0
Dihidrojen monoksit aldatmacası
7 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
1990 yılında Kaliforniya’da üç üniversite öğrencisi arkadaş tarafından başlatılan dihidrojen monoksit aldatmacası; biraz bilimsel terminoloji, biraz yönlendirici lisan kullanarak çoğu insanın ne kadar kolay kandırılabildiğini, insanların kendilerine sunulan verileri çoğunlukla sorgulamadan ve aslını araştırmadan kabullendiklerini gösteren eğlenceli bir tertiptir.
Dihidrojen monoksit (DHMO), suyun az kullanılan bilimsel isimlerinden biridir. Zehirli bir gaz olan karbon monoksit’i çağrıştırdığı için korku yaratır. Aldatmaca bu korkuya dayanarak, ve hiçbir yalana başvurmaksızın, suyun tehlikelerinden bahsetmekte ve “eylem çağrısında” bulunmaktadır.
1994 yılında Craig Jackson aldatmaca metnini yeniden kaleme alarak bir web sitesinde yayınlamıştır. Sözkonusu web sitesi günümüzde aktif olmamakla birlikte, içeriği internette bulunabilir:
“Dihidrojen monoksit:
- Asit yağmurlarının başlıca unsurudur.
- Sera etkisine katkısı vardır.
- Ciddi yanıklara neden olabilir.
- Erozyona katkısı vardır.
- Metallerde korozyona ve paslanmaya neden olabilir.
- Elektrik kaçaklarına ve otomobil frenlerinin iyi çalışmamasına neden olur.
- Ölümcül kanser hastalarının tümörlerinde bulunmuştur.
Tüm bu tehlikelerine rağmen DHMO çeşitli endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin:
- Çözelti ve soğutucu olarak,
- Nükleer enerji santrallerinde,
- Besin kaplarının üretiminde,
- Yangın söndürücülerde,
- Hayvanlara uygulanan canice deneylerde,
- Yapay gübrelerin dağıtımında,
- Kimi “fast-food” ve diğer besin ürünlerinin bileşiminde.”
Günümüzde DHMO aldatmacasının ev sahipliğini Dihidrojen Monoksit’in Yasaklanması Koalisyonu (dhmo.org) sürdürmektedir. Bu Koalisyona karşıt görüşle (fakat aldatmaca mantığını bozmadan) kurulan Dihidrojen Monoksit Dostları adlı yapılanma da, kendi web sitesinde DHMO’nun iddia edildiği kadar zararlı bir madde olmadığını, hatta insanların ona ihtiyacı olduğunu savunmaktadır.
1997 yılında Nathan Zohner adında 14 yaşındaki bir lise öğrencisi, 50 kişilik bir denek grubuna DHMO’nun tehlikelerinden bahsetmiş ve bu 50 kişinin 43′ünden bu maddenin yasaklanmasını desteklemek amacıyla imza toplamayı başarmıştır. Bu çalışmanın sonuçları Zohner’e okuduğu okulun Bilim Fuarı’nda birincilik ödülü getirirken, “Zohnerizm” sözcüğü “gerçekleri kullanarak bilimsel açıdan bilgisiz bir toplumu yanlış sonuçlara yönlendirme” eyleminin adı olarak bilim literatürüne geçmiştir.
0
İnanmama kültürü
5 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
1968 yılında, Apollo 8 ekibi Ay yörüngesinde 10 tur attıktan sonra iniş yapmış ve ardından başarıyla Dünya’ya dönmüştü. Ekibin çektiği bu nefes kesici fotoğrafta Dünya’nın doğuşu görülüyor.
Kimileri A.B.D.’nin Ay’a insan gönderdiğine hiç inanmadı; onlara göre tüm bunlar, A.B.D.’nin, Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminde, uzay yarışında S.S.C.B.’den daha önde olduğunu göstermek için giriştiği bir aldatmacadan ibaretti.
Bu iddiayı desteklemek için, Apollo misyonlarına ilişkin ne kadar belge, görüntü, kayıt varsa didiklendi; fotoğraflarda neden gökyüzünde yıldız görünmediğinden başlayarak, dünyayla yapılan konuşmaların ses kayıtlarında meydana gelen gecikmelerin neden çok kısa olduğuna dek herşey sorgulandı.
Bu arada Apollo misyonlarının aldatmaca olduğuna ilişkin en “tutarlı” iddia, Dünya’nın küre şeklinde olmadığını, düz olduğunu iddia eden Düz Dünya Derneği’nden geldi (bkz. International Flat Earth Society). Derneğin o zamanki Başkanı Charles K. Johnson, yukarıdaki fotoğraf ve benzerlerinde yeralan küresel dünya görüntüsünün, fotoğrafların sahte olduğunu kanıtladığını öne sürdü.
2
Tunguska bilmecesi
30 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan tam 100 sene önce, Tunguska’da, kimsenin tam olarak anlayamadığı ve açıklayamadığı birşey oldu.
Binlerce kilometre çapındaki bir alanda yaşayan insanlar, güneş kadar parlak mavi bir ışık sütunu gördüklerini, bu sütunun gökyüzünü adeta ikiye böldüğünü ve korkunç bir patlamayla yokolduğunu aktardılar.
1 Temmuz 1908 tarihinde meydana gelen olay, yerleşim merkezlerinden çok uzak bir bölgede gerçekleştiği için yalnızca tek bir kişinin ölümüyle atlatıldı: olayın şiddeti, 30 kilometre kadar uzakta bulunan bir çobanı havaya savurup bir ağaca çarpmıştı.
Bölgenin uzaklığı ve erişilmezliği nedeniyle, ilk araştırma ekibi ancak 1927 yılında oraya ulaşabildi. O zamana kadar en yaygın kabul gören teori, Tunguska’ya bir meteorun düşmüş olabileceğiydi. Fakat araştırma ekibi böyle bir meteor çarpmasının yaratması gereken türden bir krater bulamadı. Bölge son derece ağaçlıktı; yaklaşık 50 kilometre çapındaki bir alanda tüm ağaçlar, merkezden dışarı doğru uzanacak şekilde devrilmiş ve yanmıştı. Tuhaf bir şekilde, bu 50 kilometre çapındaki alanın merkezinde (normalde kraterin olması beklenen yerde) yeralan bazı ağaçlar hala dimdik ayakta duruyordu.
Günümüzde bilimin kabul ettiği açıklama, bir gök cisminin (meteor veya kuyrukluyıldız) dünya atmosferine girdikten sonra havada patladığı yönündedir. Patlama havada gerçekleştiği için yerde krater oluşmamıştır. Buna rağmen patlamanın gücünün Nagazaki’ye atılan bombadan 1000 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çarpışma 4 saat sonra gerçekleşecek olsa, dünyanın dönüş hızı nedeniyle Rus İmparatorluğu’nun başkenti olan Saint Petersburg’un üzerinde meydana geleceği ve şehri yerle bir edebileceği hesaplanmıştır.
Bu teori tüm soruları cevaplayamadığı için Tunguska Olayı olarak literatüre geçen bu olayın meydana gelişi hakkında alternatif açıklamalar ortaya atılmıştır:
- Dünya bir kara delikten geçmiş olabilir (öyle olsa kara delikten çıkış sırasında ikinci bir patlama olması gerekirmiş)
- Dünyaya karşı madde öbeği çarpmış olabilir (bu teori olay mahalinde bulunan yüksek miktardaki mineral kalıntılarını açıklayamıyor)
- Dünyaya UFO düşmüş olabilir (Abartma Tozu ekibi olarak favori teorimiz tabii ki budur)
- Nikola Tesla geliştirmekte olduğu ölümcül ışın silahının denemesini yapmıştır (bu da ikinci favorimiz).
1990 yılında Kaliforniya’da üç üniversite öğrencisi arkadaş tarafından başlatılan dihidrojen monoksit aldatmacası; biraz bilimsel terminoloji, biraz yönlendirici lisan kullanarak çoğu insanın ne kadar kolay kandırılabildiğini, insanların kendilerine sunulan verileri çoğunlukla sorgulamadan ve aslını araştırmadan kabullendiklerini gösteren eğlenceli bir tertiptir.
Dihidrojen monoksit (DHMO), suyun az kullanılan bilimsel isimlerinden biridir. Zehirli bir gaz olan karbon monoksit’i çağrıştırdığı için korku yaratır. Aldatmaca bu korkuya dayanarak, ve hiçbir yalana başvurmaksızın, suyun tehlikelerinden bahsetmekte ve “eylem çağrısında” bulunmaktadır.
1994 yılında Craig Jackson aldatmaca metnini yeniden kaleme alarak bir web sitesinde yayınlamıştır. Sözkonusu web sitesi günümüzde aktif olmamakla birlikte, içeriği internette bulunabilir:
“Dihidrojen monoksit:
- Asit yağmurlarının başlıca unsurudur.
- Sera etkisine katkısı vardır.
- Ciddi yanıklara neden olabilir.
- Erozyona katkısı vardır.
- Metallerde korozyona ve paslanmaya neden olabilir.
- Elektrik kaçaklarına ve otomobil frenlerinin iyi çalışmamasına neden olur.
- Ölümcül kanser hastalarının tümörlerinde bulunmuştur.
Tüm bu tehlikelerine rağmen DHMO çeşitli endüstriyel uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Örneğin:
- Çözelti ve soğutucu olarak,
- Nükleer enerji santrallerinde,
- Besin kaplarının üretiminde,
- Yangın söndürücülerde,
- Hayvanlara uygulanan canice deneylerde,
- Yapay gübrelerin dağıtımında,
- Kimi “fast-food” ve diğer besin ürünlerinin bileşiminde.”
Günümüzde DHMO aldatmacasının ev sahipliğini Dihidrojen Monoksit’in Yasaklanması Koalisyonu (dhmo.org) sürdürmektedir. Bu Koalisyona karşıt görüşle (fakat aldatmaca mantığını bozmadan) kurulan Dihidrojen Monoksit Dostları adlı yapılanma da, kendi web sitesinde DHMO’nun iddia edildiği kadar zararlı bir madde olmadığını, hatta insanların ona ihtiyacı olduğunu savunmaktadır.
1997 yılında Nathan Zohner adında 14 yaşındaki bir lise öğrencisi, 50 kişilik bir denek grubuna DHMO’nun tehlikelerinden bahsetmiş ve bu 50 kişinin 43′ünden bu maddenin yasaklanmasını desteklemek amacıyla imza toplamayı başarmıştır. Bu çalışmanın sonuçları Zohner’e okuduğu okulun Bilim Fuarı’nda birincilik ödülü getirirken, “Zohnerizm” sözcüğü “gerçekleri kullanarak bilimsel açıdan bilgisiz bir toplumu yanlış sonuçlara yönlendirme” eyleminin adı olarak bilim literatürüne geçmiştir.
0
İnanmama kültürü
5 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
1968 yılında, Apollo 8 ekibi Ay yörüngesinde 10 tur attıktan sonra iniş yapmış ve ardından başarıyla Dünya’ya dönmüştü. Ekibin çektiği bu nefes kesici fotoğrafta Dünya’nın doğuşu görülüyor.
Kimileri A.B.D.’nin Ay’a insan gönderdiğine hiç inanmadı; onlara göre tüm bunlar, A.B.D.’nin, Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminde, uzay yarışında S.S.C.B.’den daha önde olduğunu göstermek için giriştiği bir aldatmacadan ibaretti.
Bu iddiayı desteklemek için, Apollo misyonlarına ilişkin ne kadar belge, görüntü, kayıt varsa didiklendi; fotoğraflarda neden gökyüzünde yıldız görünmediğinden başlayarak, dünyayla yapılan konuşmaların ses kayıtlarında meydana gelen gecikmelerin neden çok kısa olduğuna dek herşey sorgulandı.
Bu arada Apollo misyonlarının aldatmaca olduğuna ilişkin en “tutarlı” iddia, Dünya’nın küre şeklinde olmadığını, düz olduğunu iddia eden Düz Dünya Derneği’nden geldi (bkz. International Flat Earth Society). Derneğin o zamanki Başkanı Charles K. Johnson, yukarıdaki fotoğraf ve benzerlerinde yeralan küresel dünya görüntüsünün, fotoğrafların sahte olduğunu kanıtladığını öne sürdü.
2
Tunguska bilmecesi
30 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan tam 100 sene önce, Tunguska’da, kimsenin tam olarak anlayamadığı ve açıklayamadığı birşey oldu.
Binlerce kilometre çapındaki bir alanda yaşayan insanlar, güneş kadar parlak mavi bir ışık sütunu gördüklerini, bu sütunun gökyüzünü adeta ikiye böldüğünü ve korkunç bir patlamayla yokolduğunu aktardılar.
1 Temmuz 1908 tarihinde meydana gelen olay, yerleşim merkezlerinden çok uzak bir bölgede gerçekleştiği için yalnızca tek bir kişinin ölümüyle atlatıldı: olayın şiddeti, 30 kilometre kadar uzakta bulunan bir çobanı havaya savurup bir ağaca çarpmıştı.
Bölgenin uzaklığı ve erişilmezliği nedeniyle, ilk araştırma ekibi ancak 1927 yılında oraya ulaşabildi. O zamana kadar en yaygın kabul gören teori, Tunguska’ya bir meteorun düşmüş olabileceğiydi. Fakat araştırma ekibi böyle bir meteor çarpmasının yaratması gereken türden bir krater bulamadı. Bölge son derece ağaçlıktı; yaklaşık 50 kilometre çapındaki bir alanda tüm ağaçlar, merkezden dışarı doğru uzanacak şekilde devrilmiş ve yanmıştı. Tuhaf bir şekilde, bu 50 kilometre çapındaki alanın merkezinde (normalde kraterin olması beklenen yerde) yeralan bazı ağaçlar hala dimdik ayakta duruyordu.
Günümüzde bilimin kabul ettiği açıklama, bir gök cisminin (meteor veya kuyrukluyıldız) dünya atmosferine girdikten sonra havada patladığı yönündedir. Patlama havada gerçekleştiği için yerde krater oluşmamıştır. Buna rağmen patlamanın gücünün Nagazaki’ye atılan bombadan 1000 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çarpışma 4 saat sonra gerçekleşecek olsa, dünyanın dönüş hızı nedeniyle Rus İmparatorluğu’nun başkenti olan Saint Petersburg’un üzerinde meydana geleceği ve şehri yerle bir edebileceği hesaplanmıştır.
Bu teori tüm soruları cevaplayamadığı için Tunguska Olayı olarak literatüre geçen bu olayın meydana gelişi hakkında alternatif açıklamalar ortaya atılmıştır:
- Dünya bir kara delikten geçmiş olabilir (öyle olsa kara delikten çıkış sırasında ikinci bir patlama olması gerekirmiş)
- Dünyaya karşı madde öbeği çarpmış olabilir (bu teori olay mahalinde bulunan yüksek miktardaki mineral kalıntılarını açıklayamıyor)
- Dünyaya UFO düşmüş olabilir (Abartma Tozu ekibi olarak favori teorimiz tabii ki budur)
- Nikola Tesla geliştirmekte olduğu ölümcül ışın silahının denemesini yapmıştır (bu da ikinci favorimiz).
1968 yılında, Apollo 8 ekibi Ay yörüngesinde 10 tur attıktan sonra iniş yapmış ve ardından başarıyla Dünya’ya dönmüştü. Ekibin çektiği bu nefes kesici fotoğrafta Dünya’nın doğuşu görülüyor.
Kimileri A.B.D.’nin Ay’a insan gönderdiğine hiç inanmadı; onlara göre tüm bunlar, A.B.D.’nin, Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminde, uzay yarışında S.S.C.B.’den daha önde olduğunu göstermek için giriştiği bir aldatmacadan ibaretti.
Bu iddiayı desteklemek için, Apollo misyonlarına ilişkin ne kadar belge, görüntü, kayıt varsa didiklendi; fotoğraflarda neden gökyüzünde yıldız görünmediğinden başlayarak, dünyayla yapılan konuşmaların ses kayıtlarında meydana gelen gecikmelerin neden çok kısa olduğuna dek herşey sorgulandı.
Bu arada Apollo misyonlarının aldatmaca olduğuna ilişkin en “tutarlı” iddia, Dünya’nın küre şeklinde olmadığını, düz olduğunu iddia eden Düz Dünya Derneği’nden geldi (bkz. International Flat Earth Society). Derneğin o zamanki Başkanı Charles K. Johnson, yukarıdaki fotoğraf ve benzerlerinde yeralan küresel dünya görüntüsünün, fotoğrafların sahte olduğunu kanıtladığını öne sürdü.
2
Tunguska bilmecesi
30 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan tam 100 sene önce, Tunguska’da, kimsenin tam olarak anlayamadığı ve açıklayamadığı birşey oldu.
Binlerce kilometre çapındaki bir alanda yaşayan insanlar, güneş kadar parlak mavi bir ışık sütunu gördüklerini, bu sütunun gökyüzünü adeta ikiye böldüğünü ve korkunç bir patlamayla yokolduğunu aktardılar.
1 Temmuz 1908 tarihinde meydana gelen olay, yerleşim merkezlerinden çok uzak bir bölgede gerçekleştiği için yalnızca tek bir kişinin ölümüyle atlatıldı: olayın şiddeti, 30 kilometre kadar uzakta bulunan bir çobanı havaya savurup bir ağaca çarpmıştı.
Bölgenin uzaklığı ve erişilmezliği nedeniyle, ilk araştırma ekibi ancak 1927 yılında oraya ulaşabildi. O zamana kadar en yaygın kabul gören teori, Tunguska’ya bir meteorun düşmüş olabileceğiydi. Fakat araştırma ekibi böyle bir meteor çarpmasının yaratması gereken türden bir krater bulamadı. Bölge son derece ağaçlıktı; yaklaşık 50 kilometre çapındaki bir alanda tüm ağaçlar, merkezden dışarı doğru uzanacak şekilde devrilmiş ve yanmıştı. Tuhaf bir şekilde, bu 50 kilometre çapındaki alanın merkezinde (normalde kraterin olması beklenen yerde) yeralan bazı ağaçlar hala dimdik ayakta duruyordu.
Günümüzde bilimin kabul ettiği açıklama, bir gök cisminin (meteor veya kuyrukluyıldız) dünya atmosferine girdikten sonra havada patladığı yönündedir. Patlama havada gerçekleştiği için yerde krater oluşmamıştır. Buna rağmen patlamanın gücünün Nagazaki’ye atılan bombadan 1000 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çarpışma 4 saat sonra gerçekleşecek olsa, dünyanın dönüş hızı nedeniyle Rus İmparatorluğu’nun başkenti olan Saint Petersburg’un üzerinde meydana geleceği ve şehri yerle bir edebileceği hesaplanmıştır.
Bu teori tüm soruları cevaplayamadığı için Tunguska Olayı olarak literatüre geçen bu olayın meydana gelişi hakkında alternatif açıklamalar ortaya atılmıştır:
- Dünya bir kara delikten geçmiş olabilir (öyle olsa kara delikten çıkış sırasında ikinci bir patlama olması gerekirmiş)
- Dünyaya karşı madde öbeği çarpmış olabilir (bu teori olay mahalinde bulunan yüksek miktardaki mineral kalıntılarını açıklayamıyor)
- Dünyaya UFO düşmüş olabilir (Abartma Tozu ekibi olarak favori teorimiz tabii ki budur)
- Nikola Tesla geliştirmekte olduğu ölümcül ışın silahının denemesini yapmıştır (bu da ikinci favorimiz).
Bundan tam 100 sene önce, Tunguska’da, kimsenin tam olarak anlayamadığı ve açıklayamadığı birşey oldu.
Binlerce kilometre çapındaki bir alanda yaşayan insanlar, güneş kadar parlak mavi bir ışık sütunu gördüklerini, bu sütunun gökyüzünü adeta ikiye böldüğünü ve korkunç bir patlamayla yokolduğunu aktardılar.
1 Temmuz 1908 tarihinde meydana gelen olay, yerleşim merkezlerinden çok uzak bir bölgede gerçekleştiği için yalnızca tek bir kişinin ölümüyle atlatıldı: olayın şiddeti, 30 kilometre kadar uzakta bulunan bir çobanı havaya savurup bir ağaca çarpmıştı.
Bölgenin uzaklığı ve erişilmezliği nedeniyle, ilk araştırma ekibi ancak 1927 yılında oraya ulaşabildi. O zamana kadar en yaygın kabul gören teori, Tunguska’ya bir meteorun düşmüş olabileceğiydi. Fakat araştırma ekibi böyle bir meteor çarpmasının yaratması gereken türden bir krater bulamadı. Bölge son derece ağaçlıktı; yaklaşık 50 kilometre çapındaki bir alanda tüm ağaçlar, merkezden dışarı doğru uzanacak şekilde devrilmiş ve yanmıştı. Tuhaf bir şekilde, bu 50 kilometre çapındaki alanın merkezinde (normalde kraterin olması beklenen yerde) yeralan bazı ağaçlar hala dimdik ayakta duruyordu.
Günümüzde bilimin kabul ettiği açıklama, bir gök cisminin (meteor veya kuyrukluyıldız) dünya atmosferine girdikten sonra havada patladığı yönündedir. Patlama havada gerçekleştiği için yerde krater oluşmamıştır. Buna rağmen patlamanın gücünün Nagazaki’ye atılan bombadan 1000 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çarpışma 4 saat sonra gerçekleşecek olsa, dünyanın dönüş hızı nedeniyle Rus İmparatorluğu’nun başkenti olan Saint Petersburg’un üzerinde meydana geleceği ve şehri yerle bir edebileceği hesaplanmıştır.
Bu teori tüm soruları cevaplayamadığı için Tunguska Olayı olarak literatüre geçen bu olayın meydana gelişi hakkında alternatif açıklamalar ortaya atılmıştır:
- Dünya bir kara delikten geçmiş olabilir (öyle olsa kara delikten çıkış sırasında ikinci bir patlama olması gerekirmiş)
- Dünyaya karşı madde öbeği çarpmış olabilir (bu teori olay mahalinde bulunan yüksek miktardaki mineral kalıntılarını açıklayamıyor)
- Dünyaya UFO düşmüş olabilir (Abartma Tozu ekibi olarak favori teorimiz tabii ki budur)
- Nikola Tesla geliştirmekte olduğu ölümcül ışın silahının denemesini yapmıştır (bu da ikinci favorimiz).

