0
Sanat dünyasındaki ‘bug’lar: Görünmez Adam
19 Eylül 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Yüzü bandajlarla kaplı, siyah gözlükler takmış gizemli bir adam, İngiltere’nin küçük bir köyündeki bir hana yerleşir. Aslında bu kişi görünmez olmanın formülünü bulmuş ve kendi üzerinde denemiş bir bilim adamıdır. Ancak o artık Görünmez Adam’dır zira ilacın etkisi geri çevrilememektedir.
Esrarlı adam kaldığı han odasında gizlice deneyler yaparak bir çözüm arar. Ne var ki onu görünmez yapan ilaç aynı zamanda kurbanını yavaş yavaş delirtmektedir de. Bu durum Görünmez Adam’a korkunç suçlar işletecektir.
Yukarıda özetini verdiğimiz 1933 yılı yapımı, yönetmenliğini James Whale’in yaptığı filmin ve aynı adlı kitabın adı başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi “Görünmez Adam”. (Tahmin için verdiğimiz resmi kullananların olabileceğini de inkar edemeyiz bu arada.)
Kitabın yazarı ve aynı zamanda filmin de senaristi olan H. G. Wells görünmez adamı yaratırken olayı şu mantığa dayandırmıştı: “İlacı aldığı anda görünmez adamın kırılma indisi havanınki ile eşit olmalıydı. Böylece ışınlar herhangi bir yansıma ve kırılmaya uğramadan kahramanımızın içinden geçip gidebileceklerdi.”
Oysa Wells’in görünmez adamı gerek filmde gerekse kitapta görebiliyordu. Peki soruyorum size: “Görebilen bir görünmez adam olabilir mi?”
Gelin yanıtını hep birlikte arayalım.
Görebilmemiz için çevremizdeki nesnelerin görüntülerinin gözümüzdeki ağ tabakasına düşmesi gerekir. Bunun gerçekleşebilmesi için ise, ışığın gözlerimizin dış yüzeyinde kırılmaları gerekir. Üstelik ışık enerjisinin bir kısmının ağ tabakası tarafından soğurulması da gerekir ki beynimiz görüntüyü yorumlayabilsin.
Oysa görünmez bir adam için bu yazdıklarımızın olabilmesi imkansız. Şayet olabilseydi, görünmez adamın gözlerinin diğer kişiler tarafından görünüyor olması gerekirdi ki bu durumda da görünemez adam diye bir şeyden söz etmemiz olanaksız olacaktı. Anlaşılacağı üzere görünmez adamın tam görünmez olabilmesi için kör olması gereklidir.
H. G. Wells’in görünmez adamı nasıl oluyorsa görebiliyordu. Hem görüp hem de görünmez olmak bilimsel olarak olanaksızdır ve sanat dünyası açısından bakıldığında bu yapılanlar seyirciyi hafife almaktan da öte büyük bir ayıptır.
Yüzü bandajlarla kaplı, siyah gözlükler takmış gizemli bir adam, İngiltere’nin küçük bir köyündeki bir hana yerleşir. Aslında bu kişi görünmez olmanın formülünü bulmuş ve kendi üzerinde denemiş bir bilim adamıdır. Ancak o artık Görünmez Adam’dır zira ilacın etkisi geri çevrilememektedir.
Esrarlı adam kaldığı han odasında gizlice deneyler yaparak bir çözüm arar. Ne var ki onu görünmez yapan ilaç aynı zamanda kurbanını yavaş yavaş delirtmektedir de. Bu durum Görünmez Adam’a korkunç suçlar işletecektir.
Yukarıda özetini verdiğimiz 1933 yılı yapımı, yönetmenliğini James Whale’in yaptığı filmin ve aynı adlı kitabın adı başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi “Görünmez Adam”. (Tahmin için verdiğimiz resmi kullananların olabileceğini de inkar edemeyiz bu arada.)
Kitabın yazarı ve aynı zamanda filmin de senaristi olan H. G. Wells görünmez adamı yaratırken olayı şu mantığa dayandırmıştı: “İlacı aldığı anda görünmez adamın kırılma indisi havanınki ile eşit olmalıydı. Böylece ışınlar herhangi bir yansıma ve kırılmaya uğramadan kahramanımızın içinden geçip gidebileceklerdi.”
Oysa Wells’in görünmez adamı gerek filmde gerekse kitapta görebiliyordu. Peki soruyorum size: “Görebilen bir görünmez adam olabilir mi?”
Gelin yanıtını hep birlikte arayalım.
Görebilmemiz için çevremizdeki nesnelerin görüntülerinin gözümüzdeki ağ tabakasına düşmesi gerekir. Bunun gerçekleşebilmesi için ise, ışığın gözlerimizin dış yüzeyinde kırılmaları gerekir. Üstelik ışık enerjisinin bir kısmının ağ tabakası tarafından soğurulması da gerekir ki beynimiz görüntüyü yorumlayabilsin.
Oysa görünmez bir adam için bu yazdıklarımızın olabilmesi imkansız. Şayet olabilseydi, görünmez adamın gözlerinin diğer kişiler tarafından görünüyor olması gerekirdi ki bu durumda da görünemez adam diye bir şeyden söz etmemiz olanaksız olacaktı. Anlaşılacağı üzere görünmez adamın tam görünmez olabilmesi için kör olması gereklidir.
H. G. Wells’in görünmez adamı nasıl oluyorsa görebiliyordu. Hem görüp hem de görünmez olmak bilimsel olarak olanaksızdır ve sanat dünyası açısından bakıldığında bu yapılanlar seyirciyi hafife almaktan da öte büyük bir ayıptır.
