0
“Matěj Kůs” İngilizce Kursu
8 Ekim 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi
(Haber Merkezi) - İnsan bazı olaylar karşısında “Allah iyiliğinizi versin, nasıl ana babasınız anlamıyorum ki; insan çocuklarını gönderdiği kursa önce bir gidip bakmaz mı? Kursun adı ne anlama geliyor internetten bir araştırmaz mı?” demekten alamıyor kendini.
İstanbul Avcılar’da yeni açılan İngilizce kursunda eğitimlerine başlayan ve yaşları 12 ila 17 arasında değişen kimi çocukların, kurs sonrası evlerine kafalarında şişlikler ve morluklarla gelmesiyle başlar olaylar. Bu durum çocuklarının İngilizce öğreneceğini umut eden aileler arasında önce büyük bir şaşkınlık ve meraka daha sonra da korkuya neden olur. Kurs esnasında kandırılan öğrenciler bir türlü olayın gerçek nedenini açıklamazlar. Ailelerin ısrarlı soruları karşısında “Kapıya çarptım, tuvalette düştüm, arkadaşla çarpıştık…” gibi kaçamak yanıtlar verirler.
Torununu aynı kursa yazdıran ve işin peşini bırakmayan emekli öğretmen Serdar Akarsu’nun araştırmaları ve pencereden gizlice çektiği fotoğraflar sayesinde aydınlanır olay. Sorumlular savcılığa sevkedilirken mahalleli de derin bir oh çeker. Kandırılan çocuklar ise kafalarındaki şişlikler morluklarla kalırlar İngilizce öğrenmek yerine.
Kendiyle sabah kahvaltısı yaptığı mahalle kahvesinde söyleşi yapma imkanı bulduğumuz Serdar Aksu’dan dinliyoruz olanları:
Önce kursun adını araştırdım. Öyle ya böyle kurs adı mı olurmuş? Meğer olayın gerçek yüzü de orada gizliymiş. Bakın anlatayım. Matěj Kůs, Çek Cumhuriyeti’nden bir genç motosiklet yarışçısı. Aynı zamanda da öğrenci. Tek kelime İngilizce de bilmiyor antiparantez. Bir gün İskoçya’daki bir yarışta motorsikletinden düşüp kafasını yere çarpıyor. Hafıza kaybı yaşayan bu genci alıp hastaneye yetiştiriyorlar. Bir süre sonra uyanıyor ve başlıyor anadili gibi İngilizce konuşmaya. Tabii herkes şaşkınlık içinde kalıyor. İşte bu soysuzlar da gûya bunu bilimsel bir metodmuş gibi uygulamaya çalışıyorlar sınıflarda. Zavallı çocuklara duvarlara, sıralara hatta birbirlerine kafa atmalarını öğütlüyorlar. Gûya böylece İngilizce öğreneceklermiş. Yahu soysuz adamlar, burası Türkiye, o Çek çocuk İskoçya’da çarpıyor kafasını. Madem bu yönteme pek güvendin al götürsene çocukları oralara. Burada öğrensen öğrensen Türkçe öğrenirsin. İnsan bari bunu düşünür.
Kendisini “Olur mu Serdar abi, kafa atarak dil öğrenilse Zidane da İtalyanca öğrenirdi Matterazi’ye attığı o kafadan sonra” diyerek uğurladığımız bay Aksu’nun “O kaç yıl Juventus’ta top oynadı, biliyordur İtalyanca’yı zaten” demesi karşısında kısa bir şok yaşayıp olay yerinden ayrıldık.
Haber ekibi olarak, hepimizin yüzünde bir gülümseme ve kafamızda ülkemizin bulunduğu eğitim seviyesine ve o güzel halkımızın saflığına ilişkin aynı düşünceler geçiyordu:
Hayır google’dan baktım da gerçekten de Matěj Kůs adında biri varmış ve kafayı yere çarptıktan sonra da İngilizceyi bülbüller gibi şakımış. Allah allah, bir denesek mi?
(Haber Merkezi) - İnsan bazı olaylar karşısında “Allah iyiliğinizi versin, nasıl ana babasınız anlamıyorum ki; insan çocuklarını gönderdiği kursa önce bir gidip bakmaz mı? Kursun adı ne anlama geliyor internetten bir araştırmaz mı?” demekten alamıyor kendini.
İstanbul Avcılar’da yeni açılan İngilizce kursunda eğitimlerine başlayan ve yaşları 12 ila 17 arasında değişen kimi çocukların, kurs sonrası evlerine kafalarında şişlikler ve morluklarla gelmesiyle başlar olaylar. Bu durum çocuklarının İngilizce öğreneceğini umut eden aileler arasında önce büyük bir şaşkınlık ve meraka daha sonra da korkuya neden olur. Kurs esnasında kandırılan öğrenciler bir türlü olayın gerçek nedenini açıklamazlar. Ailelerin ısrarlı soruları karşısında “Kapıya çarptım, tuvalette düştüm, arkadaşla çarpıştık…” gibi kaçamak yanıtlar verirler.
Torununu aynı kursa yazdıran ve işin peşini bırakmayan emekli öğretmen Serdar Akarsu’nun araştırmaları ve pencereden gizlice çektiği fotoğraflar sayesinde aydınlanır olay. Sorumlular savcılığa sevkedilirken mahalleli de derin bir oh çeker. Kandırılan çocuklar ise kafalarındaki şişlikler morluklarla kalırlar İngilizce öğrenmek yerine.
Kendiyle sabah kahvaltısı yaptığı mahalle kahvesinde söyleşi yapma imkanı bulduğumuz Serdar Aksu’dan dinliyoruz olanları:
Önce kursun adını araştırdım. Öyle ya böyle kurs adı mı olurmuş? Meğer olayın gerçek yüzü de orada gizliymiş. Bakın anlatayım. Matěj Kůs, Çek Cumhuriyeti’nden bir genç motosiklet yarışçısı. Aynı zamanda da öğrenci. Tek kelime İngilizce de bilmiyor antiparantez. Bir gün İskoçya’daki bir yarışta motorsikletinden düşüp kafasını yere çarpıyor. Hafıza kaybı yaşayan bu genci alıp hastaneye yetiştiriyorlar. Bir süre sonra uyanıyor ve başlıyor anadili gibi İngilizce konuşmaya. Tabii herkes şaşkınlık içinde kalıyor. İşte bu soysuzlar da gûya bunu bilimsel bir metodmuş gibi uygulamaya çalışıyorlar sınıflarda. Zavallı çocuklara duvarlara, sıralara hatta birbirlerine kafa atmalarını öğütlüyorlar. Gûya böylece İngilizce öğreneceklermiş. Yahu soysuz adamlar, burası Türkiye, o Çek çocuk İskoçya’da çarpıyor kafasını. Madem bu yönteme pek güvendin al götürsene çocukları oralara. Burada öğrensen öğrensen Türkçe öğrenirsin. İnsan bari bunu düşünür.
Kendisini “Olur mu Serdar abi, kafa atarak dil öğrenilse Zidane da İtalyanca öğrenirdi Matterazi’ye attığı o kafadan sonra” diyerek uğurladığımız bay Aksu’nun “O kaç yıl Juventus’ta top oynadı, biliyordur İtalyanca’yı zaten” demesi karşısında kısa bir şok yaşayıp olay yerinden ayrıldık.
Haber ekibi olarak, hepimizin yüzünde bir gülümseme ve kafamızda ülkemizin bulunduğu eğitim seviyesine ve o güzel halkımızın saflığına ilişkin aynı düşünceler geçiyordu:
Hayır google’dan baktım da gerçekten de Matěj Kůs adında biri varmış ve kafayı yere çarptıktan sonra da İngilizceyi bülbüller gibi şakımış. Allah allah, bir denesek mi?




