0
Son Vosvos’un doğumgünü

30 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Üretilen son vosvos, no: 21,529,464

Üretilen son vosvos, no: 21,529,464

2003 yılında bugün, Meksika’daki Volkswagen fabrikası, dünyadaki sonuncu “tosbağa” Volkswagen’in üretimini tamamladı.

Üretim bandından çıkan 21,529,464′üncü tosbağa, düzenlenen bir tören ve Mariachi müziği eşliğinde Almanya’daki Volkswagen müzesine gönderildi. Tosbağa’nın gidişini duyurmak amacıyla Meksika televizyonlarında bir reklam filmi yayınlandı: Bir caddede iki otomobil arasında daracık bir yer var; gelen geçen otomobillerin sahipleri oraya park etmeye çalışıp araçlarını sığdıramadıkları için vazgeçiyorlar. Sonra bir tosbağa gelip rahatça park ediyor aynı yere. Ardından ekranda bir yazı beliriyor:
Böyle küçük bir otomobilin ardında böyle büyük bir boşluk bırakması ne kadar inanılmaz…

Tuhaf şekline, gürültülü motoruna ve sert amortisörlerine rağmen tüm dünyanın sevgilisi haline gelen tosbağanın macerası, 1933 yılında Adolf Hitler’in Ferdinand Porsche’a Volks-Wagen (Almanca’da “sıradan insanın otomobili”) adını verdiği bir aracın skeçlerini teslim etmesiyle başladı. Hitler’in bu araçla ilgili vizyonu, iki yetişkini ve üç çocuğu 100 km/saat hızla taşıyabilecek bir otomobili, ufak bir motosiklet fiyatına halkın kullanımına sunmaktı.

Skeçler Porsche tarafından kısa zamanda geliştirildi. Bu arada Çekoslavakya’daki Tatra otomobil fabrikasının tasarımlarından alıntı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, ancak II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle sonuca bağlanabildi ve 1961 yılında Volkswagen Tatra’ya 3 milyon mark tazminat ödedi. Tatra günümüzde kamyon üretimi yapmaktadır.

II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesiyle, tüm sanayi tesisleri müttefiklerin kontrolüne geçti. İlk başta Volkswagen fabrikasını elinde bulunduran ABD ordusu, daha sonra fabrikayı İngilizlere devretti. Fabrikanın sökülüp İngiltere’ye nakledilmesi gündeme geldiyse de, hiçbir İngiliz üreticisi fabrikaya talip olmadı. O dönemde İngiliz kurumlarınca hazırlanan resmi bir raporda şöyle denmekteydi: “Araç motorlu otomobillerin sahip olması gereken minimum koşulları yerine getirmemektedir. Sıradan alıcı için cazip olmaktan uzaktır. Bu aracı ticari olarak satışa sunmak ekonomik açıdan anlamlı olmaz”

Daha sonra üretime tekrar başlayan fabrika, yaratıcı reklam kampanyaları ve tosbağa’nın sağlamlık konusunda giderek yayılan ünü nedeniyle giderek artan talebi karşılamaya yetmeyince başka ülkelerde de tosbağa üretimi başlamıştır. 1971 yılında rekor düzeye çıkarak 1.3 milyon’a ulaşan senelik tosbağa üretimi, 30 Temmuz 2003 tarihinde 21,529,464′üncü tosbağanın üretim bandından çıkışıyla sona ermiştir.

0
ENIAC

29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.

ENIAC ve programlama ekibiENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.

Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.

ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.

0
Hitler’in kavgası

18 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Mein Kampf
Mein Kampf Birinci Cilt, Birinci Basım

Bundan tam 83 yıl önce, 18 Temmuz 1925 tarihinde, Adolf Hitler’in ünlü kitabı Kavgam (Mein Kampf) ilk kez yayımlandı.

1923 yılında Nazi Partisi’nin lideri olarak yaptığı darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından hapis cezası alan Hitler, görüşlerini daha iyi anlatabilmek amacıyla, kendisiyle beraber hapse giren iki yandaşına bir kitap dikte etmeye başladı. İlk başta “Yalana, Aptallığa ve Korkaklığa Karşı Dörtbuçuk Yıllık Mücadele” adını vermeyi düşündüğü kitabı, hapisten çıkınca tamamlayarak adını “Kavgam” veya mücadelem anlamına gelen “Mein Kampf” olarak kısalttı. Kitabın birinci cildinin ilk basımı 500 kopyadan ibaretti. İkinci cilt 1926 Aralık ayında yayımlandı.

Kitapta, propagandanın, toplumların görünüşteki irrasyonel davranışlarını kontrol etmek için yeterli ve rasyonel bir teknik olduğu savına yer verilmektedir.

Kitabın temel unsurlarından biri, Hitler’in ırkçı dünya görüşüdür. İnsanların soylarına göre sınıflandırılmalarını öngören bu yaklaşıma göre, Alman Aryan ırkı hiyerarşinin tepesinde, Çingeneler ve Yahudiler ise en altında yeralmaktadır. İdeal bir dünyada, üstün ırkın diğer ırklar üzerinde hakimiyet kurması gerekir; bu aslında diğer ırkların da yararınadır zira onlar da bu süreç içerisinde üstün ırktan birşeyler öğrenmektedirler. Ancak Yahudiler, Aryanların saflıklarını bozmak ve “eşitlik” gibi fikirleri akıllarına sokmak suretiyle, haklı olarak kurmaları gereken hakimiyete engel olmaya çalışmaktadırlar. Bunun nedeni, Yahudilerin dünya egemenliği sağlamak amacıyla izlemekte oldukları gizli bir gündemdir.

Hitler, “Kavgam”da, dünya egemenliğinin Aryan’lar ve Aryan olmayanlar (Armayanlar?) arasında süregelen bir mücadele olduğunu belirtmiş, Aryan’ların önündeki en büyük iki tehlike olarak gördüğü Museviliği ve Komünizmi bertaraf etmenin ilk adımının, Aryan ırkına uygun bir yaşam sahası (lebensraum) kazandırmak olduğunu savunmuştur. Bu sav, Hitler’in ileriki yıllarda izleyeceği genişlemeci politikaların temelini oluşturmuştur.

0
Lituanica

17 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Bundan tam 75 yıl önce, “deryayı geçip derede boğulmak” sözüyle açıklanabilecek bir olay yaşandı. Lituanica adındaki tek motorlu araştırma uçağı, New York’tan havalanarak Atlantik Okyanusu’nu geçti, 6411 km uçtuktan sonra, hedefi olan Litvanya’nın Kaunas şehrine 650 km kala anlaşılamayan bir nedenle düştü.

Lituanica

Lituanica ve pilotları

A.B.D.’ye göçmen olarak yerleşen iki Litvanyalı pilot, Steponas Darius ve Stasys Girenas, Atlantik Okyanusu üzerinde uçuş denemesi yapmak amacıyla 1932 yılında Bellanca CH-300 Pacemaker model bir uçak satın aldılar. Uçak daha sonra A.B.D.’de yaşayan Litvanyalıların kurdukları dernekler tarafından sağlanan destekle Atlantik ötesi uçuş için uygun hale getirildi ve (en önemlisi) turuncuya boyandı.

15 Temmuz 1933 tarihinde New York’taki Floyd Bennett havaalanından kalkan Lituanica, üzerinde herhangi bir navigasyon cihazı bulunmamasına ve kötü hava koşullarına rağmen, deneyimli pilotları sayesinde havacılık tarihinin en isabetli rotalarından birini izleyerek Atlantik Okyanusu’nu başarıyla geçti. Fakat günümüz Polonya sınırları içinde kalan Pszczelnik kasabası yakınlarına geldiği sırada Lituanica esrarengiz bir şekilde yere çakıldı. Pilotların ikisi de hayatlarını kaybetti.

Kazadan hemen sonra görevlendirilen bir araştırma ekibi, pilotların uygun niteliklere ve deneyime sahip olduklarını, uçağın donanımının bu tür bir uçuş için uygun olduğunu belirledi. Ekip, uçuşun en zor bölümünün inanılmaz bir isabet ve başarıyla tamamlandığını kaydetti. Kaza sırasında uçağın motorunun çalışmakta olduğu, pervanenin döndüğü ve depoda yeterince yakıt olduğu belirlendi.

Pszczelnik

Uçağın düştüğü yere yapılan anıt (Pszczelnik, Polonya)

Pilotaj hatası olasılığının zayıf olduğu, Darius’un hiç kaza yapmadığı, Girenas’ın ise daha önce motoru duran bir uçağı başarıyla indirdiği için ödül kazandığı açıklandı. Araştırma ekibi, kazanın kötü hava koşulları ve motorda ortaya çıkmış olabilecek sorunlar nedeniyle meydana gelmiş olabileceği kararıyla raporunu tamamladı.

Lituanica’nın toplama kamplarından birine çok yaklaştığı için casus uçağı sanıldığı ve vurulduğu iddiaları yayıldı. Gerçekten de İrlanda üzerindeki kötü hava koşulları nedeniyle pilotlar kuzeye yönelmiş ve Almanya’ya planlanan rotaya kıyasla farklı bir noktadan girmişlerdi. Pilotlar üzerinde yapılan otopside kurşun izine rastlanmadı. Ancak, uçağın tüm parçalarının Litvanya hükümetine iade edilmemesi bu yöndeki şüpheleri güçlendirdi.

0
50 yıl sonra çözülen düğüm

13 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Bundan 50 yıl önce, 1958 yılı Haziran ayında bir sabah Cambridge Üniversitesi’ne gelenler, Senato binasının 22 metre yüksekliğindeki çatısında duran bir otomobil görerek hayrete düştüler.

Cambridge otomobil şakasıÖğrenciler tarafından düzenlenen bir şaka olduğu tahmin edilen olay, tüm dünyada gazetelerde yer aldı. Polisin ve itfaiyenin işbirliği yaparak neredeyse bir haftada aşağı indirebildiği otomobili, öğrenciler bir gecede ve hiç farkedilmeden çatıya nasıl çıkarabilmişlerdi?

Şakayı düzenleyen öğrencilerin kimliği ve kullandıkları yöntem tam 50 yıl boyunca sır olarak kaldı. Ta ki Cambridge Üniversitesi tarafından geçtiğimiz günlerde düzenlenen mezuniyet yıldönümü toplantısında şakanın sorumluları kimliklerini açıklayana dek.

Cambridge-planOlayın elebaşı Peter Davey (72), o zamanlar kaldığı yurt odasının penceresinden Senato binasının göründüğünü ve bomboş duran çatının daha ilginç bir görünüme sahip olmak için adeta yalvardığını anlattı. Davey, daha sonra, 11 arkadaşıyla birlikte otomobili çatıya nasıl yerleştirdiklerini ayrıntılarıyla açıkladı (resme bakınız). 11 kişilik ekipte, olay yerinden geçenlerin dikkatini çekmek ve otomobili farketmelerini önlemek amacıyla süper-mini etek giymiş iki kız öğrenci de mevcuttu.

Davey’nin okuduğu fakültenin o zamanki Dekanı Hugh Montefiore, yaptığı açıklamalarda olaydan kimin sorumlu olduğunu bilmediğini belirtmiş, ancak şakanın yapıldığı gün Davey’nin yurt odasına bir şişe şampanya ve bir de tebrik mesajı göndermişti.

Kaynak: telegraph.co.uk

0
Roswell olayının 61. yıldönümü

8 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

Rosweel Daily Record

60 yıldır tartışılan ve popüler kültürdeki yeri eskimeyen Roswell olayı, ilk kez 8 Temmuz 1947 tarihinde bu manşetle kamuoyuna duyurulmuştu (görüntüyü büyütmek için tıklayın).

2
Tunguska bilmecesi

30 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar

TunguskaBundan tam 100 sene önce, Tunguska’da, kimsenin tam olarak anlayamadığı ve açıklayamadığı birşey oldu.

Binlerce kilometre çapındaki bir alanda yaşayan insanlar, güneş kadar parlak mavi bir ışık sütunu gördüklerini, bu sütunun gökyüzünü adeta ikiye böldüğünü ve korkunç bir patlamayla yokolduğunu aktardılar.

1 Temmuz 1908 tarihinde meydana gelen olay, yerleşim merkezlerinden  çok uzak bir bölgede gerçekleştiği için yalnızca tek bir kişinin ölümüyle atlatıldı: olayın şiddeti, 30 kilometre kadar uzakta bulunan bir çobanı havaya savurup bir ağaca çarpmıştı.

Bölgenin uzaklığı ve erişilmezliği nedeniyle, ilk araştırma ekibi ancak 1927 yılında oraya ulaşabildi. O zamana kadar en yaygın kabul gören teori, Tunguska’ya bir meteorun düşmüş olabileceğiydi. Fakat  araştırma ekibi böyle bir meteor çarpmasının yaratması gereken türden bir krater bulamadı. Bölge son derece ağaçlıktı; yaklaşık 50 kilometre çapındaki bir alanda tüm ağaçlar, merkezden dışarı doğru uzanacak şekilde devrilmiş ve yanmıştı. Tuhaf bir şekilde, bu 50 kilometre çapındaki alanın merkezinde (normalde kraterin olması beklenen yerde) yeralan bazı ağaçlar hala dimdik ayakta duruyordu.

Günümüzde bilimin kabul ettiği açıklama, bir gök cisminin (meteor veya kuyrukluyıldız) dünya atmosferine girdikten sonra havada patladığı yönündedir. Patlama havada gerçekleştiği için yerde krater oluşmamıştır. Buna rağmen patlamanın gücünün Nagazaki’ye atılan bombadan 1000 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çarpışma 4 saat sonra gerçekleşecek olsa, dünyanın dönüş hızı nedeniyle Rus İmparatorluğu’nun başkenti olan Saint Petersburg’un üzerinde meydana geleceği ve şehri yerle bir edebileceği hesaplanmıştır.

Bu teori tüm soruları cevaplayamadığı için Tunguska Olayı olarak literatüre geçen bu olayın meydana gelişi hakkında alternatif açıklamalar ortaya atılmıştır:

  • Dünya bir kara delikten geçmiş olabilir (öyle olsa kara delikten çıkış sırasında ikinci bir patlama olması gerekirmiş)
  • Dünyaya karşı madde öbeği çarpmış olabilir (bu teori olay mahalinde bulunan yüksek miktardaki mineral kalıntılarını açıklayamıyor)
  • Dünyaya UFO düşmüş olabilir (Abartma Tozu ekibi olarak favori teorimiz tabii ki budur)
  • Nikola Tesla geliştirmekte olduğu ölümcül ışın silahının denemesini yapmıştır (bu da ikinci favorimiz).