0
BMW film oluyor

12 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Haber Merkezi

Efsaneye göre: Kral BMW ve 99 askeri fazla uzaklaşamadan Germen orduları tarafından yakalanırlar

(Haber Merkezi) - Bavyeralı epik kral Wurstmöller’in yaşamı film oluyor. Kısaca BMW (Bayern Monarch Wurstmöller- Bavyera Kralı Wurstmöller) olarak tanınan bu ünlü kral da son zamanlarda tarihi kişiliklere ilgi duymaya başlayan film sektörünün dikkatini çekmekte geç kalmadı.

Efsaneyi hepimiz biliriz: Bavyera kralı Wurstmöller ve ordusu, düşmanları Germen Kralı 2. Überschaft’a yenilir ve kendisinin de dahil olduğu 100 kişi kurtulur ancak. Onlar da fazla uzağa kaçamaz ve kendilerini kovalayan Germen ordusu tarafından kısa sürede yakalanıp esir düşerler. O devirlerde esirlerin oracıkta öldürülmesi adeti yaygındır ama düşman kral 2. Überschaft eski rakibine duyduğu saygıdan dolayı ona son bir şans daha vermeye karar verir. Aralarında bir oyun oynayacaklardır. Sabah güneş doğar doğmaz Wurstmöller de dahil tüm esir askerler tek sıra halinde  dizilip oturacaklar ve kafalarına birer şapka bırakılacaktır. Bunların kimisi beyaz kimisi mavi olacaktır. Aynı yenik Bavyera krallığının renkleri gibi. Kaç sayıda mavi ya da kaç sayıda beyaz olacağı belli değildir. Esirler kendi şapkasını göremeyecek ama diğer askerlerin şapkalarını görebilecektir. En arkadaki askerden sorulmaya başlanacak ve kafasındaki şapkanın rengini bilenler serbest bırakılıp bilemeyenlerin kellesi kesilecektir.

Tamamen şansa dayalı olan bu oyunda tüm esirler kurtulabilir ama aynı zamanda ölebilirlerdi de. Şöhret düşkünü Germen kralı, kendi icadı bu oyunun bölgede gelenek halini almasını istiyordu. Savaş esirleri için bundan sonra “Überschaft oyunu” oynanacaktı. Çözümsüzdü ve şansı olan kurtulabilirdi ancak.

Bu acımasız teklifi çaresizlik içinde kabul eden ve aynı zamanda dahi bir matematikçi olan Wurstmöller’ın aklına gecenin sonuna doğru ilginç bir fikir geldi. Bulduğu bu metoda göre, en arkadaki asker hariç herkes şapka rengini kesinlikle bilecekti. Bu aynı zamanda bir kişi hariç herkesin kesinlikle kurtulması da demekti.

Münih şehir merkezindeki BMW heykeli

Metod şuydu: Şapkaların kendininki hariç tümünü gören en arkadaki asker bilir ki, mavi ya da beyaz şapkalardan bir renk mutlaka tek sayı, diğeri de çift sayıdır. Zira kendininki hariç 99 tane şapka olacaktır. İşte işin püf noktası da buradadır. En arkadaki asker şayet tek sayıdaki rengi söylerse diğer tüm askerler kafalarındaki şapka rengini bileceklerdir. Örneğin, mavi şapkalar 50, beyaz şapkalar 49 tane olsun. En arkadaki asker kendi şapka rengine beyaz der ve diyelim ki bilemez ve öldürülür. Önündeki asker artık beyaz şapkanın tek sayıda olduğunu ve arkasındaki askerin kafasındaki şapkanın da beyaz olmadığını bilir ve önündeki beyazları saymaya başlar. Şayet sonuç tek sayı ise kafasındaki şapka mavi, sonuç çift sayı ise beyazdır. Böylece 99 asker de aynı metodu uygulayarak şapka renklerini bilecek ve kurtulacaklardır.

Sabaha kadar her olasılığı hesaplayan ve ne olursa olsun sonucun değişmediğini gören Bavyeralılar için tek bir sorun vardır artık. En arkadaki asker kim olacaktır?

İşte bu noktada devreye Kral Wurstmöller girer ve tüm itirazlara ve karşı çıkmalara rağmen kendini feda edip en arkaya geçmeye karar verir.

Filmde BMW'yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor

Filmde BMW'yi ünlü Alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor

Efsanenin sonrasını hepimiz biliyoruz. Yarı yarıya yaşama şansı olan bu dahi kral kafasındaki şapkanın renginin mavi olduğunu söyler zira maviler tek sayıdır. Yıllarca kraliyet şapkası olarak maviyi kullanmıştır ve kendisine uğur getirdiğini düşündüğünden bir an için sevinir. Oysa mavi şapka bu sefer uğurlu gelmez. Taktığı şapkanın rengi beyazdır ve soruyu bilemediği için kafası kesilerek oracıkta öldürülür. Diğer askerler ise büyük bir yas ve gözyaşları içinde oyuna devam edip kurtulurlar.

Yazılı bir metni olmayan ama özellikle Bavyera bölgesinde dilden dile anlatılan bu efsanevi kral şayet yaşıyor olsaydı dünya ne halde olurdu bilemeyiz tabii. Tek bildiğimiz şey, bu efsanenin konu edildiği filmin çekimlerine olayın geçtiği Bavyera eyaletinde başlanmış olduğu.

Halk arasında “Blau monarch weiß (BMW)” yani “Mavi beyaz kral” olarak da anılan bu efsanevi Bavyera kralı artık film sektörü sayesinde tüm dünya tarafından tanınacak. Alman-İngiliz ortak yapımı filmde BMW’yi ünlü alman oyuncu Henrich Gutt oynuyor. Diğer önemli rolleri Amanda Belkich, Holden Stanford’un paylaştığı filmin yönetmenliğini ünlü Sırp sinema adamı Dejan Severich yapıyor.

0
Tarihte ilkler: Niépce, Daguerre ve ilk fotoğraf

11 Ağustos 2008 tarihinde moz tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Joseph Nicéphore Niepce

Fransız mucit Joseph Nicéphore Niepce ile iyi bir tüccar olan Louis-Jacques-Mandé Daguerre arasında kurulan ortaklığın, tarihteki ilk fotoğrafın ortaya çıkmasına ve ardından da “Daguerreotype”in icadına kadar varan bir ilkler silsilesine varacağını kim bilebilirdi ki? Peki ya fotoğraf ile tamamen ticari bir ilişki içinde olan ve gerçekte bu işe bilimsel yaklaşan diğer kişinin parasal finansmanını sağlayıp, karşılığında buluşlara ortak olmayı şart koşan bir tüccarın ilk fotoğraf makinesine adını vereceğini kim bilebilirdi?

Louis-Jacques-Mandé Daguerre

Dünyada ilk kez bir yüzey üzerine görüntü düşürüp sabitlemeyi basaran kişi olarak tarihe geçen Niepce’nin fotoğraf denemeleri daha eski tarihlidir kimi tarihçilere göre. Bu durum ilk fotoğrafın hangisi olduğu ile ilgili bir belirsizlik yaratır. Örneğin Roland Barthes, Niepce’nin 1823 tarihinde çekildiği sanılan “Yemek Masası” fotoğrafını ilk fotoğraf olarak kabul eder. Ayrıca 1816 tarihinde kardeşine gönderdiği bir başka fotoğraftan daha söz edilir. Ama yine de korunmuş ve günümüze ulaşabilmiş ilk fotoğraf olarak “Le Gras” kabul edilir tartışmasız.

Peki bu fotoğraf hangi teknikle çekildi?

Niepce bu ilk fotoğraf için bir çeşit karakutu kullanmış ve görüntüyü kurşun-kalay alaşımı özel bir plakaya düşürmüştür. Bu plaka “bitümen” denilen ışığa duyarlı bir maddeyle kaplıydı. 1826 yılında evinin penceresinden bu ilkel kamera aracılığıyla çektiği biraz bulanık olan görüntünün oluşması için tam 8 saat beklemek zorunda kalmıştı. İşte o plakaya pozitif olarak pozlanan görüntü, tarihin günümüze ulaşan ilk fotoğrafıdır.

"Le Gras" - Korunmuş ve günümüze ulaşabilmiş ilk fotoğraf

Daguerre ile bir ortaklık kurmuş olan bu müthiş Fransız mucitin yoksulluk içinde sürdürdüğü yaşamı, çektiği fotoğrafın ilanını bile göremeden sonlanmış ve deyim yerindeyse meydanı ortağına bırakıp tarihin tozlu sayfalarına doğru yol almıştır. (1833)

Fakat gelişim durmazdı ve durmayacaktı.

Bu olayların geliştiği imparatorluğa çok da uzak olmayan bir başka imparatorlukta 18 Kasım 1839 (19 şaban 1255) tarihli “Takvim-i Vakayi” gazetesinde “Daguerreotype”in icad olunduğu haberi veriliyordu. Daha sonradan Avrupa’lı birçok fotoğraf sanatçısı bu imparatorluğun başkenti İstanbul’a gelerek çalışmaya ve stüdyolar açmaya başlayacaklardır.

Daguerreotype

Biz eski tüccar yeni fotoğrafçı Daguerre’in icadına yani Daguerreotype’e dönelim tekrar. Bu alet gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, “camera obscura” (karanlık oda) içinde 15-20 dakika pozlandırılarak, civa buharına tabi tutulup geliştirilmesiyle fotoğrafik görüntü elde etmeye yarıyordu. Parlak metal-cam tarzı bir plakaya basılan fotoğrafların negatif ve pozitif görüntüsü bir aradaydı o zamanlar. Günümüzdeki müthiş makinelere ve endüstrilere uzanacak bir yolculuk da böylece başlamıştı.

Çoğu kimse fotoğrafçılığın bu aletin icadıyla başladığını söyler. Ama bizler insanlık tarihindeki tüm basamakları aynı minnettarlık duygularıyla anıyoruz hiç ayırmadan.

Şimdi kolayca edinebildiğimiz teknolojik olanaklar içinde belki de yeterli önemi vermediğimiz bir çok sanat dalından birisi olan fotoğrafçılığın yukarda söz ettiğimiz ve etmediğimiz tüm kahramanları için son görevimizi yerine getirelim.

Dikkat, kameraya doğru bakın, evet, şimdi herkes 333 diyor, hazır… klik….