olursa olsun bu iddiayı kazanmadan durmayacağını kaydetti. “Beni alacak araç bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Yolun kenarında durmam yeterli oluyor, çoğunlukla yoldan geçen ilk araç durup alıyor beni” diyen H.K., “Buradan aileme sesleniyorum. Sizleri çok özledim. Lütfen akvaryumun içinde kalanları kedilerime verin. Bir de Mad Men’in yeni bölümlerini kaydetmeyi unutmayın. Dönünce hepsini izleyeceğim.” diyerek sözlerine son verdi.
0
Tsunami yakından izlenmemeli
7 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.
(Haber Merkezi) - Baş dönmesi, zihinde bulanıklık ve unutkanlık şikayetiyle hastaneye başvuran S.K., yapılan ilk muayenenin ardından yoğun bakıma alındı.
S.K. bir süre önce, senelik tatilini geçirmek üzere gittiği uzakdoğu kıyı kasabasında yaşadığı macera ile manşetlere geçmişti. Plajda güneşlenirken okyanusun hızla geri çekildiğini, çevredeki insanların “tsunami!” diye bağırarak karaya doğru kaçmaya başladıklarını gören S.K., tüm uyarılara rağmen dev dalgaları yakından görebilmek ve görüntüleyebilmek için sahilde kalmıştı. Kıyı şeridini harabeye çeviren dev dalgalardan mucizevi bir şekilde kurtulmayı başaran S.K. yurda döndüğünde bir kahraman gibi karşılanmış ve çektiği yakın plan tsunami görüntüleriyle uzun süre gündemde kalmıştı.




