2
Görünmezlik pelerini pek yakında!
14 Ağustos 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Harry Potter’ın kullandığına benzer bir görünmezlik pelerini edinmek için Diagon Alley’e gitmekten başka çaremizin olmadığı günler geride kalacak gibi görünüyor.
Araştırmacılar, ışığı “yanlış” yöne doğru bükebilen meta-materyallerin geliştirilmesi sayesinde görünmezlik teknolojisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini açıkladılar.
Normalde bir nesneyi görebilmemiz için ona çarpan ışık ışınlarının kırılması, yansıması ve bu ışınlardan bir kısmının gözümüze ulaşması gerekiyor. Yeni geliştirilen meta-materyallerle kaplanacak bir görünmezlik pelerini, nesneden yansıyan ışığın gözümüze gelmesini önlediği gibi, önemli bir işlevi daha yerine getiriyor: nesnenin arkasındaki diğer nesnelerden gelmekte olan ve onları görmemizi sağlayan ışınların, gizlenen nesnenin etrafından dolaştıktan sonra tekrar birleşerek yollarına bozulmamış gibi devam edebilmelerini sağlıyor. Bu sayede gizlenmesi istenen nesneye baktığımızda onu değil arkasındakileri görüyoruz.
Bu konuya gösterilen ilginin görünmezlik konusuna odaklandığını, oysa meta-materyallerin daha birçok marifeti olabileceğini açıklayan uzmanlar, doğada bulunmayan yeteneklerle donatılan bu materyallerin bilgisayar işlemcilerini daha da hızlandırabileceğini, antenleri daha güçlü yapabileceğini ve ışığın dalga boyundan küçük nesnelerin dahi görüntülenebilmesini sağlayan süper-lenslerin üretilebileceğini kaydediyorlar.
Anlaşılabilir nedenlerle görünmezlik pelerini araştırmalarına en büyük finansman savunma sanayii tarafından sağlandığı için, teknoloji tam olarak geliştirildiğinde dahi bu pelerinlerin mağazalarda satışa sunulması için daha epey zaman var gibi görünüyor.
3
Yerdeki dev kızılderili kafası
1 Ağustos 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Teknoloji bir yandan bizleri bilgisayarlarımızın başına bağlarken, diğer yandan dünyayı çok daha iyi tanımamızı sağlayacak olanaklar sunuyor. Özellikle Google Earth ve Google Maps uygulamalarının popülaritesi sayesinde, dünya yüzeyinin hergün çok sayıda meraklı insan tarafından karış karış incelendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu arada daha önce kimse tarafından bilinmeyen inanılmaz olgular da keşfediliyor.
Kanada’nın Alberta eyaletinde yer alan ve “Badlands Guardian” adı verilen coğrafi oluşum da bunlardan biri. Uydudan çekilen fotoğraflarda, geleneksel başlığını giymiş bir kızılderili profilini andıran bu yapıya “Indian Head Penny” adı da veriliyor. İlk bakışta kabartı gibi görülen oluşum, aslında bir çukurdan meydana geliyor. Kızılderilinin “kulaklığı” gibi görünen olgu ise petrol aramak amacıyla açılmış bir kuyu ve etrafındaki yoldan ibaret. Kuyuda petrol bulunmadığı için kullanılmadığı ve “kulaklığın” birkaç yıl içinde erozyonla yokolacağı bildiriliyor.
Bilimsel yaklaşım, yerdeki kızılderili kafasını, dün sözünü ettiğimiz Mars’taki insan yüzü ile birlikte pareidolia sınıfına yerleştiriyor. Pareidolia, belirsiz ya da rasgele uyarıcı etkenlerin insanlarca anlamlıymış gibi algılanması ile sonuçlanan psikolojik bir süreç olarak tanımlanıyor (bulutların şekillerini hayvanlara benzetmek, Ay’da insan yüzü görmek, ters çalınan müzik kayıtlarında gizli mesajlar duymak bu kategoride açıklanıyor).
www.maps.google.com adresine girip “Badlands Guardian” sözcüklerini aratarak bu olağanüstü görüntülere ulaşmak ve daha yakından incelemek mümkün (”A” işaretini takip edin ve Uydu düğmesini tıklamayı unutmayın).
0
Son Vosvos’un doğumgünü
30 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
2003 yılında bugün, Meksika’daki Volkswagen fabrikası, dünyadaki sonuncu “tosbağa” Volkswagen’in üretimini tamamladı.
Üretim bandından çıkan 21,529,464′üncü tosbağa, düzenlenen bir tören ve Mariachi müziği eşliğinde Almanya’daki Volkswagen müzesine gönderildi. Tosbağa’nın gidişini duyurmak amacıyla Meksika televizyonlarında bir reklam filmi yayınlandı: Bir caddede iki otomobil arasında daracık bir yer var; gelen geçen otomobillerin sahipleri oraya park etmeye çalışıp araçlarını sığdıramadıkları için vazgeçiyorlar. Sonra bir tosbağa gelip rahatça park ediyor aynı yere. Ardından ekranda bir yazı beliriyor:
Böyle küçük bir otomobilin ardında böyle büyük bir boşluk bırakması ne kadar inanılmaz…
Tuhaf şekline, gürültülü motoruna ve sert amortisörlerine rağmen tüm dünyanın sevgilisi haline gelen tosbağanın macerası, 1933 yılında Adolf Hitler’in Ferdinand Porsche’a Volks-Wagen (Almanca’da “sıradan insanın otomobili”) adını verdiği bir aracın skeçlerini teslim etmesiyle başladı. Hitler’in bu araçla ilgili vizyonu, iki yetişkini ve üç çocuğu 100 km/saat hızla taşıyabilecek bir otomobili, ufak bir motosiklet fiyatına halkın kullanımına sunmaktı.
Skeçler Porsche tarafından kısa zamanda geliştirildi. Bu arada Çekoslavakya’daki Tatra otomobil fabrikasının tasarımlarından alıntı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, ancak II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle sonuca bağlanabildi ve 1961 yılında Volkswagen Tatra’ya 3 milyon mark tazminat ödedi. Tatra günümüzde kamyon üretimi yapmaktadır.
II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesiyle, tüm sanayi tesisleri müttefiklerin kontrolüne geçti. İlk başta Volkswagen fabrikasını elinde bulunduran ABD ordusu, daha sonra fabrikayı İngilizlere devretti. Fabrikanın sökülüp İngiltere’ye nakledilmesi gündeme geldiyse de, hiçbir İngiliz üreticisi fabrikaya talip olmadı. O dönemde İngiliz kurumlarınca hazırlanan resmi bir raporda şöyle denmekteydi: “Araç motorlu otomobillerin sahip olması gereken minimum koşulları yerine getirmemektedir. Sıradan alıcı için cazip olmaktan uzaktır. Bu aracı ticari olarak satışa sunmak ekonomik açıdan anlamlı olmaz”
Daha sonra üretime tekrar başlayan fabrika, yaratıcı reklam kampanyaları ve tosbağa’nın sağlamlık konusunda giderek yayılan ünü nedeniyle giderek artan talebi karşılamaya yetmeyince başka ülkelerde de tosbağa üretimi başlamıştır. 1971 yılında rekor düzeye çıkarak 1.3 milyon’a ulaşan senelik tosbağa üretimi, 30 Temmuz 2003 tarihinde 21,529,464′üncü tosbağanın üretim bandından çıkışıyla sona ermiştir.
0
ENIAC
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.
ENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.
Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.
ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.
0
Uçan çalar saat
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Kimi insan her sabah kendiliğinden neşe içinde uyanır. Yataktan süzülerek kalkıp, şarkılar söyleyerek hazırlanır, etrafındakilere gülücükler dağıtarak kahvaltı eder, işyerine/okula vardığında cıvıl cıvıl tavırlarıyla çevredeki herkese enerji verir.
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Harry Potter’ın kullandığına benzer bir görünmezlik pelerini edinmek için Diagon Alley’e gitmekten başka çaremizin olmadığı günler geride kalacak gibi görünüyor.
Araştırmacılar, ışığı “yanlış” yöne doğru bükebilen meta-materyallerin geliştirilmesi sayesinde görünmezlik teknolojisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini açıkladılar.
Normalde bir nesneyi görebilmemiz için ona çarpan ışık ışınlarının kırılması, yansıması ve bu ışınlardan bir kısmının gözümüze ulaşması gerekiyor. Yeni geliştirilen meta-materyallerle kaplanacak bir görünmezlik pelerini, nesneden yansıyan ışığın gözümüze gelmesini önlediği gibi, önemli bir işlevi daha yerine getiriyor: nesnenin arkasındaki diğer nesnelerden gelmekte olan ve onları görmemizi sağlayan ışınların, gizlenen nesnenin etrafından dolaştıktan sonra tekrar birleşerek yollarına bozulmamış gibi devam edebilmelerini sağlıyor. Bu sayede gizlenmesi istenen nesneye baktığımızda onu değil arkasındakileri görüyoruz.
Bu konuya gösterilen ilginin görünmezlik konusuna odaklandığını, oysa meta-materyallerin daha birçok marifeti olabileceğini açıklayan uzmanlar, doğada bulunmayan yeteneklerle donatılan bu materyallerin bilgisayar işlemcilerini daha da hızlandırabileceğini, antenleri daha güçlü yapabileceğini ve ışığın dalga boyundan küçük nesnelerin dahi görüntülenebilmesini sağlayan süper-lenslerin üretilebileceğini kaydediyorlar.
Anlaşılabilir nedenlerle görünmezlik pelerini araştırmalarına en büyük finansman savunma sanayii tarafından sağlandığı için, teknoloji tam olarak geliştirildiğinde dahi bu pelerinlerin mağazalarda satışa sunulması için daha epey zaman var gibi görünüyor.
3
Yerdeki dev kızılderili kafası
1 Ağustos 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Teknoloji bir yandan bizleri bilgisayarlarımızın başına bağlarken, diğer yandan dünyayı çok daha iyi tanımamızı sağlayacak olanaklar sunuyor. Özellikle Google Earth ve Google Maps uygulamalarının popülaritesi sayesinde, dünya yüzeyinin hergün çok sayıda meraklı insan tarafından karış karış incelendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu arada daha önce kimse tarafından bilinmeyen inanılmaz olgular da keşfediliyor.
Kanada’nın Alberta eyaletinde yer alan ve “Badlands Guardian” adı verilen coğrafi oluşum da bunlardan biri. Uydudan çekilen fotoğraflarda, geleneksel başlığını giymiş bir kızılderili profilini andıran bu yapıya “Indian Head Penny” adı da veriliyor. İlk bakışta kabartı gibi görülen oluşum, aslında bir çukurdan meydana geliyor. Kızılderilinin “kulaklığı” gibi görünen olgu ise petrol aramak amacıyla açılmış bir kuyu ve etrafındaki yoldan ibaret. Kuyuda petrol bulunmadığı için kullanılmadığı ve “kulaklığın” birkaç yıl içinde erozyonla yokolacağı bildiriliyor.
Bilimsel yaklaşım, yerdeki kızılderili kafasını, dün sözünü ettiğimiz Mars’taki insan yüzü ile birlikte pareidolia sınıfına yerleştiriyor. Pareidolia, belirsiz ya da rasgele uyarıcı etkenlerin insanlarca anlamlıymış gibi algılanması ile sonuçlanan psikolojik bir süreç olarak tanımlanıyor (bulutların şekillerini hayvanlara benzetmek, Ay’da insan yüzü görmek, ters çalınan müzik kayıtlarında gizli mesajlar duymak bu kategoride açıklanıyor).
www.maps.google.com adresine girip “Badlands Guardian” sözcüklerini aratarak bu olağanüstü görüntülere ulaşmak ve daha yakından incelemek mümkün (”A” işaretini takip edin ve Uydu düğmesini tıklamayı unutmayın).
0
Son Vosvos’un doğumgünü
30 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
2003 yılında bugün, Meksika’daki Volkswagen fabrikası, dünyadaki sonuncu “tosbağa” Volkswagen’in üretimini tamamladı.
Üretim bandından çıkan 21,529,464′üncü tosbağa, düzenlenen bir tören ve Mariachi müziği eşliğinde Almanya’daki Volkswagen müzesine gönderildi. Tosbağa’nın gidişini duyurmak amacıyla Meksika televizyonlarında bir reklam filmi yayınlandı: Bir caddede iki otomobil arasında daracık bir yer var; gelen geçen otomobillerin sahipleri oraya park etmeye çalışıp araçlarını sığdıramadıkları için vazgeçiyorlar. Sonra bir tosbağa gelip rahatça park ediyor aynı yere. Ardından ekranda bir yazı beliriyor:
Böyle küçük bir otomobilin ardında böyle büyük bir boşluk bırakması ne kadar inanılmaz…
Tuhaf şekline, gürültülü motoruna ve sert amortisörlerine rağmen tüm dünyanın sevgilisi haline gelen tosbağanın macerası, 1933 yılında Adolf Hitler’in Ferdinand Porsche’a Volks-Wagen (Almanca’da “sıradan insanın otomobili”) adını verdiği bir aracın skeçlerini teslim etmesiyle başladı. Hitler’in bu araçla ilgili vizyonu, iki yetişkini ve üç çocuğu 100 km/saat hızla taşıyabilecek bir otomobili, ufak bir motosiklet fiyatına halkın kullanımına sunmaktı.
Skeçler Porsche tarafından kısa zamanda geliştirildi. Bu arada Çekoslavakya’daki Tatra otomobil fabrikasının tasarımlarından alıntı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, ancak II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle sonuca bağlanabildi ve 1961 yılında Volkswagen Tatra’ya 3 milyon mark tazminat ödedi. Tatra günümüzde kamyon üretimi yapmaktadır.
II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesiyle, tüm sanayi tesisleri müttefiklerin kontrolüne geçti. İlk başta Volkswagen fabrikasını elinde bulunduran ABD ordusu, daha sonra fabrikayı İngilizlere devretti. Fabrikanın sökülüp İngiltere’ye nakledilmesi gündeme geldiyse de, hiçbir İngiliz üreticisi fabrikaya talip olmadı. O dönemde İngiliz kurumlarınca hazırlanan resmi bir raporda şöyle denmekteydi: “Araç motorlu otomobillerin sahip olması gereken minimum koşulları yerine getirmemektedir. Sıradan alıcı için cazip olmaktan uzaktır. Bu aracı ticari olarak satışa sunmak ekonomik açıdan anlamlı olmaz”
Daha sonra üretime tekrar başlayan fabrika, yaratıcı reklam kampanyaları ve tosbağa’nın sağlamlık konusunda giderek yayılan ünü nedeniyle giderek artan talebi karşılamaya yetmeyince başka ülkelerde de tosbağa üretimi başlamıştır. 1971 yılında rekor düzeye çıkarak 1.3 milyon’a ulaşan senelik tosbağa üretimi, 30 Temmuz 2003 tarihinde 21,529,464′üncü tosbağanın üretim bandından çıkışıyla sona ermiştir.
0
ENIAC
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.
ENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.
Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.
ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.
0
Uçan çalar saat
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Kimi insan her sabah kendiliğinden neşe içinde uyanır. Yataktan süzülerek kalkıp, şarkılar söyleyerek hazırlanır, etrafındakilere gülücükler dağıtarak kahvaltı eder, işyerine/okula vardığında cıvıl cıvıl tavırlarıyla çevredeki herkese enerji verir.
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Teknoloji bir yandan bizleri bilgisayarlarımızın başına bağlarken, diğer yandan dünyayı çok daha iyi tanımamızı sağlayacak olanaklar sunuyor. Özellikle Google Earth ve Google Maps uygulamalarının popülaritesi sayesinde, dünya yüzeyinin hergün çok sayıda meraklı insan tarafından karış karış incelendiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu arada daha önce kimse tarafından bilinmeyen inanılmaz olgular da keşfediliyor.
Kanada’nın Alberta eyaletinde yer alan ve “Badlands Guardian” adı verilen coğrafi oluşum da bunlardan biri. Uydudan çekilen fotoğraflarda, geleneksel başlığını giymiş bir kızılderili profilini andıran bu yapıya “Indian Head Penny” adı da veriliyor. İlk bakışta kabartı gibi görülen oluşum, aslında bir çukurdan meydana geliyor. Kızılderilinin “kulaklığı” gibi görünen olgu ise petrol aramak amacıyla açılmış bir kuyu ve etrafındaki yoldan ibaret. Kuyuda petrol bulunmadığı için kullanılmadığı ve “kulaklığın” birkaç yıl içinde erozyonla yokolacağı bildiriliyor.
Bilimsel yaklaşım, yerdeki kızılderili kafasını, dün sözünü ettiğimiz Mars’taki insan yüzü ile birlikte pareidolia sınıfına yerleştiriyor. Pareidolia, belirsiz ya da rasgele uyarıcı etkenlerin insanlarca anlamlıymış gibi algılanması ile sonuçlanan psikolojik bir süreç olarak tanımlanıyor (bulutların şekillerini hayvanlara benzetmek, Ay’da insan yüzü görmek, ters çalınan müzik kayıtlarında gizli mesajlar duymak bu kategoride açıklanıyor).
www.maps.google.com adresine girip “Badlands Guardian” sözcüklerini aratarak bu olağanüstü görüntülere ulaşmak ve daha yakından incelemek mümkün (”A” işaretini takip edin ve Uydu düğmesini tıklamayı unutmayın).
0
Son Vosvos’un doğumgünü
30 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
2003 yılında bugün, Meksika’daki Volkswagen fabrikası, dünyadaki sonuncu “tosbağa” Volkswagen’in üretimini tamamladı.
Üretim bandından çıkan 21,529,464′üncü tosbağa, düzenlenen bir tören ve Mariachi müziği eşliğinde Almanya’daki Volkswagen müzesine gönderildi. Tosbağa’nın gidişini duyurmak amacıyla Meksika televizyonlarında bir reklam filmi yayınlandı: Bir caddede iki otomobil arasında daracık bir yer var; gelen geçen otomobillerin sahipleri oraya park etmeye çalışıp araçlarını sığdıramadıkları için vazgeçiyorlar. Sonra bir tosbağa gelip rahatça park ediyor aynı yere. Ardından ekranda bir yazı beliriyor:
Böyle küçük bir otomobilin ardında böyle büyük bir boşluk bırakması ne kadar inanılmaz…
Tuhaf şekline, gürültülü motoruna ve sert amortisörlerine rağmen tüm dünyanın sevgilisi haline gelen tosbağanın macerası, 1933 yılında Adolf Hitler’in Ferdinand Porsche’a Volks-Wagen (Almanca’da “sıradan insanın otomobili”) adını verdiği bir aracın skeçlerini teslim etmesiyle başladı. Hitler’in bu araçla ilgili vizyonu, iki yetişkini ve üç çocuğu 100 km/saat hızla taşıyabilecek bir otomobili, ufak bir motosiklet fiyatına halkın kullanımına sunmaktı.
Skeçler Porsche tarafından kısa zamanda geliştirildi. Bu arada Çekoslavakya’daki Tatra otomobil fabrikasının tasarımlarından alıntı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, ancak II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle sonuca bağlanabildi ve 1961 yılında Volkswagen Tatra’ya 3 milyon mark tazminat ödedi. Tatra günümüzde kamyon üretimi yapmaktadır.
II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesiyle, tüm sanayi tesisleri müttefiklerin kontrolüne geçti. İlk başta Volkswagen fabrikasını elinde bulunduran ABD ordusu, daha sonra fabrikayı İngilizlere devretti. Fabrikanın sökülüp İngiltere’ye nakledilmesi gündeme geldiyse de, hiçbir İngiliz üreticisi fabrikaya talip olmadı. O dönemde İngiliz kurumlarınca hazırlanan resmi bir raporda şöyle denmekteydi: “Araç motorlu otomobillerin sahip olması gereken minimum koşulları yerine getirmemektedir. Sıradan alıcı için cazip olmaktan uzaktır. Bu aracı ticari olarak satışa sunmak ekonomik açıdan anlamlı olmaz”
Daha sonra üretime tekrar başlayan fabrika, yaratıcı reklam kampanyaları ve tosbağa’nın sağlamlık konusunda giderek yayılan ünü nedeniyle giderek artan talebi karşılamaya yetmeyince başka ülkelerde de tosbağa üretimi başlamıştır. 1971 yılında rekor düzeye çıkarak 1.3 milyon’a ulaşan senelik tosbağa üretimi, 30 Temmuz 2003 tarihinde 21,529,464′üncü tosbağanın üretim bandından çıkışıyla sona ermiştir.
0
ENIAC
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.
ENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.
Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.
ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.
0
Uçan çalar saat
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Kimi insan her sabah kendiliğinden neşe içinde uyanır. Yataktan süzülerek kalkıp, şarkılar söyleyerek hazırlanır, etrafındakilere gülücükler dağıtarak kahvaltı eder, işyerine/okula vardığında cıvıl cıvıl tavırlarıyla çevredeki herkese enerji verir.
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
2003 yılında bugün, Meksika’daki Volkswagen fabrikası, dünyadaki sonuncu “tosbağa” Volkswagen’in üretimini tamamladı.
Böyle küçük bir otomobilin ardında böyle büyük bir boşluk bırakması ne kadar inanılmaz…
Tuhaf şekline, gürültülü motoruna ve sert amortisörlerine rağmen tüm dünyanın sevgilisi haline gelen tosbağanın macerası, 1933 yılında Adolf Hitler’in Ferdinand Porsche’a Volks-Wagen (Almanca’da “sıradan insanın otomobili”) adını verdiği bir aracın skeçlerini teslim etmesiyle başladı. Hitler’in bu araçla ilgili vizyonu, iki yetişkini ve üç çocuğu 100 km/saat hızla taşıyabilecek bir otomobili, ufak bir motosiklet fiyatına halkın kullanımına sunmaktı.
Skeçler Porsche tarafından kısa zamanda geliştirildi. Bu arada Çekoslavakya’daki Tatra otomobil fabrikasının tasarımlarından alıntı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, ancak II. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle sonuca bağlanabildi ve 1961 yılında Volkswagen Tatra’ya 3 milyon mark tazminat ödedi. Tatra günümüzde kamyon üretimi yapmaktadır.
II. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yenilmesiyle, tüm sanayi tesisleri müttefiklerin kontrolüne geçti. İlk başta Volkswagen fabrikasını elinde bulunduran ABD ordusu, daha sonra fabrikayı İngilizlere devretti. Fabrikanın sökülüp İngiltere’ye nakledilmesi gündeme geldiyse de, hiçbir İngiliz üreticisi fabrikaya talip olmadı. O dönemde İngiliz kurumlarınca hazırlanan resmi bir raporda şöyle denmekteydi: “Araç motorlu otomobillerin sahip olması gereken minimum koşulları yerine getirmemektedir. Sıradan alıcı için cazip olmaktan uzaktır. Bu aracı ticari olarak satışa sunmak ekonomik açıdan anlamlı olmaz”
Daha sonra üretime tekrar başlayan fabrika, yaratıcı reklam kampanyaları ve tosbağa’nın sağlamlık konusunda giderek yayılan ünü nedeniyle giderek artan talebi karşılamaya yetmeyince başka ülkelerde de tosbağa üretimi başlamıştır. 1971 yılında rekor düzeye çıkarak 1.3 milyon’a ulaşan senelik tosbağa üretimi, 30 Temmuz 2003 tarihinde 21,529,464′üncü tosbağanın üretim bandından çıkışıyla sona ermiştir.
0
ENIAC
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.
ENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.
Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.
ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.
0
Uçan çalar saat
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Kimi insan her sabah kendiliğinden neşe içinde uyanır. Yataktan süzülerek kalkıp, şarkılar söyleyerek hazırlanır, etrafındakilere gülücükler dağıtarak kahvaltı eder, işyerine/okula vardığında cıvıl cıvıl tavırlarıyla çevredeki herkese enerji verir.
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Bundan 61 yıl önce, ENIAC adı verilen ilk çok amaçlı, programlanabilir dijital bilgisayar kullanıma açıldı. Daha önce de hesap yapabilen dijital makineler yapılmış olmasına rağmen, ENIAC her türlü hesaplamayı yapabilecek şekilde programlanabilen ilk bilgisayardı. Yapılış amacı, A.B.D. ordusunun balistik araştırma laboratuarında kullanılan ateşleme tablolarını hesaplamaktı.
ENIAC’ın içinde 17.468 lamba ve 90.000′in üzerinde diyot, direnç ve kapasitör vardı. Bunlar birbirine 5 milyonun üzerinde lehim bağlantısıyla tutturulmuştu. Yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde, 1 metre derinliğinde ve 26 metre uzunluğunda olan ENIAC, 63 metrekare yer kaplıyor ve saatte 150 kW enerji harcıyordu.
Elektronik uzmanları, ENIAC’ın bünyesinde yeralan çok sayıdaki lambanın sürekli arıza çıkaracağını ve sistemin güvenilir performans sergileyemeyeceğini tahmin etmiş ve haklı da çıkmışlardır. İlk başta her gün çok sayıda lambanın arızalanması sonucu mesailerinin yarısını bakım çalışmalarıyla geçiren ENIAC işletim ekibi, lamba arızalarının bilgisayar açılıp kapanırken meydana gelen ısı değişikliklerinden kaynaklandığını farkederek cihazı sürekli açık bırakma kararını vermiş, ENIAC hizmetten kaldırıldığı 2 Ekim 1955 tarihine kadar hep açık tutulmuştur.
ENIAC’ın gördüğü işi günümüzde yarım milimetre genişliğindeki bir mikro işlemci yerine getirebilmektedir.
0
Uçan çalar saat
29 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Kimi insan her sabah kendiliğinden neşe içinde uyanır. Yataktan süzülerek kalkıp, şarkılar söyleyerek hazırlanır, etrafındakilere gülücükler dağıtarak kahvaltı eder, işyerine/okula vardığında cıvıl cıvıl tavırlarıyla çevredeki herkese enerji verir.
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kimi insan asık suratla uyanır. Homurdana homurdana kalkıp, zorla hazırlanır, etraftakiler yanılıp da yoluna çıkarlarsa ağızlarının payını hemen alırlar. İşyerine/okula vardığında kimse üzerine gitmez çünkü daha önceden derslerini almışlardır; çok zorunlu durumlar dışında onunla iletişim kurmak için kendisinden belli bir işaret beklerler (ilk çayını ya da kahvesini bitirmesi, gazeteyi bir kenara bırakması veya ağzını açıp konuşması gibi).
Üçüncü bir tür insan vardır ki sabah uyanamaz. Hem de hiç. Horozlar öter, saat çalar, dünya döndüğünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymaz ama bu insanlar uyumaya devam ederler- on dakika daha, on dakika daha…
İşte bu türden olup da işine/okuluna sürekli geç kalanlar için geliştirilmiş uyandırma garantili bir çalar saat var bugün gündemimizde: uçan çalar saat.
Bu saatin en büyük özelliği, ayarladığınız zaman gelip de alarm çalmaya başladığında tepesindeki pervanenin uçup gitmesi. “Gitsin, bana ne?” diyeceksiniz. Şimdi diyebilirsiniz, ama saatle aynı odadayken öyle diyemiyorsunuz işte. Çünkü o pervaneyi bulup yerine yerleştirmeden alarmı susturmanız mümkün değil. Bu da yataktan kalkıp pervaneyi aramak ve bulmak anlamına geliyor (yani normal bir sabah kalktığınız gibi gözler yarı kapalı otomatik pilotta kalkmak işe yaramıyor).
Saati susturmak için sabah mahmurluğuyla akla gelebilecek alternatif yöntemler (fişini çekmek, duvara fırlatmak, vb.) için de tedbirler düşünülmüş; saatin içinde pil desteği var ve gövdesi darbelere son derece dayanıklı.
Sabah yataktan kalkmakta güçlük çeken herkese şiddetle tavsiye edebileceğimiz bu saatin fiyatı yaklaşık 15 Pound.
Daha fazla bilgi için: www.firebox.com
0
Yapay sigara aroması
19 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günlük Yazılar
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Hollanda’da sigara yasağının nasıl işleyeceğini hiç anlayamamıştım zaten. Daha yasağın uygulamaya konmasının üzerinden iki hafta geçmeden ilginç haberler gelmeye başladı bile:
Sahneler için ışıklandırma ve efekt sistemleri üreten Rain Showtechniek adlı bir Hollandalı firma, barlara ve kafelere “geleneksel kokularını” geri kazandırabilecek bir makine geliştirdi. Firma adına açıklamada bulunan Erwin van den Bergh şöyle dedi:
Özellikle sıcak havada barlarda oluşan ter ve beklemiş bira kokusunu maskeleyebilecek bir kokuya ihtiyaç var. Şimdiye kadar sigara dumanı bu görevi yerine getiriyordu. Çoğu kişi, moka kahvenin, Havana purosunun veya sigaranın yarattığı kokunun iyi bir ortam yarattığını ve keyifli bir yaşamın izleri olduğunu düşünüyor.
Makinenin ürettiği koku, gerçek sigara kokusu gibi sağlığı tehdit etmiyor; ayrıca müşterilerin ve çalışanların saçlarına ya da giysilerine sinmiyor. Sergi salonları için üretilen dev boyutlu makinelerin yanısıra (yaklaşık 4.400 Euro) kafeler için üretilen daha ufak modeller de mevcut (550 Euro). Makinelerde çeşitli tütün aromalarının yanısıra deri kokusu, taze ekmek kokusu veya yeni otomobil kokusu kullanmak da mümkün.
Ben hala bu makineye değil de, Hollanda’da sigara yasağının uygulandığına inanamıyorum. Bakalım sırada ne var? Küba’da puro yasağı?
Kaynak: Telegraph.co.uk
0
1978 yılında Microsoft ekibi
4 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Microsoft 3 yaşındayken çekilen bir fotoğraf. Henüz internet yok. Ctrl+Alt+Del yok. Masaüstü temizleme sihirbazı dahi yok. Şirketin kurucuları Bill Gates en alt sırada en solda, Paul Allen aynı sırada en sağda.
Kaynak: wikipedia.org
0
He-phone
3 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes
0
Kaçırılmaz fırsat (1980)
1 Temmuz 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
0
Kişisel uydu anteni projesi
27 Haziran 2008 tarihinde Doruk Somunkıran tarafından yazıldı. Kategori: Günün Fotoğrafı
Kaynak: Aha! Jokes








