0
Birleşik Krallık Bayrak Komisyonu yarın toplanıyor
20 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Birleşik Krallık Bayrak Komisyonu (United Kingdom Flag Association) , İngiltere’nin yoğun muhalefetine rağmen, diğer üye ülkelerin başvurusu nedeniyle yarın acil gündem maddelerini görüşmek üzere toplanma kararı aldı.
Üç yılda bir toplanması gereken ve son toplantısını sekiz ay önce yapan ama yeter sayıda imza toplandığı için yarın yeniden toplanmasına karar verilen komisyonun gündem maddesi, haftalardır ülkede infiale ve sert tartışmalara yol açan “Birleşik Krallık Bayrağının değiştirilmesi gerekliliği ve bunun yol açacağı sonuçlar” olacak.
Üye ülkelerden İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık’a ait ortak bayrağın kendi bayraklarını içermediğini dolayısıyla kendi ülkelerini yansıtmadığını iddia ederek komisyona itiraz dilekçesi verdiler geçen hafta içinde. Üyelerden toplam 86 imza toplayan bu üç ülke, İngiltere’nin muhalefetine rağmen yeter sayıya ulaşarak komisyonun yeniden toplanmasını sağladılar.
İtiraz edilen konular dört ana başlığı içeren bir rapor halinde sunuldu komisyona. Bu maddeler sırasıyla şöyle:
1-İskoçya bayrağının orjinalinde kullanılan mavinin ral kodu #0072C6 iken, Birleşik Krallık bayrağında bu renk #00007F’ye dönüştürülmüş. Bu durum hemen düzeltilmeli.
2- Kuzey İrlanda’nın şimdiki değil 1920′lerdeki bayrağı esas alınmış. Bu yüzden eski bayrak olan beyaz zemin üzerine çapraz kımızı bantlar kaldırılmalı ve İngiltere bayrağına benzeyen şimdiki bayrağın ortasındaki şekil birlik bayrağına eklenmeli.
3- Galler’in bayrağı ortak bayrakta hiç kullanılmamış. Mutlaka bu bayrak da birlik bayrağına eklenmeli.
4- İngiltere bayrağındaki kırmızının ral kodu #CF142B’dir ama bilinmeyen bir nedenle birlik bayrağında bu #FE0000′a dönüştürülmüş ve daha baskın bir hal alması sağlanmış. Bu haksız durum da hemen düzeltilmeli.
Birleşik Krallık bayrağını yeniden tasarlanmasını savunan bu üç ülke temsilcileri, üzerinde görüş birliğine vardıkları ülkenin en ünlü tasarımcısı Carmen Holden imzalı yeni bir birlik bayrağını basına tanıttılar geçen hafta içinde. Yeni bayrak ile eski bayrağın yarışacağı geniş çaplı bir referandum isteyen komisyon temsilcilerine göre, yeni bayrak birliği çok daha iyi temsil ettiği gibi, eskisine göre çok daha güzel.
Diğer taraftan, şayet birliğin bayrağı değişirse Avusturalya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin bayraklarının da değişmek zorunda kalacağını, bunun teknik olarak imkansız üstelik çok da anlamsız olduğunu savunan İngiliz delegeleri olayı bir saçmalık olarak gördüklerini belirtiyorlar. “Herkesin gözü şimdiki bayrağa alışmışken neden böyle bir referanduma gidecekmişiz inanın anlamakta güçlük çekiyoruz. Üstelik sevgili Carmen alınmasın ama yeni tasarlanan bayrak çok da çirkin açık konuşmak gerekirse.” diyen İngiliz delegesi John Doherty yarın yapılacak komisyon toplantısına İngiliz delegeleri olarak katılmayacaklarını açıkladı.
Bu arada özel bir televizyon kanalının yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre yeni bayrağı isteyenlerin oranı %65′i buluyor. %20′lik bir kesim eski bayrakla devam edilmesini uygun bulurken, %15′lik kesim ise ülkedeki işsizlik sorununun çözülmesini istiyor.
0
Metro sorunu çözülecek mi?
16 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber merkezi) - Ülkemizin özellikle büyük şehirlerimizde yeni yeni tanıştığı, oysa ki diğer ülkelerin uzun süredir kullandıkları metro olgusunda gün geçmiyor ki yeni çözümler üretilmesin.
Hatların fizibilite hesaplarında bazen hiç hesaba katılmayan sorunlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle de inşaatı tamamlanmış hatların. Her vagonun ortalama 220 kişi aldığını ve işletme aralığının da minimum 1.5 dakika olabileceğini düşünelim. Bu 6 vagonlu bir trenin bir saat içinde en fazla 40 tur yapabildiğini ve her turda 1.320 kişiden saatte ise 52.800 kişi taşıyabildiği gösterir. Peki bu hattın yolcusu saatte 70.000 kişiye çıkarsa ne olacak?
Bu sorunun yanıtını Kızılay-Batıkent hattının Sincan’a kadar uzaması sebebiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi Raylı Ulaşım Koordinatörlüğü Metro Şubesi Başkan Yardımcısı sayın Rahmi Bengisu’ya sorduk. Aldığımız yanıt Ankaralı’ların içini rahatlatacak mıydı? Bunun yorumunu siz okuyucalarımıza bırakıyoruz. İşte o yanıt:
“Efendim hattımızda bir kapasite artışı olacağı malumunuz ve Allahın izniyle bu konudaki önlemlerimizi de şimdiden almış bulunuyoruz. Hemşerilerimiz rahat olsunlar. Şu anda önümüzdeki beş yıl içinde işletme aralığını 2 dakikaya düşürmek kaydıyla bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Fakat ilk beş yılı takiben ikinci beş yılda sorunlar yaşayacağımızı da inkar edecek değiliz. Yukarıda Allah var. İşte bu aşamada önlemlerimizi şimdiden almak maksadıyla Çinli meslektaşlarımızla irtibata geçtik. Malumunuz onlar da aynı sorunlarla boğuşmaktalar ülkelerinde çok kalabalık olmaları sebebiyle. Kendileriyle üç aydır toplantılar yapıyoruz ve fikir alışverişinde bulunuyoruz. İşte bu çalışmaların sonucunda bizim arkadaşlar ve Şangay Büyükşehir Belediyesinden gelen Çinli uzman arkadaşların beraber hazırlamış oldukları raporu siz basın vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşmak istedik. Bu raporun ışığında söyleyebilirim ki, ayda istasyon başına yalnızca 11.496 lira 60 kuruşluk bir ek harcama yaparak bu sorunu da çözebiliyoruz şükürler olsun. Hesaba göre 6 adet kapının önünde bulunacak olan 3′er görevli ki bu toplamda bir istasyon için 18 görevli demek, asgari ücretten hesaplarsak biraz önce verdiğim rakama denk geliyor. Tabii her kapı için 2 kişiye inmek ya da hükümetimizin asgari ücreti düşürmesi durumunda bu rakam daha aşağılara da çekilebilir. Biz bu çözüme “Ya kakış ya karakış” adını verdik. Sebebi de şudur: Tabii şimdi yarından itibaren kimi kendini bilmezler kamuoyuna duyurduğumuz bu çözümün insanlık dışı bir uygulama olduğunu iddia edeceklerdir. Onlara da şunu söylemek istiyoruz: Biraz kakışlanmayayım diye karakışta beklemek, işine gücüne geç kalmak daha mı iyi olacak?”
Aşağıda Çinli yetkililerle birlikte hazırlanan “Ya kakış ya karakış” metodunun detaylı bir açıklamasını bulacaksınız.
0
BMW film oluyor
12 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Bavyeralı epik kral Wurstmöller’in yaşamı film oluyor. Kısaca BMW (Bayern Monarch Wurstmöller- Bavyera Kralı Wurstmöller) olarak tanınan bu ünlü kral da son zamanlarda tarihi kişiliklere ilgi duymaya başlayan film sektörünün dikkatini çekmekte geç kalmadı.
Efsaneyi hepimiz biliriz: Bavyera kralı Wurstmöller ve ordusu, düşmanları Germen Kralı 2. Überschaft’a yenilir ve kendisinin de dahil olduğu 100 kişi kurtulur ancak. Onlar da fazla uzağa kaçamaz ve kendilerini kovalayan Germen ordusu tarafından kısa sürede yakalanıp esir düşerler. O devirlerde esirlerin oracıkta öldürülmesi adeti yaygındır ama düşman kral 2. Überschaft eski rakibine duyduğu saygıdan dolayı ona son bir şans daha vermeye karar verir. Aralarında bir oyun oynayacaklardır. Sabah güneş doğar doğmaz Wurstmöller de dahil tüm esir askerler tek sıra halinde dizilip oturacaklar ve kafalarına birer şapka bırakılacaktır. Bunların kimisi beyaz kimisi mavi olacaktır. Aynı yenik Bavyera krallığının renkleri gibi. Kaç sayıda mavi ya da kaç sayıda beyaz olacağı belli değildir. Esirler kendi şapkasını göremeyecek ama diğer askerlerin şapkalarını görebilecektir. En arkadaki askerden sorulmaya başlanacak ve kafasındaki şapkanın rengini bilenler serbest bırakılıp bilemeyenlerin kellesi kesilecektir.
Tamamen şansa dayalı olan bu oyunda tüm esirler kurtulabilir ama aynı zamanda ölebilirlerdi de. Şöhret düşkünü Germen kralı, kendi icadı bu oyunun bölgede gelenek halini almasını istiyordu. Savaş esirleri için bundan sonra “Überschaft oyunu” oynanacaktı. Çözümsüzdü ve şansı olan kurtulabilirdi ancak.
Bu acımasız teklifi çaresizlik içinde kabul eden ve aynı zamanda dahi bir matematikçi olan Wurstmöller’ın aklına gecenin sonuna doğru ilginç bir fikir geldi. Bulduğu bu metoda göre, en arkadaki asker hariç herkes şapka rengini kesinlikle bilecekti. Bu aynı zamanda bir kişi hariç herkesin kesinlikle kurtulması da demekti.
Metod şuydu: Şapkaların kendininki hariç tümünü gören en arkadaki asker bilir ki, mavi ya da beyaz şapkalardan bir renk mutlaka tek sayı, diğeri de çift sayıdır. Zira kendininki hariç 99 tane şapka olacaktır. İşte işin püf noktası da buradadır. En arkadaki asker şayet tek sayıdaki rengi söylerse diğer tüm askerler kafalarındaki şapka rengini bileceklerdir. Örneğin, mavi şapkalar 50, beyaz şapkalar 49 tane olsun. En arkadaki asker kendi şapka rengine beyaz der ve diyelim ki bilemez ve öldürülür. Önündeki asker artık beyaz şapkanın tek sayıda olduğunu ve arkasındaki askerin kafasındaki şapkanın da beyaz olmadığını bilir ve önündeki beyazları saymaya başlar. Şayet sonuç tek sayı ise kafasındaki şapka mavi, sonuç çift sayı ise beyazdır. Böylece 99 asker de aynı metodu uygulayarak şapka renklerini bilecek ve kurtulacaklardır.
Sabaha kadar her olasılığı hesaplayan ve ne olursa olsun sonucun değişmediğini gören Bavyeralılar için tek bir sorun vardır artık. En arkadaki asker kim olacaktır?
İşte bu noktada devreye Kral Wurstmöller girer ve tüm itirazlara ve karşı çıkmalara rağmen kendini feda edip en arkaya geçmeye karar verir.
Efsanenin sonrasını hepimiz biliyoruz. Yarı yarıya yaşama şansı olan bu dahi kral kafasındaki şapkanın renginin mavi olduğunu söyler zira maviler tek sayıdır. Yıllarca kraliyet şapkası olarak maviyi kullanmıştır ve kendisine uğur getirdiğini düşündüğünden bir an için sevinir. Oysa mavi şapka bu sefer uğurlu gelmez. Taktığı şapkanın rengi beyazdır ve soruyu bilemediği için kafası kesilerek oracıkta öldürülür. Diğer askerler ise büyük bir yas ve gözyaşları içinde oyuna devam edip kurtulurlar.
Yazılı bir metni olmayan ama özellikle Bavyera bölgesinde dilden dile anlatılan bu efsanevi kral şayet yaşıyor olsaydı dünya ne halde olurdu bilemeyiz tabii. Tek bildiğimiz şey, bu efsanenin konu edildiği filmin çekimlerine olayın geçtiği Bavyera eyaletinde başlanmış olduğu.
Halk arasında “Blau monarch weiß (BMW)” yani “Mavi beyaz kral” olarak da anılan bu efsanevi Bavyera kralı artık film sektörü sayesinde tüm dünya tarafından tanınacak. Alman-İngiliz ortak yapımı filmde BMW’yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor. Diğer önemli rolleri Amanda Belkich, Holden Stanford’un paylaştığı filmin yönetmenliğini ünlü Sırp sinema adamı Dejan Severich yapıyor.
(Haber Merkezi) - Birleşik Krallık Bayrak Komisyonu (United Kingdom Flag Association) , İngiltere’nin yoğun muhalefetine rağmen, diğer üye ülkelerin başvurusu nedeniyle yarın acil gündem maddelerini görüşmek üzere toplanma kararı aldı.
Üç yılda bir toplanması gereken ve son toplantısını sekiz ay önce yapan ama yeter sayıda imza toplandığı için yarın yeniden toplanmasına karar verilen komisyonun gündem maddesi, haftalardır ülkede infiale ve sert tartışmalara yol açan “Birleşik Krallık Bayrağının değiştirilmesi gerekliliği ve bunun yol açacağı sonuçlar” olacak.
Üye ülkelerden İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık’a ait ortak bayrağın kendi bayraklarını içermediğini dolayısıyla kendi ülkelerini yansıtmadığını iddia ederek komisyona itiraz dilekçesi verdiler geçen hafta içinde. Üyelerden toplam 86 imza toplayan bu üç ülke, İngiltere’nin muhalefetine rağmen yeter sayıya ulaşarak komisyonun yeniden toplanmasını sağladılar.
İtiraz edilen konular dört ana başlığı içeren bir rapor halinde sunuldu komisyona. Bu maddeler sırasıyla şöyle:
1-İskoçya bayrağının orjinalinde kullanılan mavinin ral kodu #0072C6 iken, Birleşik Krallık bayrağında bu renk #00007F’ye dönüştürülmüş. Bu durum hemen düzeltilmeli.
2- Kuzey İrlanda’nın şimdiki değil 1920′lerdeki bayrağı esas alınmış. Bu yüzden eski bayrak olan beyaz zemin üzerine çapraz kımızı bantlar kaldırılmalı ve İngiltere bayrağına benzeyen şimdiki bayrağın ortasındaki şekil birlik bayrağına eklenmeli.
3- Galler’in bayrağı ortak bayrakta hiç kullanılmamış. Mutlaka bu bayrak da birlik bayrağına eklenmeli.
4- İngiltere bayrağındaki kırmızının ral kodu #CF142B’dir ama bilinmeyen bir nedenle birlik bayrağında bu #FE0000′a dönüştürülmüş ve daha baskın bir hal alması sağlanmış. Bu haksız durum da hemen düzeltilmeli.
Birleşik Krallık bayrağını yeniden tasarlanmasını savunan bu üç ülke temsilcileri, üzerinde görüş birliğine vardıkları ülkenin en ünlü tasarımcısı Carmen Holden imzalı yeni bir birlik bayrağını basına tanıttılar geçen hafta içinde. Yeni bayrak ile eski bayrağın yarışacağı geniş çaplı bir referandum isteyen komisyon temsilcilerine göre, yeni bayrak birliği çok daha iyi temsil ettiği gibi, eskisine göre çok daha güzel.
Diğer taraftan, şayet birliğin bayrağı değişirse Avusturalya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin bayraklarının da değişmek zorunda kalacağını, bunun teknik olarak imkansız üstelik çok da anlamsız olduğunu savunan İngiliz delegeleri olayı bir saçmalık olarak gördüklerini belirtiyorlar. “Herkesin gözü şimdiki bayrağa alışmışken neden böyle bir referanduma gidecekmişiz inanın anlamakta güçlük çekiyoruz. Üstelik sevgili Carmen alınmasın ama yeni tasarlanan bayrak çok da çirkin açık konuşmak gerekirse.” diyen İngiliz delegesi John Doherty yarın yapılacak komisyon toplantısına İngiliz delegeleri olarak katılmayacaklarını açıkladı.
Bu arada özel bir televizyon kanalının yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre yeni bayrağı isteyenlerin oranı %65′i buluyor. %20′lik bir kesim eski bayrakla devam edilmesini uygun bulurken, %15′lik kesim ise ülkedeki işsizlik sorununun çözülmesini istiyor.
0
Metro sorunu çözülecek mi?
16 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber merkezi) - Ülkemizin özellikle büyük şehirlerimizde yeni yeni tanıştığı, oysa ki diğer ülkelerin uzun süredir kullandıkları metro olgusunda gün geçmiyor ki yeni çözümler üretilmesin.
Hatların fizibilite hesaplarında bazen hiç hesaba katılmayan sorunlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle de inşaatı tamamlanmış hatların. Her vagonun ortalama 220 kişi aldığını ve işletme aralığının da minimum 1.5 dakika olabileceğini düşünelim. Bu 6 vagonlu bir trenin bir saat içinde en fazla 40 tur yapabildiğini ve her turda 1.320 kişiden saatte ise 52.800 kişi taşıyabildiği gösterir. Peki bu hattın yolcusu saatte 70.000 kişiye çıkarsa ne olacak?
Bu sorunun yanıtını Kızılay-Batıkent hattının Sincan’a kadar uzaması sebebiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi Raylı Ulaşım Koordinatörlüğü Metro Şubesi Başkan Yardımcısı sayın Rahmi Bengisu’ya sorduk. Aldığımız yanıt Ankaralı’ların içini rahatlatacak mıydı? Bunun yorumunu siz okuyucalarımıza bırakıyoruz. İşte o yanıt:
“Efendim hattımızda bir kapasite artışı olacağı malumunuz ve Allahın izniyle bu konudaki önlemlerimizi de şimdiden almış bulunuyoruz. Hemşerilerimiz rahat olsunlar. Şu anda önümüzdeki beş yıl içinde işletme aralığını 2 dakikaya düşürmek kaydıyla bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Fakat ilk beş yılı takiben ikinci beş yılda sorunlar yaşayacağımızı da inkar edecek değiliz. Yukarıda Allah var. İşte bu aşamada önlemlerimizi şimdiden almak maksadıyla Çinli meslektaşlarımızla irtibata geçtik. Malumunuz onlar da aynı sorunlarla boğuşmaktalar ülkelerinde çok kalabalık olmaları sebebiyle. Kendileriyle üç aydır toplantılar yapıyoruz ve fikir alışverişinde bulunuyoruz. İşte bu çalışmaların sonucunda bizim arkadaşlar ve Şangay Büyükşehir Belediyesinden gelen Çinli uzman arkadaşların beraber hazırlamış oldukları raporu siz basın vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşmak istedik. Bu raporun ışığında söyleyebilirim ki, ayda istasyon başına yalnızca 11.496 lira 60 kuruşluk bir ek harcama yaparak bu sorunu da çözebiliyoruz şükürler olsun. Hesaba göre 6 adet kapının önünde bulunacak olan 3′er görevli ki bu toplamda bir istasyon için 18 görevli demek, asgari ücretten hesaplarsak biraz önce verdiğim rakama denk geliyor. Tabii her kapı için 2 kişiye inmek ya da hükümetimizin asgari ücreti düşürmesi durumunda bu rakam daha aşağılara da çekilebilir. Biz bu çözüme “Ya kakış ya karakış” adını verdik. Sebebi de şudur: Tabii şimdi yarından itibaren kimi kendini bilmezler kamuoyuna duyurduğumuz bu çözümün insanlık dışı bir uygulama olduğunu iddia edeceklerdir. Onlara da şunu söylemek istiyoruz: Biraz kakışlanmayayım diye karakışta beklemek, işine gücüne geç kalmak daha mı iyi olacak?”
Aşağıda Çinli yetkililerle birlikte hazırlanan “Ya kakış ya karakış” metodunun detaylı bir açıklamasını bulacaksınız.
0
BMW film oluyor
12 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Bavyeralı epik kral Wurstmöller’in yaşamı film oluyor. Kısaca BMW (Bayern Monarch Wurstmöller- Bavyera Kralı Wurstmöller) olarak tanınan bu ünlü kral da son zamanlarda tarihi kişiliklere ilgi duymaya başlayan film sektörünün dikkatini çekmekte geç kalmadı.
Efsaneyi hepimiz biliriz: Bavyera kralı Wurstmöller ve ordusu, düşmanları Germen Kralı 2. Überschaft’a yenilir ve kendisinin de dahil olduğu 100 kişi kurtulur ancak. Onlar da fazla uzağa kaçamaz ve kendilerini kovalayan Germen ordusu tarafından kısa sürede yakalanıp esir düşerler. O devirlerde esirlerin oracıkta öldürülmesi adeti yaygındır ama düşman kral 2. Überschaft eski rakibine duyduğu saygıdan dolayı ona son bir şans daha vermeye karar verir. Aralarında bir oyun oynayacaklardır. Sabah güneş doğar doğmaz Wurstmöller de dahil tüm esir askerler tek sıra halinde dizilip oturacaklar ve kafalarına birer şapka bırakılacaktır. Bunların kimisi beyaz kimisi mavi olacaktır. Aynı yenik Bavyera krallığının renkleri gibi. Kaç sayıda mavi ya da kaç sayıda beyaz olacağı belli değildir. Esirler kendi şapkasını göremeyecek ama diğer askerlerin şapkalarını görebilecektir. En arkadaki askerden sorulmaya başlanacak ve kafasındaki şapkanın rengini bilenler serbest bırakılıp bilemeyenlerin kellesi kesilecektir.
Tamamen şansa dayalı olan bu oyunda tüm esirler kurtulabilir ama aynı zamanda ölebilirlerdi de. Şöhret düşkünü Germen kralı, kendi icadı bu oyunun bölgede gelenek halini almasını istiyordu. Savaş esirleri için bundan sonra “Überschaft oyunu” oynanacaktı. Çözümsüzdü ve şansı olan kurtulabilirdi ancak.
Bu acımasız teklifi çaresizlik içinde kabul eden ve aynı zamanda dahi bir matematikçi olan Wurstmöller’ın aklına gecenin sonuna doğru ilginç bir fikir geldi. Bulduğu bu metoda göre, en arkadaki asker hariç herkes şapka rengini kesinlikle bilecekti. Bu aynı zamanda bir kişi hariç herkesin kesinlikle kurtulması da demekti.
Metod şuydu: Şapkaların kendininki hariç tümünü gören en arkadaki asker bilir ki, mavi ya da beyaz şapkalardan bir renk mutlaka tek sayı, diğeri de çift sayıdır. Zira kendininki hariç 99 tane şapka olacaktır. İşte işin püf noktası da buradadır. En arkadaki asker şayet tek sayıdaki rengi söylerse diğer tüm askerler kafalarındaki şapka rengini bileceklerdir. Örneğin, mavi şapkalar 50, beyaz şapkalar 49 tane olsun. En arkadaki asker kendi şapka rengine beyaz der ve diyelim ki bilemez ve öldürülür. Önündeki asker artık beyaz şapkanın tek sayıda olduğunu ve arkasındaki askerin kafasındaki şapkanın da beyaz olmadığını bilir ve önündeki beyazları saymaya başlar. Şayet sonuç tek sayı ise kafasındaki şapka mavi, sonuç çift sayı ise beyazdır. Böylece 99 asker de aynı metodu uygulayarak şapka renklerini bilecek ve kurtulacaklardır.
Sabaha kadar her olasılığı hesaplayan ve ne olursa olsun sonucun değişmediğini gören Bavyeralılar için tek bir sorun vardır artık. En arkadaki asker kim olacaktır?
İşte bu noktada devreye Kral Wurstmöller girer ve tüm itirazlara ve karşı çıkmalara rağmen kendini feda edip en arkaya geçmeye karar verir.
Efsanenin sonrasını hepimiz biliyoruz. Yarı yarıya yaşama şansı olan bu dahi kral kafasındaki şapkanın renginin mavi olduğunu söyler zira maviler tek sayıdır. Yıllarca kraliyet şapkası olarak maviyi kullanmıştır ve kendisine uğur getirdiğini düşündüğünden bir an için sevinir. Oysa mavi şapka bu sefer uğurlu gelmez. Taktığı şapkanın rengi beyazdır ve soruyu bilemediği için kafası kesilerek oracıkta öldürülür. Diğer askerler ise büyük bir yas ve gözyaşları içinde oyuna devam edip kurtulurlar.
Yazılı bir metni olmayan ama özellikle Bavyera bölgesinde dilden dile anlatılan bu efsanevi kral şayet yaşıyor olsaydı dünya ne halde olurdu bilemeyiz tabii. Tek bildiğimiz şey, bu efsanenin konu edildiği filmin çekimlerine olayın geçtiği Bavyera eyaletinde başlanmış olduğu.
Halk arasında “Blau monarch weiß (BMW)” yani “Mavi beyaz kral” olarak da anılan bu efsanevi Bavyera kralı artık film sektörü sayesinde tüm dünya tarafından tanınacak. Alman-İngiliz ortak yapımı filmde BMW’yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor. Diğer önemli rolleri Amanda Belkich, Holden Stanford’un paylaştığı filmin yönetmenliğini ünlü Sırp sinema adamı Dejan Severich yapıyor.
(Haber merkezi) - Ülkemizin özellikle büyük şehirlerimizde yeni yeni tanıştığı, oysa ki diğer ülkelerin uzun süredir kullandıkları metro olgusunda gün geçmiyor ki yeni çözümler üretilmesin.
Hatların fizibilite hesaplarında bazen hiç hesaba katılmayan sorunlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle de inşaatı tamamlanmış hatların. Her vagonun ortalama 220 kişi aldığını ve işletme aralığının da minimum 1.5 dakika olabileceğini düşünelim. Bu 6 vagonlu bir trenin bir saat içinde en fazla 40 tur yapabildiğini ve her turda 1.320 kişiden saatte ise 52.800 kişi taşıyabildiği gösterir. Peki bu hattın yolcusu saatte 70.000 kişiye çıkarsa ne olacak?
Bu sorunun yanıtını Kızılay-Batıkent hattının Sincan’a kadar uzaması sebebiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi Raylı Ulaşım Koordinatörlüğü Metro Şubesi Başkan Yardımcısı sayın Rahmi Bengisu’ya sorduk. Aldığımız yanıt Ankaralı’ların içini rahatlatacak mıydı? Bunun yorumunu siz okuyucalarımıza bırakıyoruz. İşte o yanıt:
“Efendim hattımızda bir kapasite artışı olacağı malumunuz ve Allahın izniyle bu konudaki önlemlerimizi de şimdiden almış bulunuyoruz. Hemşerilerimiz rahat olsunlar. Şu anda önümüzdeki beş yıl içinde işletme aralığını 2 dakikaya düşürmek kaydıyla bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Fakat ilk beş yılı takiben ikinci beş yılda sorunlar yaşayacağımızı da inkar edecek değiliz. Yukarıda Allah var. İşte bu aşamada önlemlerimizi şimdiden almak maksadıyla Çinli meslektaşlarımızla irtibata geçtik. Malumunuz onlar da aynı sorunlarla boğuşmaktalar ülkelerinde çok kalabalık olmaları sebebiyle. Kendileriyle üç aydır toplantılar yapıyoruz ve fikir alışverişinde bulunuyoruz. İşte bu çalışmaların sonucunda bizim arkadaşlar ve Şangay Büyükşehir Belediyesinden gelen Çinli uzman arkadaşların beraber hazırlamış oldukları raporu siz basın vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşmak istedik. Bu raporun ışığında söyleyebilirim ki, ayda istasyon başına yalnızca 11.496 lira 60 kuruşluk bir ek harcama yaparak bu sorunu da çözebiliyoruz şükürler olsun. Hesaba göre 6 adet kapının önünde bulunacak olan 3′er görevli ki bu toplamda bir istasyon için 18 görevli demek, asgari ücretten hesaplarsak biraz önce verdiğim rakama denk geliyor. Tabii her kapı için 2 kişiye inmek ya da hükümetimizin asgari ücreti düşürmesi durumunda bu rakam daha aşağılara da çekilebilir. Biz bu çözüme “Ya kakış ya karakış” adını verdik. Sebebi de şudur: Tabii şimdi yarından itibaren kimi kendini bilmezler kamuoyuna duyurduğumuz bu çözümün insanlık dışı bir uygulama olduğunu iddia edeceklerdir. Onlara da şunu söylemek istiyoruz: Biraz kakışlanmayayım diye karakışta beklemek, işine gücüne geç kalmak daha mı iyi olacak?”
Aşağıda Çinli yetkililerle birlikte hazırlanan “Ya kakış ya karakış” metodunun detaylı bir açıklamasını bulacaksınız.
0
BMW film oluyor
12 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - Bavyeralı epik kral Wurstmöller’in yaşamı film oluyor. Kısaca BMW (Bayern Monarch Wurstmöller- Bavyera Kralı Wurstmöller) olarak tanınan bu ünlü kral da son zamanlarda tarihi kişiliklere ilgi duymaya başlayan film sektörünün dikkatini çekmekte geç kalmadı.
Efsaneyi hepimiz biliriz: Bavyera kralı Wurstmöller ve ordusu, düşmanları Germen Kralı 2. Überschaft’a yenilir ve kendisinin de dahil olduğu 100 kişi kurtulur ancak. Onlar da fazla uzağa kaçamaz ve kendilerini kovalayan Germen ordusu tarafından kısa sürede yakalanıp esir düşerler. O devirlerde esirlerin oracıkta öldürülmesi adeti yaygındır ama düşman kral 2. Überschaft eski rakibine duyduğu saygıdan dolayı ona son bir şans daha vermeye karar verir. Aralarında bir oyun oynayacaklardır. Sabah güneş doğar doğmaz Wurstmöller de dahil tüm esir askerler tek sıra halinde dizilip oturacaklar ve kafalarına birer şapka bırakılacaktır. Bunların kimisi beyaz kimisi mavi olacaktır. Aynı yenik Bavyera krallığının renkleri gibi. Kaç sayıda mavi ya da kaç sayıda beyaz olacağı belli değildir. Esirler kendi şapkasını göremeyecek ama diğer askerlerin şapkalarını görebilecektir. En arkadaki askerden sorulmaya başlanacak ve kafasındaki şapkanın rengini bilenler serbest bırakılıp bilemeyenlerin kellesi kesilecektir.
Tamamen şansa dayalı olan bu oyunda tüm esirler kurtulabilir ama aynı zamanda ölebilirlerdi de. Şöhret düşkünü Germen kralı, kendi icadı bu oyunun bölgede gelenek halini almasını istiyordu. Savaş esirleri için bundan sonra “Überschaft oyunu” oynanacaktı. Çözümsüzdü ve şansı olan kurtulabilirdi ancak.
Bu acımasız teklifi çaresizlik içinde kabul eden ve aynı zamanda dahi bir matematikçi olan Wurstmöller’ın aklına gecenin sonuna doğru ilginç bir fikir geldi. Bulduğu bu metoda göre, en arkadaki asker hariç herkes şapka rengini kesinlikle bilecekti. Bu aynı zamanda bir kişi hariç herkesin kesinlikle kurtulması da demekti.
Metod şuydu: Şapkaların kendininki hariç tümünü gören en arkadaki asker bilir ki, mavi ya da beyaz şapkalardan bir renk mutlaka tek sayı, diğeri de çift sayıdır. Zira kendininki hariç 99 tane şapka olacaktır. İşte işin püf noktası da buradadır. En arkadaki asker şayet tek sayıdaki rengi söylerse diğer tüm askerler kafalarındaki şapka rengini bileceklerdir. Örneğin, mavi şapkalar 50, beyaz şapkalar 49 tane olsun. En arkadaki asker kendi şapka rengine beyaz der ve diyelim ki bilemez ve öldürülür. Önündeki asker artık beyaz şapkanın tek sayıda olduğunu ve arkasındaki askerin kafasındaki şapkanın da beyaz olmadığını bilir ve önündeki beyazları saymaya başlar. Şayet sonuç tek sayı ise kafasındaki şapka mavi, sonuç çift sayı ise beyazdır. Böylece 99 asker de aynı metodu uygulayarak şapka renklerini bilecek ve kurtulacaklardır.
Sabaha kadar her olasılığı hesaplayan ve ne olursa olsun sonucun değişmediğini gören Bavyeralılar için tek bir sorun vardır artık. En arkadaki asker kim olacaktır?
İşte bu noktada devreye Kral Wurstmöller girer ve tüm itirazlara ve karşı çıkmalara rağmen kendini feda edip en arkaya geçmeye karar verir.
Efsanenin sonrasını hepimiz biliyoruz. Yarı yarıya yaşama şansı olan bu dahi kral kafasındaki şapkanın renginin mavi olduğunu söyler zira maviler tek sayıdır. Yıllarca kraliyet şapkası olarak maviyi kullanmıştır ve kendisine uğur getirdiğini düşündüğünden bir an için sevinir. Oysa mavi şapka bu sefer uğurlu gelmez. Taktığı şapkanın rengi beyazdır ve soruyu bilemediği için kafası kesilerek oracıkta öldürülür. Diğer askerler ise büyük bir yas ve gözyaşları içinde oyuna devam edip kurtulurlar.
Yazılı bir metni olmayan ama özellikle Bavyera bölgesinde dilden dile anlatılan bu efsanevi kral şayet yaşıyor olsaydı dünya ne halde olurdu bilemeyiz tabii. Tek bildiğimiz şey, bu efsanenin konu edildiği filmin çekimlerine olayın geçtiği Bavyera eyaletinde başlanmış olduğu.
Halk arasında “Blau monarch weiß (BMW)” yani “Mavi beyaz kral” olarak da anılan bu efsanevi Bavyera kralı artık film sektörü sayesinde tüm dünya tarafından tanınacak. Alman-İngiliz ortak yapımı filmde BMW’yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor. Diğer önemli rolleri Amanda Belkich, Holden Stanford’un paylaştığı filmin yönetmenliğini ünlü Sırp sinema adamı Dejan Severich yapıyor.
(Haber Merkezi) - Bavyeralı epik kral Wurstmöller’in yaşamı film oluyor. Kısaca BMW (Bayern Monarch Wurstmöller- Bavyera Kralı Wurstmöller) olarak tanınan bu ünlü kral da son zamanlarda tarihi kişiliklere ilgi duymaya başlayan film sektörünün dikkatini çekmekte geç kalmadı.
Efsaneyi hepimiz biliriz: Bavyera kralı Wurstmöller ve ordusu, düşmanları Germen Kralı 2. Überschaft’a yenilir ve kendisinin de dahil olduğu 100 kişi kurtulur ancak. Onlar da fazla uzağa kaçamaz ve kendilerini kovalayan Germen ordusu tarafından kısa sürede yakalanıp esir düşerler. O devirlerde esirlerin oracıkta öldürülmesi adeti yaygındır ama düşman kral 2. Überschaft eski rakibine duyduğu saygıdan dolayı ona son bir şans daha vermeye karar verir. Aralarında bir oyun oynayacaklardır. Sabah güneş doğar doğmaz Wurstmöller de dahil tüm esir askerler tek sıra halinde dizilip oturacaklar ve kafalarına birer şapka bırakılacaktır. Bunların kimisi beyaz kimisi mavi olacaktır. Aynı yenik Bavyera krallığının renkleri gibi. Kaç sayıda mavi ya da kaç sayıda beyaz olacağı belli değildir. Esirler kendi şapkasını göremeyecek ama diğer askerlerin şapkalarını görebilecektir. En arkadaki askerden sorulmaya başlanacak ve kafasındaki şapkanın rengini bilenler serbest bırakılıp bilemeyenlerin kellesi kesilecektir.
Tamamen şansa dayalı olan bu oyunda tüm esirler kurtulabilir ama aynı zamanda ölebilirlerdi de. Şöhret düşkünü Germen kralı, kendi icadı bu oyunun bölgede gelenek halini almasını istiyordu. Savaş esirleri için bundan sonra “Überschaft oyunu” oynanacaktı. Çözümsüzdü ve şansı olan kurtulabilirdi ancak.
Bu acımasız teklifi çaresizlik içinde kabul eden ve aynı zamanda dahi bir matematikçi olan Wurstmöller’ın aklına gecenin sonuna doğru ilginç bir fikir geldi. Bulduğu bu metoda göre, en arkadaki asker hariç herkes şapka rengini kesinlikle bilecekti. Bu aynı zamanda bir kişi hariç herkesin kesinlikle kurtulması da demekti.
Metod şuydu: Şapkaların kendininki hariç tümünü gören en arkadaki asker bilir ki, mavi ya da beyaz şapkalardan bir renk mutlaka tek sayı, diğeri de çift sayıdır. Zira kendininki hariç 99 tane şapka olacaktır. İşte işin püf noktası da buradadır. En arkadaki asker şayet tek sayıdaki rengi söylerse diğer tüm askerler kafalarındaki şapka rengini bileceklerdir. Örneğin, mavi şapkalar 50, beyaz şapkalar 49 tane olsun. En arkadaki asker kendi şapka rengine beyaz der ve diyelim ki bilemez ve öldürülür. Önündeki asker artık beyaz şapkanın tek sayıda olduğunu ve arkasındaki askerin kafasındaki şapkanın da beyaz olmadığını bilir ve önündeki beyazları saymaya başlar. Şayet sonuç tek sayı ise kafasındaki şapka mavi, sonuç çift sayı ise beyazdır. Böylece 99 asker de aynı metodu uygulayarak şapka renklerini bilecek ve kurtulacaklardır.
Sabaha kadar her olasılığı hesaplayan ve ne olursa olsun sonucun değişmediğini gören Bavyeralılar için tek bir sorun vardır artık. En arkadaki asker kim olacaktır?
İşte bu noktada devreye Kral Wurstmöller girer ve tüm itirazlara ve karşı çıkmalara rağmen kendini feda edip en arkaya geçmeye karar verir.
Efsanenin sonrasını hepimiz biliyoruz. Yarı yarıya yaşama şansı olan bu dahi kral kafasındaki şapkanın renginin mavi olduğunu söyler zira maviler tek sayıdır. Yıllarca kraliyet şapkası olarak maviyi kullanmıştır ve kendisine uğur getirdiğini düşündüğünden bir an için sevinir. Oysa mavi şapka bu sefer uğurlu gelmez. Taktığı şapkanın rengi beyazdır ve soruyu bilemediği için kafası kesilerek oracıkta öldürülür. Diğer askerler ise büyük bir yas ve gözyaşları içinde oyuna devam edip kurtulurlar.
Yazılı bir metni olmayan ama özellikle Bavyera bölgesinde dilden dile anlatılan bu efsanevi kral şayet yaşıyor olsaydı dünya ne halde olurdu bilemeyiz tabii. Tek bildiğimiz şey, bu efsanenin konu edildiği filmin çekimlerine olayın geçtiği Bavyera eyaletinde başlanmış olduğu.
Halk arasında “Blau monarch weiß (BMW)” yani “Mavi beyaz kral” olarak da anılan bu efsanevi Bavyera kralı artık film sektörü sayesinde tüm dünya tarafından tanınacak. Alman-İngiliz ortak yapımı filmde BMW’yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor. Diğer önemli rolleri Amanda Belkich, Holden Stanford’un paylaştığı filmin yönetmenliğini ünlü Sırp sinema adamı Dejan Severich yapıyor.

















