0
Spoiler serisi: Son cümleler - 1

13 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Taras Bulba (Nikolay Vasilyeviç Gogol) : Kayıklarının küreklerine asılan kazaklar ise nehir kıyısında bulunan sazlıklardaki, ağaçlardaki binlerce kuşu ürküterek hızla yol alıyor, komutanlarının yiğitliğinden söz ediyorlardı…

Dava (Franz Kafka) : “Bir köpek gibi” dedi, sanki utanç ondan sonra da hayatta kalacaktı.

Açlık (Knut Hamsun) : Karşımdaki kente, bütün evlerin pencereleri ışıklarla parıldayan Kristiania kentine “şimdilik hoşçakal!” dedim.

Yabancı (Albert Camus) : Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dilemekten başka bir şey kalmıyordu.

.

Ecinniler (Fiyodoreviç Mihayloviç Dostoyevski) : Arkasına bakmadan çıkıp gitti.

Anna Karenina (Lev Nikolayeviç Tolstoy) : Ne var ki, bütün hayatım, başıma gelebilecek herhangi bir şeyden tamamıyla bağımsız olarak, her dakikasıyla, artık eskiden olduğu gibi anlamsız olmak şöyle dursun, ona katmak gücünde olduğum tartışma götürmez bir iyilik anlamı taşıyacak.

.

Foucault Sarkacı (Umberto Eco) : Öyle güzel ki.

Kör Baykuş (Sadık Hidayet) : Döndüm kendime baktım: Üstüm başım yırtılmıştı, tepeden ayağa kana belenmiştim, çevremde iki mayısböceği dolanıyordu, ve küçük beyaz kurtçuklar, kıvıl kıvıldı tenimde - ve bir ölünün ağırlığı, eziyordu göğsümü…

.

Teneke Trampet (Gunter Grass) : Kara aşçı kadın geldi mi? Geldi, geldi, geldi…

Vahşetin Çağrısı (Jack London) : Uzun kış gecelerinde avlarının peşinden gelen diğer kurt arkadaşlarıyla birlikte, parlak ay ışığının altında buluşur, aralarında bir dev gibi görünür, sürünün yeni şarkısına eşlik ederek önlerinden koşardı.

Puslu kıtalar atlası (İhsan Oktay Anar) : Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi?

Huzur (Ahmet Hamdi Tanpınar) : Radyo evin sessizliği içinde tek başına, hadiselerin gür sesiyle, herkes için konuşuyordu.

Devlet Ana (Kemal Tahir) : Kadınlar çıkınca, Kerim Çelebi, kamçıyı atıp sedire oturdu rahatça, “Siyasetname”yi eline aldı.

Aylak Adam (Yusuf Atılgan) : Biliyordu; anlamazlardı.

Tutunamayanlar (Oğuz Atay) : Toplantı, geç saatlere kadar birlik ve beraberlik havası içinde devam etti.